İnsan niçin yaşadığını bilmezse günü gününe yaşamakla kalıyor; günün geçmesini, gecenin gelmesini beklemekten başka zevki olmuyor. Bugün nasıl yaşadım, sorusuna cevap vermeden uykuya dalıyor, ertesi gün gene aynı hayat.
Bazen düşünürüm, ne kadar garip mahluklarız? Hepimiz ömrümüzün kısalığından şikayet ederiz; fakat gün denen şeyi bir an evvel ve farkına varmadan harcamak için neler yapmayız?
Başka bir zaman, kendisiyle konuşur gibi bana şöyle de-mişti: "Şöyle yaşamanız gerekir: Koşulların gerektirdiğine göre; ister verirken, ister alırken, tereddütsüz. O zaman atlatırsınız, Nihayetinde, takılıp kalsanız dahi her zaman bilinçdışından gelen bir karşıt kutup vardır; bilinçli irade ve görü başarısız olduğunda o, yeni yollar açar."