Ecem İspir

8/10
·150 syf.··
2026 23. kitabı
Ferrante ile tanıştık, kendisi biraz tekinsiz biri gibi geldi bana ama yine de çok sevdim. Elli yaşına merdiven dayamış kadın kahramanımızın İtalyan'ın bir sahil kasabasında geçirdiği kısa süreli tatili ve bu tatil sırasında özellikle anneliğin yanında, eş olmanın ve kadın olmanın karmaşıklığını sorguladığı bir kısa roman. Özellikle bu tatil sırasında tanıştığı anne, kızı ve kızının oyuncağı ile kurduğu bağ, bir kadına yüklenmiş misyonların ikiyüzlülüğünü ele alması bakımından içerdiği sorgulamalar ile hayli gerçekçi. Anlatım detayları, imgeleri, kurduğu atmosfer, gerçekçiliği ve netliği ile çarpıcı bir eser oldu Karanlık Kız. Ben severek okudum. ..
Karanlık KızElena Ferrante · Everest Yayınları · 20231,375 okunma
Reklam
Puan vermedi·160 syf.··
2026 22. kitabı
Kadın için 'lanetli' topraklarda var olmak mütemadiyen bitmeyecek bir yaşam savaşı vermek demektir. Altı kız çocuğu olmasından utanan despot bir babanın yedinci kız çocuğundan sonra onu saklayıp, erkek gibi yetiştirip, çevresine de bir erkek çocuğu olarak tanıttığı Ahmet, aslında Zehra'nın hikayesi. Zahra bir kadın olduğunu babası ölüm döşeğindeyken öğreniyor ve onun yeniden doğuşu başlıyor. Fakat yaşanılan topraklar bir kadın için yeniden doğmayı bırakın, sadece nefes almayı reva görüyor. Zahra için bir yolculuk başlıyor, çöllerde, kimi zaman bir yabancının yanında... anlatım lirik, kimi zaman muğlak, kimi zaman gerçekle hayal arasındaki o ince çizgi belirsizleşiyor. Yine de o arayış hissini duyumsuyorsunuz, yazar bunu başarmış. Severek okudum fakat benim çok içselleştiremediğim bir roman oldu. .. .. "Kendi ellerimle boğduğum sesimin suskunluğu içinde yalamaya karar verdim. Ama, bir kez olsun haykırabilmek için, kısa da olsa, zamanım olsun istiyorum; bir çığlık atmak için, yalnızca bir kez; ruhun derinliklerinden, çok eskilerden, doğumunun öncesinden gelecek bir çığlık..."
Kutsal GeceTahar Ben Jelloun · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2018232 okunma
9/10
·1880 syf.··
2026 19. kitabı
Rus edebiyatının en epik romanıyla geldim, adı Savaş ve Barış diye ihtiva ettiği unsurları sadece bunlardan ibaret saymayalım; bu roman aile, tarih, siyaset, değişim ve dönüşüme dair çok şey veriyor okuyucuya. Uzun uzadıya romanı anlatmaktan ziyade okurken bende uyandırdığı hislerden bahsedeceğim; öncelikle kadın karakterlerin ele alınış biçimi şüphesiz Tolstoy'un gelenekselci yaklaşımını temsil ediyor, özellikle romanın baş karakterlerinden biri olan ve dönemin Rus kadın kimliğini derin ve gerçekçi bir şekilde yansıtan Nataşa'yı ele alacak olursam, yazar en sonunda kendisinin de savunduğu; yani kadının ulaşabileceği en yüksek mertebe 'annelik'tir görüşünü bu karakter üzerinden çok iyi yansıtmış. Anna Karanina romanında onun kadına dair bakış açısını zaten çok net bir şekilde görmek mümkündür. Üst tabaka insanları hep kibirli ya da onları ruhsal gelişimden uzak, derinliği olmayan karakterler olarak ele almış ki kendisi derinliğin her zaman üreten Rus köylüsünde olduğunu savunur. Romanın epilog bölümünü çok severek okudum, zira yazar burada Tarih ile ilgili çok derin fikirlerini anlatmış, örneğin tarihi sadece kişilere ya da olaylara mâl etmenin yanlış olduğundan, tarihe şekil veren en önemli unsurun toplumların küçük ve kendiliğinden gelişen hareketler olduğunu yazmıştır; kadercidir yazar, devleti, kiliseyi reddeder. Yine de ilahi bir güce bel bağlar, ahlakçıdır, romandaki karakterler de hep nihayetinde ahlaki bir sorgulama içine girerler. Yazarın Napolyon'u çoğu tarihçinin aksine bir kahraman gibi değil de, hata yapabilen, samimi olmayan, sadece tesadüf eseri başarı kazanmış bir tarihi figür olarak kaydeder. Napolyon tarihi bir 'balon'dur demek istemiş adeta Tolstoy... Sonuç olarak Savaş ve Barış, okuması sabır isteyen, fiziki hacmi ile korkutan, fakat her sayfasında
Savaş ve Barış (2 Cilt Takım)Lev Tolstoy · Can Yayınları · 201825,9bin okunma
7/10
·216 syf.··
2026 20. kitabı
Anlatım tarzıyla beni çok etkileyen, fakat belli noktalarda rahatsız edip sorgulamaya iten bir roman oldu Cennette Gibiyim. Yazarımız, annesi babası tarafından katledilirken buna şahit olan Temenni üzerinden kadın cinayetlerine dikkat çeken bir roman kaleme almış. Temenni, teyzesinin yanına çocuk yaşta verildikten sonra hayatına giren kadınların ortak bir yarasına şahit olmasını, hayattaki umutsuzluğunu, sevilmekten korkusunu, aidiyetsizliğini ve yurtsuzluğunu anlatıyor. İşte bu noktada beni rahatsız eden şey başlıyor; karakterimizin hayatına giren her kadının başına maalesef bir şey geliyor, çoğu bir erkek tarafından öldürülüyor, ya da şiddete maruz kalıyor. Kadına dair erk tutumun kör göze parmak sokar gibi anlatılmasından hoşlanmadım, ayrıca kadın karakter Temenni'nin başına gelen her şeyi bu kadar çabuk kabullenmesi, hiç umudunun olmaması, bir birey olarak varoluşunu hiç sorgulamaması, hiç adım atmaması beni çık rahatsız etti. Güçlü kadınlar görmeyi isterdim ya da içinde bulunduğu çıkmazdan çıkmak için mücadele eden kadınlar görmek isterdim. Maalesef dili, anlatımı ile beni etkileyen bir okuma olsa da, ele alınış biçimi ve tüm bu saydığım sebeplerden ötürü çokça eleştirdiğim bir roman oldu Cenette Gibiyim. Tavsiye eder miyim bilmiyorum... .. .. "Bütün kadın katilleri "Sevdiğim için öldürdüm," diyor. Öyle duygusal bir ülke ki burası, hukukumuz da aynı hislerle aşka öncelik verip bu sevdalı kocalara, erkek arkadaşlara, bu mecnunlara kol kanat geriyor." .. ..
Cennette GibiyimSibel K. Türker · İthaki Yayınları · 2024241 okunma
Puan vermedi·480 syf.··
2026 18. kitabı
Türk yazarlar bu darbeler ve yakın dönem kaotik Türkiye tarihi etrafında dönmeyi çok seviyorlar. Kimi çok iyi yapıyor bunu ama kimi romantik olup okuyucuyu çekeyim diye gerçeklikten uzaklaşıyor. Seneler önce yazarın bir romanını okuyup fazla şiirsel bulmuştum, aslında tekrar okumak gibi bir planım yoktu ama hediye gelince okumak istedim. Öncelikle bir aşk romanı Ölüyordum Geçerken Uğradım, arka planda bir yakın dönem Türkiyesi akıp gidiyor. İki zıt karakter Mahur ve Nazif, özellikle Mahur'un mücadeleci kimliğini, kendine bir yer inşa etmeye çalışma azmini çok sevdim, ikisi de sanatçı olduğu için birbirini tamamlayan karakterler. Roman boyunca zaman geçtikçe arka planda değişen ve dönüşen siyasetle birlikte kendi dünyalarında devinip duruyorlar ve onlar da değişiyorlar. Roman konu ve tema açısından bakılınca güzel fakat bence fazla romantize edilmiş, çok fazla şiirsellik romanı gerçekçi olmaktan uzaklaştırmış. Ayrıca karakterlerin kendini anlattığı bölümlerde fazla tekrara düşülmüş ki bu okurken beni biraz sıktı ve romandan uzaklaşmama neden oldu. Kısaca ortalama bulduğum bir kitap oldu, ama seveni de çok şimdi ne diyeyim. .. .. "Aşk politiktir. Çünkü bir insanı bekleyen bir insan, bu dünyadan umudunu kesmemiştir."
Ölüyordum Geçerken UğradımCan Gürses · Ayrıntı Yayınları · 2017585 okunma
Reklam