Gün olur asra bedel Türk efsaneleriyle bilim kurgunun bir arada bulunduğu,geçmişle geleceği bir arada bulunduran alegorik bir eserdir dolayısıyla romandaki bir çok olay ve kişinin temsil ettiği bir de özel anlamı vardır.Beni en çok etkileyen ki bence romanın en can alıcı noktası olan “mankurt” benzetmesi Nayman Ana efsanesinde geçmektedir.
“Efsaneye göre zamanında bölgeye hakim olan Juan-juanlar oldukça vahşi bir kavimdir ve ele geçirdikleri esirlere türlü türlü işkenceler ederek, hayatta kalanlarında hafızalarını silerek kendilerine bağlı köleler yapmaktadırlar.Kafasındaki saçlar kazınan esirin başı deve derisi ile kaplanmakta, deri küçüldükçe başı sıkarak şiddetli ağrı yapmakta, uzun süre güneşte kalma ve deve derisi işkencesi neticesinde esir hafızasını yitirmektedir. Geçmişini hatırlamayan esir sahibine tam bir bağlılık ile hareket etmekte ve bundan sonra ona mankurt denilmektedir.” Nayman Ananın oğlu da mankurtlaştırılmıştır.
Romanda geçen Sabitcan karakteri de aslın da soyut olan mankurt tipine en somut örnektir.Bu karakter iyi bir eğitim aldığı hâlde kendi kültüründen tarihinden dininden uzaklaşan, kopan, onu küçümseyen, hatta ona düşman olan modern mankurt örneğidir aslında.Geçmişini yok saymış ve kaçınılmaz bir şekil de sistemin kölesi olmuştur.