Paris'te ihtişamlı, ışıltılı, şaşaalı bir hayat süren sonrasında gözden düşen sürgüne gönderilen aristokrat bir kadının trajik öyküsü. Kıskançlık, kinin ve yalanın olmadığı bir hayatın yaşanmaya değmeyeceğini düşünen entrika ve eğlencenin varoluş kaynağı olduğuna inanan bir kadının içsel dünyasına derin bir yolculuk. Yine bir Stefan Zweig klasiği kısa ama derin ve isabetli tahliller içeren bir novella. Okunası ve tavsiye edilesi bir kitap.
Bu incelemeyi yapıp yapmamakta çok kararsız kaldım, kafam çok karışık, şaşkınım kitabı tam olarak tanımlamakta sanırım güçlük çekiyorum kitabı sevdim mi sevemedim mi tam olarak bilemiyorum. Belki de yazarımızın tarzına alıştıktan sonra diğer kitaplar ağır ve sıkıcı gelecektir bilemiyorum. Kitap hiperaktif bir dile sahip, oldukça hızlı akan olayların içerisinde buluyorsunuz kendinizi karakterlerin isimleri çok eğlenceli ve isimleriyle müsemma. Roman absürt komedi bir Türk filmi tadında. Olay kurgusu beni çok etkilemese de içerisindeki aforizmalar oldukça dikkatimi çekti. Kitaptaki sözler iyi düşünülmüş bir zekanın ürünü kısacası yazarımız tam bir cümle mühendisi :)
İnsan ruhunun derinliklerine ve iç dünyasındaki çatışmalara temas eden sarsıcı diyaloglar.. Dış dünyadan soyutlanmış yalnızlığıyla buhrana sürüklenmiş bir adam. Yer yer kendi yalnızlığıyla memnun olan yeraltına kapanan, yer yer insanlarla kaynaşmak isteyen ve sosyalleşmek istedikçe dışlanan bir adam. Kendini aşağılayan bazen kendini yücelten eşsiz bir döngü. Bizler de bu yalnız adamın iç çatışmalarına tanıklık ediyoruz. Sadece 19 yy. insanına hitap eden bir kitap değil 21 yy. insanına da adeta ders verir nitelikte.