Kitap yayınladığından kısa bir süre sonra Balkanlarda ve bizim ülkemizde çok büyük yankı uyandırdı.
Mustafa Kemal Atatürk'ün bizzat emriyle okullarda ve askeriyede bu kitap eğitim bir parçası oldu.
Kitabı anlatmaya başladığımda aslında Türkiye'nin mevcut durumunun ,Finladiya 'nın gelişmeden önceki haliyle benzerlikler taşıdığı söylemeniz muhtemeldir.
.
.KONUSU:1809 yılına kadar İsveç 'e bağlı olan Finlandiya 'nın daha sonra Rusya'nın kontrolüne geçmesiyle başlayacak olan hikaye ,Rusya için çok da gerekli olmayan bu "buzdan ülke"nin kendi başına kalmasıyla devam eder.
Ama otun bile yetişmediği bu soğuk ülkenin aydınları hemen çalışmalara koyulurlar. İlk önce benliklerini kaybetmemek adına dillerini yeniden kullanmaya başlarlar. Çünkü İsveç kontrolündeyken Fince "köylü dili"olarak görülüyor ve konuşanlar cahil sayılıyordu.Ülkenin makûs tarihini değiştiren üç aydından söz edilir.Bunlar :Johan Ludvig Runeberg ,Elias Lönnrot ve Johan Vilhelm Snelman 'dır.Bu aydınlar ;din adamlarını,öğretmenleri kısacası ülkenin aydınları sayılacak kesimleri toplar ve onlara şunu öğütler:"Bu tür mucizevi dönüşümler her bir ülkede ve vilayette,hatta en ücra yerlerde dahi yaşanması mümkündür .Sadece sihirli ellere ,ıleri görüşlü,büyük yürekli insanlara,yorulmadan çalışan kültür emekçilerine ihtiyaç var. "der ve onları bu şekilde örgütler.
.
. .Zaman geçtikçe bu buzdan ülke dünyanın gıptayla baktığı bir yer haline gelir .Hukukundan tutun da sanatına kadar her şey mükemmel işler hâle gelir.
.
.Ülkenin bu duruma gelmesinin yegâne sebebi ise: İnsanların bilinçlendikçe" bu topraklar için bu toplum için ne yapabilirim ?diye düşünmeleridir.
.
Naçizane tavsiyem:Hepimiz bu ülkenin birer ferdiyiz .Kendimizi birer aydın gibi yetiştirmeliyiz.Yeterli donanıma ulaştıktan sonra ise hiç zaman kaybetmeden