Ne kadar da içimizden birinin kalemi, ne kadar da sen, bensin..Kimi kitapları okuyunca ben böyle düşünüyorum.İllaki aynı şeyleri yaşamaya da gerek yok.Her hikayesinde kendinizden , minik de olsa bir parça bulacaksınız.Bugün okudum, bugün dün olacak ve yarın yine hayatı tıpkı bu hikayelerdeki gibi yaşacak çoğumuz.
İçinde 7 tane kısa öykü bulunan ve bir oturuşta okuyacağınız bir kitap.
Ülke geneli yapılan sınavlardaki Türkçe sorularının,kimi pasajları gibi insanı alıp derinliğe doğru sürükleyen,kimi zaman kafayı kaldırıp pencereye baktıran,akıcı bir kalem.Şimdiden keyifli okumalar diliyorum.
İnsanın içindekini (duygularını,düşüncelerini)dışa vurumunu resimle, şiirle pekiştirerek ortaya kişisel bir dil çıkarmak, yetenek ister, emek ister, ilham ister...
Bu eserde de tam olarak bunu görüyoruz.İlkin bir duruş,sonra bir kravat, sonra belki bir yüzleşme...yazar ya da şair olmak gerekir mi derinlik için...ya da derin mi olmak gerekir yazar ya da şair olmak için...
Okuduğunuz size neleri sorduruyorsa, o soru değeri kadar ederi vardır(kişiye göre değişir) ..bakın bakalım orada neler var?Hem belki size de ilham gelir benim gibi siz de çiziktirirsiniz birkaç satır.
Dune serisinin ikinci kitabı.Heyecanı ve gerilimi bir an olsun düşürmüyor Frank Herbert.İnsanın iç sesinden tutun,anlık hissedilen duygulara ve düşüncelere kadar..kokuya kadar her şeyi oldukça gerçekçi bir şekilde yazmış..Kurgusal bir dünyada insana ait her şeyi bu kadar mükemmel ifade edebilmek nasıl mümkün?
Hiç tereddüt etmeden sizde seriyi alıp okumaya başlayın, ne demek istediğimi anlayacaksınız.