Muhtemelen bu serinin bir karakteri olsaydım ya zekice plan yaptım diye Binbaşı Reale gibi öldürülürdüm, ya Daniel gibi her Vhalla'yı gördüğümde dibim düşerdi, ya sırf Vhalla'yı sevmiyorum diye onun dahice (!) fikrini umursamayıp mal mal stratejiler yapacak ya da sırf Vhalla'yı sevmiyorum diye Rüzgargüdücüye düşman ilan edilirdim... Genel itibariyle tüm akıllı karakterler bu şekilde boşa harcanıyor...
Daniel Vhalla için istemem yan cebime koy ya da kısaca ikinci koca gibi bir şey Aldrik ölür falan diye yedekte bekliyor. (Spor izleyenler veya izlemeyenler de bilir mutlaka yedekler vardır. Daniel da o yedeklerden biri gibi bir şey...)
Sayfa 58: "Vhalla, ben..." Daniel uzaklaşmaya başladı.
"Yapma,"diye fısıldadı Vhalla. Adam kalakaldı.
"İsim söyleme, tek kelime bile etme. Sadece bir süre saklanmama izin ver ve beni de herhangi birine yapacağın gibi rahatlatmaya çalış."
Genelde bu tip karakterler kuma olmaya bile razıdırlar. Ana karakter için koca bir sıfırdırlar. Tabii bir hiç olduklarını kabul edip hayatlarını yaşarlar. (Bu tarz karakterle ilgili en iyi kitap şüphesiz Stefan Zweig'ın Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu'dur.)
13 Temmuz'da final yapan Maraşlı'da nasıl "bayan" kelimesi çokça geçtiyse Toprağın Sonu'nda da o kadar "kadın" kelimesi geçti. Tabii bir farkla Maraşlı bu bayan olayını olabildiğince kısa tutarken (en azından ben öyle umuyorum), Elise Kova tam tersi daha çok kadın kelimesini kullanmış olması.
Sayfa 334: "Prens zapt edildi, iyi olacak... tabii eğer Baldair onu öldürmeye karar vermezse. Kadınlara kötü davranan insanlara katlanamıyor."
Umarım yatakta da öylesindir Baldair. O kadar kadının duygularıyla oynayan birinden beklenmeyen bir hareket doğrusu...
Gelelim şu Aldrik karakterine bana anlatılan o dillere destan Aldrik işine düşkün, zeki, kıvrak zekalı,