Kuantum Çağı ve İdrakin Hicreti: "Mülk O'nun"
Kuantum Çağı ve İdrakin Hicreti: "Mülk O'nun" "Kuantum fiziği çıktı mertlik bozuldu mu?" Her şeyin olabilirlik düzlemine dahil olması, insanı zihin ve felsefe dünyasında reform yapmaya mecbur etti... Newton’un o saat gibi tıkır tıkır işleyen, her şeyin yerinin ve zamanının belli olduğu determinist evreni bize bir konfor alanı sunuyordu. Ne de olsa sebep belliydi, sonuç belliydi; akıl, doğrusal bir çizgide güvenle yürüyordu. "Mertlik" o düzlemde, kuralların netliğindeydi. Sonra kuantum fiziği sahneye çıktı ve o net çizgileri birer olasılık bulutuna dönüştürdü. Bir parçacığın aynı anda hem burada hem orada olabilmesi, gözlemcinin niyetinin ve bakışının deneyin sonucunu doğrudan bükmesi, klasik mantığın ezberini tamamen bozdu. Artık "ya o ya bu" diyemiyoruz; evren bize felsefi bir zorunlulukla "hem o hem bu" demeyi dayatıyor. Bu durum, zihinsel dünyamızda çok köklü bir reformu zorunlu kılıyor çünkü: "Mutlakiyetten olasılığa"...Katı determinizm yerini ihtimaller felsefesine bıraktı. Bu da ahlâktan ontolojiye kadar her şeyi statik bir yapıdan, dinamik bir sürece dönüştürdü. "Özne ve nesne bütünlüğü"... Kuantum, gözleyen ile gözleneni birbirinden ayıramayacağımızı söyler. Yani insan, evreni dışarıdan izleyen tarafsız bir seyirci değil; baktığı her şeyi dönüştüren, varoluşun aktif bir paydaşıdır. "Doğrusal olmayan nedensellik"... Hayat ve düşünce artık düz bir çizgide akmıyor. Tıpkı biyolojideki anlık mutasyonlar veya ekosistemdeki kırılmalar gibi, zihin dünyamızda da sıçramalarla, öngörülemez eşiklerle düşünmek zorundayız. Bu yeni düzlemde "mertlik" belki biçim değiştirdi ama büsbütün yok olmadı. Eski dünyanın katı ve her şeyden emin olan o sahte güvenliğinden sıyrılıp; olasılıkların, belirsizliğin ve muazzam bir iç içe geçmişliğin getirdiği o derin bilgeliğe
Harvard ve MIT'deki en yüksek performans gösteren öğrenciler, yazmak için yapay zeka kullanmıyor. Onlar, profesörlerinden önce argümanlarındaki her zayıflığı bulmak için kullanıyor. İşte Harvard ve MIT öğrencilerinin yapay zeka ile uyguladığı 10 çalışma hilesi: / Sınav-Deseni Yanıtı NotebookLM'ye benzer derslerden 10-15 geçmiş sınav kağıdı yükleyin. Sonra çalıştırın: "Bu derste sınavın nasıl yapıldığına dair hangi desenler var? Hangi kavramlar her yıl farklı kılıklarla tekrar ortaya çıkıyor? Hangi konular her zaman birlikte görülüyor?" Özetleme. Açıklama. Desenler. Çoğu öğrenci verilenleri çalışır. Bu, sınavın nasıl düşündüğünü haritalar. 2/ Boşluk Yanıtı Aynı kurulum. Aynı not defteri. Desenleri bulduktan sonra, çalıştırın: "Yakın zamanda test edilmeyen, ama edilmeli olan nedir?" Sınavlar döner. Profesörler geçen yılın tam sorularını tekrarlamaz, ama altta yatan fikirler asla değişmez.
Duygu ve Düşünce
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Kuantum çağı ve idrakin hicreti !
"Kuantum fiziği çıktı mertlik bozuldu mu?" Her şeyin olabilirlik düzlemine dahil olması, insanı zihin ve felsefe dünyasında reform yapmaya mecbur etti... Newton’un o saat gibi tıkır tıkır işleyen, her şeyin yerinin ve zamanının belli olduğu determinist evreni bize bir konfor alanı sunuyordu. Ne de olsa sebep belliydi, sonuç belliydi; akıl, doğrusal bir çizgide güvenle yürüyordu. "Mertlik" o düzlemde, kuralların netliğindeydi. Sonra kuantum fiziği sahneye çıktı ve o net çizgileri birer olasılık bulutuna dönüştürdü. Bir parçacığın aynı anda hem burada hem orada olabilmesi, gözlemcinin niyetinin ve bakışının deneyin sonucunu doğrudan bükmesi, klasik mantığın ezberini tamamen bozdu. Artık "ya o ya bu" diyemiyoruz; evren bize felsefi bir zorunlulukla "hem o hem bu" demeyi dayatıyor. Bu durum, zihinsel dünyamızda çok köklü bir reformu zorunlu kılıyor çünkü: "Mutlakiyetten olasılığa"...Katı determinizm yerini ihtimaller felsefesine bıraktı. Bu da ahlâktan ontolojiye kadar her şeyi statik bir yapıdan, dinamik bir sürece dönüştürdü. "Özne ve nesne bütünlüğü"... Kuantum, gözleyen ile gözleneni birbirinden ayıramayacağımızı söyler. Yani insan, evreni dışarıdan izleyen tarafsız bir seyirci değil; baktığı her şeyi dönüştüren, varoluşun aktif bir paydaşıdır. "Doğrusal olmayan nedensellik"... Hayat ve düşünce artık düz bir çizgide akmıyor. Tıpkı biyolojideki anlık mutasyonlar veya ekosistemdeki kırılmalar gibi, zihin dünyamızda da sıçramalarla, öngörülemez eşiklerle düşünmek zorundayız. Bu yeni düzlemde "mertlik" belki biçim değiştirdi ama büsbütün yok olmadı. Eski dünyanın katı ve her şeyden emin olan o sahte güvenliğinden sıyrılıp; olasılıkların, belirsizliğin ve muazzam bir iç içe geçmişliğin getirdiği o derin bilgeliğe (irfana) adım atmak gerekiyor. Zihin, bu reformu
Lingis yazılarında arzunun sonsuz olasılıklı objelerine veya tetikleyicilerine ilişkin kavramı şöyle resmeder: Şehvet benliği başka bir temsilci ile temsil etmez; töz değişimi için katalist işlevi gören organik ve inorganik maddelerle temasa geçer. Şehvet ötekiyle erkek ya da kadın cinsiyetinin temsilcisi, insan türlerinin bir temsilcisi olarak ilişkiye girmez; sert kemikler ve salgı bezi ile salgılara dönüşen çomak hücreleri ile, jöleye dönüşen göbek ile, smegma ve vajina sıvıları ile, kokularla ve iç çekişlerle temas arar. Hayvan kürkü ve tüylerini okşarız ve hem onlar hem biz tahrik oluruz, penisimizi karahindiba tüyüne dönüşen nemli toprağa kökleriz, kumaşları okşarız, ipek ve deriye boşalırız, tahterevalliye, atlara ve bir Harley Davidson'a bineriz.
Alıntı
"Her şeyin bir matematiği vardır"; görünen o ki, sanayi toplumunun o kaba aritmetiği (1+1=1 yapma çabası), yerini kuantum fiziğinin o çok olasılıklı ve zengin matematiğine bırakıyor.
Alıntı
Sanayi Devrimi’nin "tek tip" bant üretimi (Fordizm), nasıl ki ulus-devletin "tek tip vatandaş" ve "merkezi bürokrasi" modelini doğurduysa; Kuantum Bilişim ve Merkeziyetsiz Veri Yapıları da bu hantal Leviathan’ın sonunu hazırlayacak. Artık karşımızda "standartize edilmiş kütleler" değil, "veriye dayalı mikro-topluluklar" var. Kuantum bilgisayarların işlem gücü, bugünkü merkezi şifreleme ve kontrol mekanizmalarını (kamu bürokrasisi, geleneksel bankacılık, hiyerarşik denetim) milisaniyeler içinde anlamsız kılabilir. Bu durum, gücü devasa merkezlerden alıp "Veri Sahalarına" (Data Sovereignties) dağıtacaktır. Geleceğin dünyasında egemenlik, toprak bütünlüğünden ziyade "veri havuzlarının" güvenliği ve işlenmesi üzerinden tanımlanacak. Tıpkı orta çağda bir derebeyinin şatosunun etrafındaki tarım arazisini koruması gibi, geleceğin "Veri Beyleri" de kuantum-dayanıklı surlar arkasında kendi topluluklarının verisini ve dijital varlıklarını koruyacak. Kuantum algoritmaları, her bireye ve her küçük gruba özel (hiper-kişiselleştirilmiş) hukuk, eğitim ve ekonomi modelleri sunabilecek kadar karmaşık veriyi işleyebilir. Bu, "herkese aynı beden elbise" giydiren sanayi toplumu devletinin lojistik gerekçesini (tek tipleştirme zorunluluğunu) ortadan kaldırır. Tek tip devletlerin hızlı yıkılış süreci, aslında bir "hız uyuşmazlığıdır." Modern devletin karar alma mekanizmaları (parlamentolar, bakanlıklar, hiyerarşik onay zincirleri), kuantum çağının ışık hızındaki veri akışına ve krizlerine yanıt veremeyecek kadar yavaştır. Kuantum dünyası "olasılıklar" üzerinedir, kesin ve katı çizgiler üzerine değil. Tek tip devletler ise "mutlakiyet" üzerine kuruludur. Bir sistem ne kadar "sert ve tek parça" ise, frekansına uygun bir darbe aldığında, cam gibi dağılır. "Veri Sahaları", bir ağın (network)
1000Kitap