Puan vermedi·131 syf.··
2026 22. kitabı
"Düşünüyorum da aşk sözcüğünü de biraz eksik buluyorum şu senle ben arasındaki ilişkiye. Daha büyük, daha sağlam bu bizimki. Aşk onun içinde sadece bir kısım galiba. Ötesinde aşkla birlikte, ama yer yer, zaman zaman onu aşan başa duygular, başka esirlikler, başka baş dönmeleride var bizde. Seni seviyorum ve senin için her şeyim. Beni seviyorsun ve benim için her şeysin. Bir insan için şu kısa hayatta bundan daha büyük ne olabilir ki. Acaba Memnun Leyla'yı elde edip onunla evlenseydi, Ferhat Şirin'e kavuşsaydı, aradan bu kadar yıl geçtikten sonra bizim birbirimize olduğumuz gibi tutkun olabilir miydi? Yangın olabilir miydi? Sen ne dersin buna? Beklemek sanırım sadece Cemal Süreya'nın kaleinen güzel gelebilir, sevgi sadece Cemal Süreya'nın kaleminden bu kadar güzel sızabilirdi yüreğimize. "İyi ki okumuşum!" dedim kitabı bitirdikten sonra kendime. İnanın herkesin en azından bir kere okuması gereken bir kitap. Kısa ve öz.
On Üç Günün MektuplarıCemal Süreya · Yapı Kredi Yayınları · 20175,6bin okunma
10/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2026 68. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 18:01
kitapların ruha dokunduğuna, kişinin kendisini tanımlamasında çok çok yardımcı olduğuna inanıyorum. böyle okuyorsun bir satır mesela, şak diye yüzüne çarpıyor tokat gibi. ‘işte bu, anlatmak istediğim buydu benim.’ diyorsun ve daha çok sarılıyorsun kitaplara. böyle içine içine işleyen kitaplara denk gelmek de bence herkese nasip olmuyor. her sayfasında bir tokat yedim ben mesela ve gözyaşlarımı akıttım yine. bu eser sizi manevi olarak doyurmaz, edebiyatın zenginliklerine götürmez. şahsi fikrim ama sizi sadece bu kitapta yaşananları yaşayanları alır bir çukurdan diğer çukura taşır. tutar elinizden, gerçeklerin ortasına fırlatır. kitap bittiğinde de bence ya benim için de böyle bir son olabilir dersiniz ya da pollyannacılık bu, böyle bir dönüşüm benim kaderimde yok dersiniz. ben bunu böyle yaptığım için böyle yorumlamak istedim. birkaç saatlik kitap keyfiniz için değil yani, özellikle biz kadınlar için. kitabın yazarının gerçek adı aslında Édouard Louis değilmiş. adı Eddy Bellegueule’ymiş. ilk buna şaşırmıştım, ikinci olarak eşcinsel olmasına (kitapta buna çok çok az değiniliyor) ve üçüncü olarak anlattıklarının kendi annesinin hikâyesi olmasına. hatta kitap içerisinde birkaç fotoğraf dahi var, annesiyle çekildiği. kadının dönüşümünden sonra nasıl göründüğünü bile görebiliyorsunuz ve ben bundan çok etkilendim. yani, açıkçası ailevi sorunlarınız bu kitap üzerindeki gibi değilse çok da sizi etkileyeceğini sanmıyorum ama benim iliklerime kadar işledi ve okuduğumdan beri sözler yaramın kabuklarını tekrar tekrar kaldırıyor. bu kadın savaşımını bu şekilde vermiş, defalarca bedel ödeyerek ve bir kadın olarak doğduğu için belki de. ben ise verdiğim ve vereceğim savaşımın nasıl sonuçlanacağını şimdilik merak etmeye devam ediyorum. belki ben de adımı değiştirip her şey ve herkesten
Bir Kadının Kavgaları ve DönüşümleriÉdouard Louis · Can Yayınları · 20242,895 okunma
Reklam
Güvenlik Vaadiyle Kabul Edilen Bir Hapishanenin Anatomisi
Puan vermedi·384 syf.·
2026 11. kitabı
Bazı kitaplar vardır; onları okurken hikâyeyi takip edersiniz. Bazı kitaplar vardır; sizi karakterlerin peşinden sürükler. Margaret Atwood'un Damızlık Kızın Öyküsü ise başka bir şey yapıyor. Hikâyesini anlatırken, okurun eline bir tuğla veriyor ve soruyor: Bir toplum kendi hapishanesini nasıl inşa eder? Bu sorunun cevabını yalnızca Damızlık Kızlar'da ararsak kitabı eksik okumuş oluruz. Çünkü Gilead yalnızca kadınların değil, herkesin rolüne hapsedildiği bir dünya. Teyzeler var. Sistemin gardiyanları. Kadınları denetleyen, eğiten, itaati erdeme dönüştüren kadınlar. Kitabın en rahatsız edici taraflarından biri de burada başlıyor. Baskının yalnızca erkekler tarafından uygulanmadığını görüyoruz. Tarih boyunca birçok baskıcı düzen, kendisini mağdur ettiği insanların bir kısmı tarafından korunmuştur. Atwood bunu çok iyi biliyor. Marthalar var. Görünmez emekçiler. Devrimlerin, rejimlerin ve ideolojilerin en çok unuttuğu insanlar. Hayatta kalmaya çalışanlar. Komutanlar var. Gücün sahipleri. Ama gerçekten özgür müler? Komutan ile Fredinki'nin gizli buluşmalarında dikkatimi çeken şey buydu. Güçlü görünen adamın yalnızlığı. Scrabble oynama isteği. Sohbet etme arzusu. Bir insan tarafından görülme ihtiyacı. Gilead kadınların özgürlüğünü çalmış olabilir ama erkeklerin de insan ilişkilerini mekanikleştirmiştir. Sonunda herkes bir rol kazanmıştır; fakat kimse tam anlamıyla insan olarak kalamamıştır. Serena Joy var. Bir zamanlar savunduğu fikirlerin altında ezilen bir kadın. Tarihin en ironik karakterlerinden biri gibi. Nick var. Belirsizlik. Umut. Kaçış. Belki de yalnızca bir yanılsama. Moira var. Fredinki'nin zihninde hiç sönmeyen ihtimal. Direnişin sembolü. Ve Fredinki... Ne kahraman. Ne devrimci. Ne de kurtarıcı. Sadece hayatta kalmaya çalışan bir insan. Belki de bu yüzden bu kadar
Duygu ve Düşünce
Damızlık Kızın ÖyküsüMargaret Atwood · Doğan Kitap · 201914,7bin okunma
7/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2026 30. kitabı
Yaşanmışlıklar biriktiririz yıllar içinde, Kimi acı, kimi tatlı anılar. Hepsi bizim bir parçamız olur, Ve biz onlarla büyürüz her zaman. Uzun bir aradan sonra tekrar bir şiir kitabı okudum ve sizlere de fikir olsun istedim. Şiir benim için dizeler içinde gizlenmiş duygular demek. Bu yüzden şiir okurken durup hissetmeyi çok seviyorum. Kitap, şairin özgeçmişi ile başlıyor ve kendisinin hayatın zorluklarına rağmen yılmadan umutla çalışmaya devam etmiş birisi olduğunu okuyoruz. Şiirlerini okudukça da bu yaşanmışlıklarını mısralarla bizlere aktardığını da en derinden hissediyoruz. Benim için yoğun şiirsel bir anlatımdan ziyade her bir mısrada kendimizden de bir parça bulabileceğimiz, hayatın gerçeklerini hissedebileceğimiz bir şiir kitabıydı. Kitap ikişer dörtlük şeklinde yazılmış 128 şiirden oluşuyor. Şiirler yoğun bir anlatıma sahip olmadığı için şiir okumaya yeni başlayanlar için güzel bir başlangıç olabilir. Mısralarda Saklı Hayatlar Ergin Taş
Mısralarda Saklı HayatlarErgin Taş · Sîtav Yayınları · 20263 okunma
6/10
·104 syf.··
2026 70. kitabı
Beklentimi karşıladı mı? Evet. Daha iyisi olabilir miydi? Kesinlikle evet. Evet, belki, hayır olarak benim için belkilik bir kitaptı. Kitap hakkındaki fikirlerimi okumaya geçmeden önce spoiler içerdiğini bilmenizde fayda var. Navessa'nın Işıklar Söndüğünde kitabını okumadan önce yazım diliyle ilgili fikir edinebilmek adına bu kısa kitabını okumayı tercih ettim. Beni boğmayan, sıkmayan bi anlatımı vardı. İlgi çekici bir konusu olmasına rağmen yazarın bu konuyu neden kitabı kısa tutarak harcadığına anlam veremiyorum. Daha iyi işlenebilirdi diye düşünüyorum. Bi de çok mantıksız yerler vardı. Bi adam seni mezarından çıkarıyor çünkü kocan olacak adam resmen seni diri diri gömmüş ve sen o gece direkt olarak seni çıkaran adama güvenebiliyor musun cidden Emma? Bilmiyorum bana hızlıca yazmak için yazılmış gibi geldi.
Kavuşamayan AşıklarNavessa Allen · İndigo Kitap · 2026117 okunma
Puan vermedi·80 syf.··
2026 19. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 19:35
Bir varmış bir yokmuş… ademle Havva’nın hikayesinin diğer masallardan tek farkı başında evvel zaman içinde kalbur zaman içinde diye başlamaması olabilir:) Kitap gayet kısa ve hızlı okunuyor içinde ademin güncesi, Havva’nın güncesi ve şeytanın güncesi olmak üzere altı kısım bulunmaktadır. Herkes kendi gözünden dünyayı anlatır ve olaylardan bahseder. Kitabın öykü kitabı olduğunu bildiğim halde o kadar saçma ve mantıksızlıkla dolu olduğunu görmek bir tık sinir bozucu. Mark Twain’in de bunu bilerek gözümüze sokması o yıllara rağmen oldukça cesur. Bu hikaye bildiğimiz ademle Havva’nın cennetten kovulmasıyla ilgilidir. Yasakla ilgili hiçbir fikri olmayan iki yaratığın merak duygusuyla yaratılmasının hikayesidir. İşin sonunda da yasakları çiğnemek şaşırılacak şey olmayacaktır. John Locke eğer bu günceyi okuyabilmiş olsaydı Havva nın tam da kendi düşündüğü gibi insan beynin boş levha olduğunu ve duyularla deneyimlediği şeylerle bugünkü haline geldiğinin belki de en güzel örneklerinden biri olduğunu söylerdi. Çünkü Havva günceler boyunca gökyüzünü, yeryüzünü, suyun altını, üstünü her şeyi inceleyen isimlendiren ademin hayatına renk veren yaratık olarak konumlandırılmıştır. Bunların yanında Havva ikisinin ne amaçla var olduğunu anlamaya çalışır, düşünür, gözlemler ve bir gün ademle şeytanı bulup ona sormaya karar verirler. İyi ve kötü nedir diye sorduğunda doğasında olmayan kötülüğü ve yasağı bilmeyen ikisi bu olayın sonucunda başlarına ne geleceğini bilmeden onları cennetten kovduracak hatayı yaparlar. İşte o zaman bugüne kadar en alışılagelmiş din felsefesi soruları gelir aklımıza “neden merak duygusuna sahipler, iyi ve kötüyü bilmeyen biri cezanladırılabilir mi, neden ikisi ve bu merak neden daha çok kadına ait, cezalandırma neyi amaçlıyor, cennetten kovmak kimin işine
Felsefe-Düşünce
Adem ile Havva'nın GüncesiMark Twain · Can Yayınları · 20217bin okunma
Reklam
Reklam