İnsanların seçtiği tedavi biçimi her ne olursa olsun -...- iyileşmenin anahtarı kişinin faal, özgür ve bilinçli seçimidir. Birçok öğretide, kitapta ve başka kaynaklarda anlatılan, insanın tabiatında var olan bu özgürlük becerisine ulaşmanın birçok farklı yolu olduğudur. Bunaltan ve sıkıntı veren dış koşullardan kurtulmak çok önemli olmakla birlikte, bu ancak; önce kendimizi kökleşmiş inanç biyolojisinin hükümranlığından azat etmemiz halinde mümkün olabilir.
Birçok hastalığın kökeninde yer alan temel faktörlerden biri, bilinçaltındaki inançların tetiklediği aşırı stres yüküdür. İyileşmek istiyorsak, hayatımızın çok erken safhalarında edindiğimiz inanç biyoloiisini tersine çevirmek için katlanarak ilerleyen sancılı bir süreci başlatmak şart. Harici olarak uygulanan tedaviler ne olursa olsun, iyileştirici güç içimizde. İç ortamımızın değişmesi gerekiyor.
Sağlığı bulmak ve tam anlamıyla kavramak için, bizzat kendi inanç biyolojimizin merkezine doğru bir seyahate, bir arayışa çıkmamız lazım. Bu da, yaşamlarımızı yeniden düşünmek ve yeniden tanımak anlamına geliyor.
Ebeveynlerin çoğu, çocuklarına karşı koşulsuz bir sevgi hisseder ve onlardan da böyle bir sevgi beklerler. Bunu bilmek önemlidir, fakat aslolan bu değildir. Aslolan, çocuğun dünyayla kurduğu ilişkilere dair en dipte, derinlerde kalmış düşüncelerine dayalı bilinçaltı algılarıdır.