"Bir masa başında hiçbirimizin tanımadığı kimi adamlar bazı kağıtlar imzalıyorlar. Ve sonra, önceden dünyanın en büyük suç saydığı ve en şiddetle cezalandırdığı şey, bizim en yüksek gayemiz haline geliyor ve bu yıllar boyunca sürüyor."
Batıda Yeni Bir Şey Yok, okuduğum en iyi savaş karşıtı romanlardan biri. Roman, vatanseverlik duyguları ile dolu Alman gençlerin Birinci Dünya Savaşı'na katılmasını ve burada savaşın gerçekleri ile yüzleşmelerini konu alıyor. Roman boyunca Paul isimli askerin yaşadığı duygu durumlarını, savaş hakkındaki düşüncelerini, etrafında olup bitenleri kendi ağzından okuyoruz. Paul, sık sık savaşın anlamsızlığına değiniyor. Karşısında hiç tanımadığı bu insanlar ile neden savaştığını sorguluyor. Vatanseverlik sözleri ile onları yüreklendiren o komutanların neden cephenin gerisinde kaldığını, neden ön cephede masum gençler savaşarak ölürken madalyaların komutanlara gittiğini anlamaya çalışıyor.
Eserde savaşın gerçekliğinin çok çarpıcı bir şekilde anlatıldığını düşünüyorum. Yazar Remarque, kelimeleri öyle ustalıkla seçmiş ve betimlemeleri öyle iyi yapmış ki okurken kendinizi bir savaşın içinde hissediyor, sanki o an o bombalar yakınınızda patlıyor gibi hissediyorsunuz.
Yazar hissettirdikleri yanında şu mesajı da veriyor; savaşlara katılan insanların bir kısmı bedenen ölür, geri kalanlar ise ruhen. Ona göre sonuçta, savaşlara katılan herkes ölür, bedenen ya da ruhen, kimse savaştan sağ çıkamaz. İşte savaşın gerçek yüzü. Beğendiğim ve tavsiye edeceğim bir eser oldu. Okuyacaklara iyi okumalar dilerim.
#alıntı
"Bence savaş daha çok salgın hastalık gibi bir şey. Kimsenin istediği yoktur, derken bir de bakarsın herkes yakalanı vermiş. Biz savaş istemedik. Diğerleri de aynı şeyi söylüyorlar ama yine de dünyanın yarısı savaşa katılmış halde."