Hasan İbni Sabbah
Puan vermedi·608 syf.··
2026 14. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 20:50
Eserde bildiğiniz ya da tahmin ettiğiniz üzere tarihte “haşhaşiler” olarak yer alan Hasan Sabbahın örgütünü ele alıyor. Biliyorsunuz ki Hasan Sabah Büyük Selçuklu zamanında yaşamış ve islam ülkelerindeki fitne merkezi İran’da yaşamıştır. Eserde bu oluşumu nasıl planladığımı, amacını açık ve sade bir şekilde açıklamaktadır. Normal tarih kitapları sıkıcı gelir okurlara ama bu kitap tarihten ziyade edebi bir eser olarak kaleme alınmış bir romandır desek yanlış olmaz. Eserde bir kere bizim tarihimize dayanan kalıplar ve kalıntılar var. Selçuklu döneminden bahsediyor en önemlisi bu.Selçuklu döneminin gizemli bir yapısı var, araştırması en zor tarihlerden biridir. Bu kitap araştırmayı teşvik eden kitaplardan. Bu kitapta en önemli şeylerden biri algı yönetimi ve manipülasyonumun önüne geçiyor. Şimdi öyle bir eser ki diyorsunuz ki bazı şifreler var ve ben bunu çözmeliyim, buradaki o şifreleri sağlayan kişi Hasan Sabbahtır. Eserde göreceksiniz Hasan‘ın vaadi insanları cennete koymak. Kalenin yakınlarında sahte cennet bahçesi yapmış, köle pazarlarından en güzel kızları toplamış, onları lüks içinde yaşayacakları bir cennete yerleştirmiştir. Kendisini İsmail’i lideri peygamber olarak millete tanıtmış ve başarılı da olmuştur. İnsanlara cennetin anahtarının kendisinde olduğunu, ölmeden önce onları cennete koyabileceğini söylemiştir. İslamda cennetin ancak ölümden sonra gidilecek bir yer olarak gidilebilecek bir yer olduğunu herkes bilir. Kendisi bu tezini ispat etmek için sahte cennetine bir kaç delikanlıyı gönderir. Ancak onlara, kendisine bağlı kılan zihinlerini bulandıran içinde haşhaş( kenevir) olan hapları içirmiştir.Bu hapları yuttukları zaman kendilerinden geçerler, halüsinasyonlar görmeye başlarlar. Zamanla uykuyu dalan gençler kayıklarla kızların yanına götürülür ve
Fedailerin Kalesi: AlamutVladimir Bartol · Koridor Yayıncılık · 202150bin okunma
Tilkinin Gösterdiği Yol
8/10
·456 syf.··
Beğendi
·
2026 112. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 22:12
Elbis Saren, insanların cadı olarak andığı tuhaf bir şifacı kadınla birlikte yaşamaktadır. Bir gün yine her zamanki gibi Oro Ana için malzeme toplamak üzere ormana girmişken karşısına tam da listesinde bulunan bir tilki çıkar ve oğlan da doğal olarak onun peşine düşer. Tabii tüyleri tıpkı altından iplikler gibi parıldayan bu tilkinin peşindeki tek kişi o değildir. Kısa sürede biri büyücü, diğeriyse avcı olan iki kişiyle karşı karşıya kalan El, oradan kaçmak yerine kendini bile şaşırtarak zavallı hayvanın yardımına koşmaya karar verir. Elbette ki sadece saf amaçlar gütmüyordur ama olsun. Şimdilik elimizdeki en iyi şey bu. Bir noktada Elbis, kapandan kurtarmayı başardığı tilkiyle beraber kaçmaya başlar. Arkasından gelen düşmanlara rağmen ona yol gösteren küçük tilkinin rehberliğini kabul eden Elbis, bir süre sonra kendini bildiği ormanın çok ötesinde bulur. O andan sonra geri dönmek artık bir seçenek olmaktan çıktığı için de mecburen tilkinin peşinden ilerlemeye devam eder. Ve sonunda karşısına, bir dağın içindeki sıradışı gölün üzerinde yükselen devasa bir yapı çıkar. Özel varlıkların gittiği bir okul: Nyxhaven Akademisi. İşin kötü tarafı, Elbis bir insan olmasına ve bunu yapamayacak olmasına karşın akademi sınırları içerisine girmeyi başarır fakat aynı zamanda çıkış yolu da ardından kapanır. Çünkü akademi öğrencilerinin oradan ayrılabilmesinin yegâne yolu, öğretim yılını başarıyla tamamlamaları hâlinde mümkündür. Belki diğerleri için bu oldukça basit bir görevdir fakat Elbis, bu süre zarfında hayatta kalabilmek için hem kendi türüne karşı büyük bir nefret besleyen bu doğaüstü canlıların arasında kimliğini gizlemelidir hem de 1. sınıfı bitirene kadar canlı kalmayı başarmalıdır. Hikâyenin genel şekilde konusu bu şekildeydi. Öncelikle söylemeliyim ki fantastik
1000Kitap
Kaos TanrısıD. S. Yon · İndigo Kitap · 202621 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
10/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2026 168. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 01:10
"AKIL HASTALIĞININ PSİKOGENEZİ" "Anlamanın önündeki ilk büyük engel tipler arasındaki farklılıktır. İkinci engelse yapılandırıcı yöntemin, doğası gereği kuruntu sisteminin ortaya koyduğu ipuçlarını takip etmesi gerekliliğidir. Hastanın düşünceleri ciddiye alınmalı ve sonuçlarına göre hareket edilmelidir. Araştırmacı ancak bu şekilde psikozun bakış açısını kavrayabilir. Bu durumda kendisinin de psikoza girdiği veya en azından kendi Weltanschauung'unu yarattığı kuşkusu oluşabilir. Böyle bir olasılık kötü olduğu kadar da bilim dışıdır. Herkes farkında olmasa da herkesin bir dünya görüşü vardır. Bunun farkında olmayanlar bilinçdışı ve dolayısıyla yetersiz ve arkaik bir bakış açısına sahiptir, çünkü psişede geliştirilmeden, uykuda bırakılan her şey ilkel durumda kalır." Collected Works serisinin üçüncü cildi olarak yayımlanan ve psikiyatri tarihinde bir dönüm noktası niteliği taşıyan bir derlemelerden oluşan bu eser, Jung’un klinik dehasını sergilemesinin yanısıra onun Freud’dan ayrılışının tohumlarını ve analitik psikolojisinin temel kavramlarının (arketip, kolektif bilinçdışı) gelişimini anlamak için de vazgeçilmez bir kaynaktır. Jung, kitabında cesur bir iddia ortaya atar: Şizofreni hastalarının sanrı ve halüsinasyonları anlamsız rastlantılar değildir. Tam aksine, bu semptomlar derin bir psikolojik anlam taşır ve çözümlenmeyi bekleyen birer semboldür. Dönemin hâkim görüşü olan “hastalık tamamen beyin lezyonlarından kaynaklanır” tezine meydan okuyarak hastaların iç dünyasına kulak vermenin önemini vurgular. Ona göre psikoz, bastırılmış duygusal çatışmaların yani “komplekslerin" bilinçdışından fışkırmasıdır. Ve der ki, ruh hastalarının insani sırlarına elimizi uzattığımızda, deliliğin kaynağındaki sistem de kendini gösterir. Ve görürüz ki, delilik aslında bize hiç de
Psikoloji
Akıl Hastalığının PsikogeneziCarl Gustav Jung · Pinhan · 202222 okunma
9/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 15:53
# SPOİLER# Tam da boşluğa, karamsarlığa düşmüşken karşıma çıktı ve beni güzel bir hayatın, sonsuz olasılıkların, beklediğine inandırdı. Baş karakterimiz Nora, hayatı umutsuzluklarla dolu, potansiyelini gerçekleştirememiş birçok pişmanlığının üstüne tutunacak son dallarını da , kedisinin ölmesi, piyano dersi verdiği tek öğrencisinin dersi bırakması, kaybetmesi üzerine intihar etmeye karar verir. Çünkü yaşamak için sebebi kalmamıştır. Babasının istediği gibi yüzme konusunda yeteneğini geliştirmez, abisinin istediği müzik grubu hayalini devam ettirmemiş, sevgilisiyle evlenip pub açma hayalini de yarım bırakmıştır. "Herkesi yarıyolda bırakmış, hiçbir şeyi becerememiş biri ölmekten başka ne yapabilir? Başka olasılık var mı?" İşte Nora bu düşünceyle intihar ettikten sonra kendini bir kütüphanede bulur, Gece Yarısı Kütüphanesi. Kütüphaneci ise çocukken babası öldüğünde onu teselli eden Bayan Elm. Bayan Elm onu sonsuz hayat seçenekleri hakkında bilgilendirir. Yaptığımız her seçim bizi bambaşka hayata sürükler ve hepimizin bambaşka hayatları olabilirdi. Ve işte Nora bu hayatları seçebileceği bir eşiktedir artık. İstemeyerek de olsa tek tek dener bu seçenekleri. Ondan beklenen hayatları yaşamakla başlar. Babasının desteklediği yüzme kariyeri, abisini yüz üstü bırakmadığı müzik kariyeri ya da sevgilisini terk etmediği hayat... Hepsi başkalarının hayalidir ve istediği gibi mutlu hissetmez. Böyle sonsuz hayat seçeneği vardır ve birçoğunu dener. Buzul bilimcisi olup buzullarda kutup ayısıyla karşılaştığı hayattan tutun Şili'de depreme yakalandığı hayata kadar ve hatta onun gibi paralel hayatlar arasında gezen Hugo'yla karşılaştığı bir hayatı da dener. Ama hep içinde bir boşluk hissi, tam mutlu olamama durumu vardır ve sonsuz seçenekleri denedikçe artık kendini bir yere ait
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,6bin okunma
Puan vermedi·690 syf.··
2026 152. kitabı
Adam Fawer’ın o dâhice ve akıl sınırlarını zorlayan kurgusuyla, insanların duygularını ve düşüncelerini sadece hissetmekle kalmayıp onları manipüle edebilen "empati" yeteneğine sahip bir grup insanın dünyasına büyük bir heyecanla daldım. Yazar; kuantum fiziğini, felsefeyi ve psikolojiyi öyle muazzam bir aksiyon ritmiyle harmanlamış ki zihnimin sınırlarının zorlandığını ve her sayfada taşların yerine nasıl oturduğunu hayranlıkla izledim. Algılarımızı, seçimlerimizi ve insan ilişkilerinin doğasını kökünden sorgulatan, elden bırakılması imkansız, soluk soluğa bir zihin oyunuydu.
EmpatiAdam Fawer · April Yayıncılık · 202337bin okunma
8/10
·304 syf.··
2026 42. kitabı
Öldüğünüz gün hayatınızın tüm sahnelerinin gözünüzün önünden bir film şeridi gibi geçtiğini hep okuduk ya da izledik. Biliyoruz ki bu durumu yasayacagiz. İşte tam olarak 81 yaşındaki Wilbur, öldüğü gün bir tren bileti kazanıyor. Ve tüm o pişmanlıklarını geri alabileceği bir olasılık sunuluyor ona. Tabii başta kurallar var ve asla müdahale etmemesi gereken bir geçmiş var, fakat onun da yatması gereken bir detay var: o ziyan ettiği aşkı kurtarmak ve hayatı yeniden yaşayabilmek. Gece yarısı kütüphanesinde de bu olasılığı sevmiştim, çünkü bazen oturup düşündüğümde başka tercihler yapsaydım acaba şu an ne durumda olurum diye düşünmedim söylenemez. Bence bu olasılıkları herkes düşünüyordur. İşte yazar tam da bize bunu sunuyor. Şunun altını çizmeden geçmiyor; geçmiş ya da gelecek ya da şimdi hepsi bir düzene bağlı fakat her an her şey değişebilir tüm bu olasılıklar sadece yaşamak için. Ben kitabın sonunda değişen o geleceğin diliyorum ki Wilbur ve Maggie için çok güzel bir gelecek olması. Gerçekten içinizi iş işten okuyabileceğiniz güzel kitaplardan biri. Yazarın kalemine hayranım ve en sevdiğim kitaplardan biri oldu.
Gece Yarısı TreniMatt Haig · Domingo Yayınevi · 2026376 okunma