Puan vermedi·344 syf.··
2026 67. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 29 Haziran 2026 08:28
MONİSHA RAJESH-80 TRENLE DÜNYA TURU . . . Merhabalar bugün sizlere #80trenledünyakitabının yorumu ile geldim. Seyahat yazarı olan Monica Rajesh ile nişanlısının İngiltere'den başlayan yolculuklarının tekrar aynı yere dönmek üzere 80 trenle yapmış olduğu dünya yolculuğu anlatılmaktadır. 7 ay 72 bin kilometrelik yolculuğun izlerini, yaşananları, başlarına gelenleri, tecrübe ettikleri olayları ,yeni tanıdıkları insanları, yeni tatları ile tanışmalarını, zorlu günlerini, gidilen şehirleri, öğrendiklerini, ezber bozan yaşananları ile Monisha ve nişanlısı ile birlikte macera ve heyecanlı bir yolculuktu benim için de. Böyle bir tren yolculuğunu Monisha anlattıkça benim hoşuma gitti camdan giden görüntüler eşliğinde bir elimde kahvem,bir elimde kitabım ve yanımda sevdiğim insanın varlığıyla dünyanın sonuna kadar gidebilirim diye hayal ettim. Paris ,Londra, Vietnam, Çin, Kuzey Kore ,Malezya derken satırlar ve yaşananlar akıp gitti.Harika manzaralar eşliğinde farklı kültürler ve farklı tatlar Benim içimi huzur dolduran ,Monisha ile gezip tecrübe edindiğim bir okuma oldu. Zaten insan sevdiğiyle birlikte yüreği nereye giderse onunla mutlu olur,huzur bulur Benimde huzur bulduğum bir okuma oldu yeni kitaplarla buluşmak.
80 Trenle Dünya TuruMonisha Rajesh · The Kitap · 202126 okunma
Puan vermedi·232 syf.·
2026 5. kitabı
Kitapta beni en çok düşündüren sorulardan biri şuydu: "Ya, gayet sıradan bir yazgıya sahip sıradan biri olarak yaratılmışsak?" İlk okuduğumda bu cümle insanı ürkütüyor. Çünkü çoğumuz bir gün büyük bir şey başaracağımızı, beklediğimiz hayatın mutlaka geleceğini düşünüyoruz. Yıllarımızı o umutla geçiriyoruz. Fakat bu soru bana şunu düşündürdü: Ya hayatın değeri, sıra dışı olmakta değil de bize verilen hayatı hakkıyla yaşayabilmekteyse? Belki de önemli olan, herkes tarafından fark edilmek değil; bulunduğumuz yerde iyi bir insan olabilmek, vazifemizi en güzel şekilde yerine getirebilmektir. Kısa bir cümle olmasına rağmen üzerinde uzun süre düşündüren sorulardan biri oldu.
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,9bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Faruki ve İslam Kültür Atlası
Puan vermedi·
Kalemin Kılıçtan Daha Keskin Olduğunun Örneği Faruki, kolayı yani salt teorisyen olmayı seçmedi, zoru yani pratisyen olmayı seçti. Ümmet bilincine sahipti. Medeniyetimizin kadim köklerine inmeyi ve hâkim kılmayı çözüm olarak gördü. İnandıklarını savundu, bu uğurda yaşadı ve şehit edildi… Allah rahmet etsin, bizi de affetsin… İslam, ne bugünkü Müslümanların tavır ve yaşayışları, ne İslam tarihinin şu veya bu dönemi, ne de İslam adına kaleme alınan şu veya bu kitabın anlattıklarıdır. İslam Kuran‟dır.” Ne doğunun adamı ne de batının… Doğunun hüzünlerini, kaygılarını ve duygularını batıya taşıyan adam… Böyle anılıyor şimdilerde kendisi… Vefat haberini Türkiye‟de ilk duyuran Mustafa Özcan hakkında şöyle diyecekti; “Öncü... Davetçi... Derdi olan bir insan... Organizatörlük yönü ağır basıyor… Sadece akademisyen olsaydı bir sorun teşkil etmeyecekti, o davasını teşkilatlı bir organizasyonla pratik hayata taşımaya çalışıyordu.” Lütfi (Arslan) abinin sürekli sor(dur)duğu iki sorudan ikincisi olan; bir gün dünya uyandığında biz uyanamasak dünyadan ne eksilecek sualine Faruki, hayatıyla en güzel cevabı vermişti sanırım… 21 Ocak 1921 `de Filistin`in Yafa şehrinde doğdu. Babası Abdulhüda Faruki İslami ilimlerde derin bilgiye sahip bir kadıydı. İslami eğitimine babasının gözetiminde evde ve mescitlerde baş ladı. İlk ve orta öğrenimini Saint Joseph Koleji`nde yaptı. Felsefe öğrencisi olarak girdiği Beyrut Amerikan Üniversitesi`nden 1941`de mezun oldu. 1945-1948 yılları arasında Celîle`nin son Filistinli valisi olarak görev yaptı. Görevi süresince Filistinlilerin haklarının ısrarlı bir savunucusu oldu. 1948`de İsrail Devleti`nin kurulup Filistin`in işgal edilmesi üzerine akrabalarının bir çoğu Beyrut`a iltica etmişlerdi. O ilk önce direnişe katıldı, ardından Müslümanlar
Alıntı
İslam Kültür Atlasıİsmail Raci Faruki · İnkılab Yayınları · 2022136 okunma
çok sevdim, ağladım, güldüm, sinirlendim
9/10
·624 syf.··
2026 7. kitabı
SPOİLER OLACAK!!!! öncelikle kitap çok hoşuma gitti. kesinlikle öneririm. ikinci olarak ben linanın Can'ı aldatmasına çok üzüldüm ve Ege ile lina ya soğudum biraz. can her ne kadar pislik biri de olsa lina önce ayrılmalı ondan sonra egeye gitmeliydi.(burda can'ı savunmuyorum sadece lina haklıyken haksız duruma düştü diyorum. can da haklı değil ama işte.) ama olsun herkes güllük gülistanlık değil maalesef ve yazarın kitap karakterlerine mükemmel bir karakter yazmaması da hoşuma gitti bir yandan çünkü hikayeye gerçekçilik katmış. onun dışında poyraz ve mira ilişkisi bana geçmedi. poyrazın miranın ve tunanın (tunayı ayrıca konuşcam) rüyayı öldürdüğünü ve bunu sakladıklarını öğrendiğinde hâlâ mirayı savunması bana çok saçma geldi. aslında bütün arkadaş grubunun saklayacağını söylemesi bana saçma geldi ve çok sinirlendim. poyaz ve miranın aralarındaki o toksik ilişkiden bi süre sonra gına gelmişti. mirayı hâlâ sevmiyorum bu arada. o poyrazla benden uzakta olsunlar kahdlajdojs lina ve ege... her ne kadar ilişkileri bir aldatma ile başlasa da çok güzeller. ama işte başlangıçları iyi değildi. benim kesin ahlaki ölçülerim var o yüzden maalesef bu aldatma olayında çok netim. bu da benim öznel görüşüm. ve gelelim katile yani tunaya... arkadaşlar ben mi körümde okurken görmemişim anlamamışım ama katil nasıl tuna olabilir ya? hani bana hiç mantıklı gelmiyor. hiç işaret almadık. tunanın o ilk bölümlerdeki Yakamoz'da olan mira ile bakışmaları dışında hiçbir şüpheli davranışını hatırlamıyorum.(ki o da lina bıçaklanmadan önceydi) ben rüzgar sanmıştım çünkü bilmeceleri çözebiliyordu falan ne biliyim. eğer katilin tuna olduğuna dair bir işaret varsa bana söyler misiniz? hâlâ anlamıyorum. kitaba bayıldım ama genel olarak bakarsak acı-tatlı, kriz geçirmelik-romantik bir
Kayıp YansımaDilara Keskin · İndigo Kitap · 2025261 okunma
Yerli En İyi Distopya Mıdır Peki?
10/10
·496 syf.·
2026 26. kitabı
Bu kitaba başlarken beklentim gerçekten çok yüksekti. İlk iki kitap çıtayı zaten fazlasıyla yükseltmişti ve açıkçası üçüncü kitabın bu beklentiyi karşılayıp karşılayamayacağını merak ediyordum. Fakat kitabı bitirdiğimde şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki beklentilerimin tamamını karşıladı, hatta birçok noktada onları aştı. Her şeyden önce Övgü'nün kalemindeki gelişim inanılmaz belirgindi. İlk iki kitapta da anlatımı oldukça güçlüydü fakat üçüncü kitapta adeta şov yapmış. Betimlemeler, diyaloglar, karakterlerin duygu aktarımı, aksiyon sahneleri... Her şey çok daha oturmuş ve çok daha etkileyiciydi. Sayfaları çevirdikçe bunu hissetmemek mümkün değildi. Bu kitapta olaylar, ilk iki kitabın ardından karakterlerin ulaştığı Gizliman etrafında şekilleniyor. Dışarıdan bakıldığında güvenli ve ihtişamlı görünen bu başkentin ardında ise yıllardır biriken öfke, sırlar ve çökmeye yüz tutmuş bir düzen yatıyor. Eski ittifaklar sarsılırken yeni dostluklar kuruluyor ve yaklaşan savaşın ayak sesleri her geçen sayfada biraz daha hissediliyor. Karakterler artık yalnızca hayatta kalmaya çalışmıyor; hangi tarafı seçeceklerine, ne uğruna savaşacaklarına ve neyi feda edebileceklerine karar vermek zorunda kalıyorlar. Kitabı gerçekten soluksuz okudum. Uzun zamandır beni bu kadar içine çeken bir distopya okumamıştım. Fakat bu kitabı benim gözümde özel yapan şey yalnızca aksiyonu değildi. Asıl etkileyici olan, satır aralarına ustalıkla yerleştirilmiş alt metinlerdi. Kitabı okurken yalnızca fantastik bir dünyanın içinde dolaşmıyorsunuz. Aynı zamanda günümüz dünyasına, güç kavramına, sınıf ayrımlarına ve özellikle kapitalist düzene yapılmış çok güçlü göndermeler görüyorsunuz. İsimler değişiyor; Giz oluyor, Kayalı oluyor, Gezgin oluyor... Ama sistem değişmiyor. Gücü elinde bulunduranlar, sırf
Hainin Mührü 3Övgü Deveci Safi · Dokuz Yayınları · 202668 okunma
Farawell Bazarov
Puan vermedi·256 syf.··
2026 24. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 29 Haziran 2026 02:35
-spoiler- Kitap 1800 lerin Rusya’sının sert bir toplumsal eleştirisini ve görünürde kuşak çatışmasını ama alt metinde ideolojilerin realiteyle karşılaşıldığında nasıl şekil aldığını ve bunun bireylerin karakter kurgusunu nasıl etkilediğini ele alıyor. Bu incelemeyi kitabın konusunu felsefi ya da teknik olmaktan çok bireysel ve duygusal açıdan ele alarak yazmak içimden geliyor. Özellikle Bazarov beni tetikleyen bir karakter oldu çünkü pek çok açıdan eleştirdiğim ve hoşlanmadığım her şeyin bir aynası gibiydi. Bazarov genç ve idealist bir nihilist olduğunu iddia etmesine karşın en başından beri bir teori praksis uyumsuzluğu yaşıyor. En kötüsü de bunun farkında olmaması. Yine insanların kendilerine atfettikleri değerin aslında boş olduğunu savunmasına rağmen kendisine kapasitesinin çok üstünde bir misyon yükleyerek önemli işler yapacağını belki bilimsel bir devrim gerçekleştireceğini düşünüyor. Yine sık sık bilim ve rasyonaliteye olan inancını vurguladığını görüyoruz ancak kendi hastalığında bir süre mikrop kaptığını reddederek üşüttüğünü iddia ediyor ve buna inanmaya çalışıyor. Belkide aslında hayatta inançlara da yer olduğunu anladığı nokta burası olabilir, tıpkı Anna ile birlikte aşka da yer olduğunu anladığı gibi. Çelişkilerle dolu bir karakteri var ama benim açımdan katlanılmaz olan işaretlere ve doğal sonuçlara sürekli gözlerini kapatması. İnandığın gerçekle aslında realitede olan arasında fark varsa bu değişmen gerektiğinin göstergesidir. Arkadiy bunu fark ederek kendisini buldu ama Bazarov bir türlü bunu yapamadı. Aile desteği açısından aralarında bulunan fark mı buna sebep oldu? Bunu zannetmiyorum çünkü her ikisinin de destekleyici bir aile yapısı vardı. Arkadiy ailesinin desteğini kabul etti ama Bazarov sarsılmaz egosunu yenerek bu desteği kabul edemedi. Keşke
Edebiyat
Babalar ve OğullarIvan Turgenyev · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202556bin okunma