“İleri gidiyorsun maya” diye bağırdı.
“Az bile yapıyorum”dedim “Aramızdaki temel fark ne, biliyor musun? Sen insanlara baktığın zaman üniformalar, bayraklar ve din görüyorsun!”
“Peki, sen ne görüyorsun bakalım?”
“İnsan, sadece insan.Sevecen, acı çeken, acıkan,üşüyen,korkan bir insan.”
“Eğer bir gün bu önyargı kelimesi yani Avrupa dillerindeki barbar, Japon dilindeki gaijin, Müslümanlardaki kafir, Almanlardaki Ari olmayan gibi önyargı sıfatlarını kaldırabilirsek, amacımıza ulaşabiliriz. Amaç nedir derseniz, bence tam olarak şudur; din, milliyet, cinsiyet, renk, cinsel tercih, siyaset gibi birtakım ön sıfatlarla ayrımcılığa uğratılmadığı bir hümanizm anlayışı.”
Bakmayın geçmişteki yaşamların daha anlamlı olduğunu söyleyenlere biz her zaman böyleydik.Şeytan ve melek, cellat ve kurban, kurnaz ve saf, yaratıcı ve yıkıcı, cesur ve korkak...
Bu figürler ta başından beri ruhumuzu oluşturan oyunun başaktörleri ve aktrisleri oldular. Bazılarımız şeytan ,cellat, kurnaz, yıkıcı, cesur rölü kapıyor, bazılarımız da diğerlerini.
“Kendi sesin! İşte en önemli şey bu. Senin sesin ! Dünyada hiçbir tarza, hiçbir modaya oturulamayacak kadar senin olan bir üslup. Elin gibi, gözün , bakışın, gülüşün gibi senden bir parça.”