İrem Özçelik

İrem Özçelik
@okudumbittiii
10/10
·318 syf.··
Beğendi
·
2020 30. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2020 03:41
Israr üzerine okuyup “Ben bunu okumayı nasıl atlamışım?” dediğim kitap. İlk olarak kapak tasarımının güzelliğine iltifatlar yağdırmak istiyorum Hologramlı olması dikkat çekicilik yönünden şans kazandırıyor kitaba zaten, okunduğunda ise kapağa gerek kalmadan kendisini ön sıralara çıkartıyor. Ne yalan söyleyeyim en başlarda anlamlandıramadığım için biraz sıkıldım (ya da beklentim tamamen farklı yönde olduğu için) ama ilerledikçe anladım kitabı, yazarın dilini ve ne demek istediğini Kitap bölümlere ayrılmış, 3 farklı karakterin gözünden anlatılıyor olaylar. Ve en beğendiğim şeylerden birisi de karakterlerin isimleri! Kendi mizacından ötürü müdür yoksa okurların aklında kalsın diye midir bu isim-soyisim kombinasyonları bilemem ama olaylar dışında bir de isimleriyle güldürüyor okuru Korkut Üneli (en beğendiğim), Avni Vav, Civan Kazanova, Masum Cici, Fujer Fuji sadece bazıları... İsimler zaten aklınızda kaldığı için onları hatırlamakla zaman kaybetmeyip sadece olaylara odaklanabiliyorsunuz. Konusuna gelince; 100 yaşındaki Kurtuluş Savaşı gazisinin ‘maceraları’ anlatılıyor. İlk duyduğumda tarihi bir roman sandım ama yazar beni çok şaşırttı Pişman mıyım? ASLA! Değişik tarzda kitap okumak isterseniz hele hele şu günlerde yüzümüz biraz gülsün diyorsanız naçizane tavsiyemdir Yani aslında tamamen farklı bir yazar ve kitapla karşılaştığım için değinmek istediğim çok şey var, var daa sığdıramıyorum Ah unutmadannn benim ennn sevdiğim şey yazarın kitapta okuyucuyla konuşması. Bayılıyorumm, bu kitapta da onu tattım. Teşekkürler Murat Menteş Ben yazarım diğer kitaplarını almaya gidiyorum hemen
Ruhi MücerretMurat Menteş · April Yayıncılık · 201818,3bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
10/10
·284 syf.··
Beğendi
·
2020 25. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Nisan 2020 20:31
Bugün bu felaketin 34. Yıldönümü! Kitap üzerindeki “01:23:40” facianın yaşandığı saati ifade ediyor. Çernobil Nükleer Santrali'nin 4. reaktöründe tam bu saatte acil kapatma düğmesine basılması, sonuçları günümüzde hala daha devam eden felaketin başlangıcı oluyor. Sovyetler Birliği, ilk günlerde felaketi açıklamıyor fakat Avrupa’daki radyasyon düzeyinde ciddi artış gözlemlenince SSCB açıklamada bulunarak -mecbur kalıyor- diğer ülkelerden yardım istiyor. Ve epey eleştirilere de maruz kalıyor. Bazı kişiler tarafından kusurların bilinmesine ve elde imkan olmasına rağmen düzeltilmeyip facia sonrasında da bunun suçlusunu tecrübesiz ve hiçbir şeyden haberleri olmayan personeller olarak gösteriyorlar. Konuyla alakalı uzun bir yazı yazmayı çok isterdim çünkü beni oldukça içine çekiyor. Fakat artık sadece kitaptan bahsedelim. Kitap skalası oldukça geniş bir olay, rahatlıkla kitap bulabilirsiniz. Benim bunu size önermemdeki neden ise hem herkesin anlayacağı ve öğreneceği bir bilimsel dille, olayı genel hatlarıyla anlatmış olması hem de yazarın Çernobil’e bizzat gidip oradaki gözlemlerini bize aktarması. Kitabın son sayfalarında da bir fotoğraf arşivi var. Olayı gezerek de anlatmış olması beni kitabın içine daha fazla çekti. Benim temelim var ve daha bilimsel, detaylı içerikler istiyorum diyorsanız size basit gelebilir. Ben olumsuz eleştiri yapabileceğim bir şey bulamadım kitapta. Çevirisinden, anlatımına tatmin ediciydi. Bana bu olayı daha derinden araştırmamı sağlayacak bir yol göstermiş oldu, yazarın kalemine sağlık Kitabı bitirdikten sonra mini dizisini de izlemenizi tavsiye ederim, mükemmeldi.
Tarih
Çernobil 01:23:40Andrew Leatherbarrow · İndigo Kitap · 2019677 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
Beğendi
·
2020 8. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 30 Ocak 2020 00:53
·
İstanbulun kargaşası içinde sıradan bir yaşam süren İbrahim, çocukluk arkadaşı Hüseyin'in ölüm haberi üzerine doğduğu kadim kent Mardin'e gider. Onun, önce sevdaya sonra ölüme yazılmış, Mardin’de başlayıp Amerika’da sona ermiş hayatını araştırmaya koyulur. Böylece âdeta bir girdabın içine çekilir, tutkuyla ve hırsla gizemli bir kadının peşine düşer. Kitap İbrahim tarafından anlatılıyor. Günümüz ve eski zamandaki hayat kıyaslamaları oldukça yoğun. Livaneli kitapta ışid'e, ezidilere, ortadoğu kültürlerine değiniyor. Yapılan işkenceleri okudukça kitabın adı gibi içinizi bi huzursuzluk kaplıyor, geçmesi zor olanından... Sonuç olarak kitabı gerçekten beğendim ki zaten 1 gün bile sürmeden bitti. Kanayan yaralarımıza parmak basmış, bizi okudukça silkeleyen bir roman. Benim için tek eksi yanı kitabın sonu daha farklı ya da daha ileride bitebilirdi. Meleknaz’ın da ağzından hikayeyi dinlemek isterdim açıkcası. Onun dışında bilmediğim bir çok şey öğrendim, genel kültür anlamında da okuyanlara katacağı çok şey var Ben yazarın ilk olarak Serenad kitabını okumuş ve içinde geçen Struma olayından etkilenip araştırmaya başlamıştım. Burda da içinden seçtiğim konular var, ilerleyen günlerde sanırım onları araştırmaya koyulacağım. Kitaplarını okudukça bana bir şeyler öğreten ve daha da detayını öğrenmeye teşvik eden bir yazar kendisi
HuzursuzlukZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2017117,8bin okunma
10/10
·341 syf.··
Beğendi
·
2019 20. kitabı
Benim 2. Dünya Savaşıyla alakalı ennn sevdiğim kitap Bu döneme meraklı olduğum için her kitabı beğenerek ve ilgiyle okuyorum aslında fakat bu kitap bende daha değişik duygular hissettirdi. Düşünsenize 13 yaşında bir kız savaş döneminde her şeyi kendi bakış açısından anlatıyor hiçbir kurgu yok, her şey yaşandığı gibi yazılmış. O döneme ait bir günlük... Gün gün her şey aktarılmış. Son güne değinmek bile istemiyorum, son günün, son cümlenin yarım kalmış olması, sonrasında yaşananlar... Aşırı aşırı etkilendiğim bir roman. Konusu ise; 13 yaşında Anne, kendisine babası tarafından hediye edilen günlüğe, ailesinin mensup olduğu dinden ötürü kaçmak zorunda kaldıkları (yoksa götürülecekleri yer belli... ) dönemde yani 12 Haziran 1942 ile 1 Ağustos 1944 yılları arasında saklandıkları yerden gün gün her şeyi aktarmış. İşin korkunç savaş boyutunu bir yana bırakırsak bir kızın büyümesine, genç bir kız olma serüvenine de tanıklık ediyoruz. Kaldıkları yerde sadece kendi ailesi değil bir çok kişi de olduğundan onlarla geçen iletişimlerini, aşık olma heyecanını, savaşın gelişmeleri, biri gelecek korkusuyla hareket dahi edemeyişlerini aktarıyor bize. Anne Frank, 1944 baharında sürgün sırasında Eğitim Bakanı Bolkenstein’ın Oranje radyosunda yaptığı konuşmayı duyana kadar yazıları sadece kendisi için yazmış. Bakan konuşmasında, Alman işgali altındaki Hollanda halkının acılarına tanıklık eden her şeyin kamuoyuna açık hale getirileceğini söylemiş. Örnek olarak tutulan günlükleri de saymış. Bu konuşmanın etkisinde kalan Anne, savaştan sonra bir kitap yayımlamaya karar vermiş. Günlüğünü yeniden yazmaya ve üzerinde çalışmaya başlayıp, daha iyi bir hale getirmiş. İlginç bulmadığı bölümleri çıkarıp, hafızasında kalmış olanları eklemiş... Sonunda ne olduğunu söylemeyeceğim. Muhakkak
Anne Frank'ın Hatıra DefteriAnne Frank · Epsilon Yayınevi · 20238,9bin okunma
10/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2019 27. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Aralık 2019 11:30
Kitabın konusu şu şekilde; gazeteci Yenal Bilgici’nin sorularına İlber Ortaylı tarafından verilen cevaplar bir söyleşi formatında kitaba aktarılmış. Konuşma şeklinde olduğu için sıkılmadan okuyabileceğiniz kaliteli bir kitap. İlber Ortaylı’nın yaşam tecrübelerinden yola çıkarak aktardığı öneriler size çok şey katacaktır eminim. İzlenmesi gereken filmler, okunması gereken kitaplar, bir şehrin nasıl gezilmesi gerektiği... ve bir sürü konu hakkında önerileri yer alıyor İlber hocanın. Tabi zevkler farklıdır fakat okuyan herkese illa bir şey katacağı kesin olan, benim de tavsiye ettiğim ve kütüphanenizde mutlaka bulunması gereken bir kitap, iyi okumalar diliyorum şimdiden! :)
Bir Ömür Nasıl Yaşanır?İlber Ortaylı · Kronik Kitap · 202065,3bin okunma