Nedenler zinciri çok gerilere kadar götürülebilirdi. Ama hiçbir şeyi açıklamazdı bu. Kesinlikle çok küçük olasılıklı bir olay gerçekleşmişti. Ama sıfır değil. Bütünüyle olası olmayan bir olay. Ama olanaksız da olmayan.
Yani aç kalan insanlar birdenbire anlayamadığımız ve anlamlandıramadığımız bir şekilde kaotik olarak ölmüyorlar. Ortada bir örüntü ve tutarlılık var ki biz elde ettiğimiz verilerle yukarıda saydığım pek çok faktörü bilebiliyor yahut üzerlerinde yüksek olasılıklı mantıklı tahminler yürütebiliyoruz.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İnsanoğlunun atalarını da hesaba katarsak, yedi milyon yılı aşkın bir süredir bu gezegende varlığımızı sürdürdüğümüze göre, bir gök taşının bugüne kadar bizi yok etmiş olma olasılığı yüzde yedi yüz.
Yani anlayacağınız, bir kere değil, yedi kere ölmüş olmalıydık şimdiye kadar.
Ama çoğunuzun bildiği gibi, insanoğlunun yazılı tarihinden bu yana yok olmadık.
Ne demeye çalışıyorum sizce? Bir gök taşı bizi yok edecek demeye çalışmıyorum. Düşük olasılıklı olaylar hakkında bir yorumda bulunmaya çalışıyorum, kıssadan hisse şudur: Her an her şey olabilir!
direnişi anlamak, çoklu ve olasılıklı pratiklerin ayrıntılarını görmekten geçer. İşte bu ayrıntılar, Deleuze’ün ifadesiyle “yeni silahlar” olarak adlandırılabilir.
Mesela insanlar başlarına çok düşük olasılıklı istemedikleri bir şey gelince buna Kader derler, iyi bir şey olunca Kısmet derler, durduk yere başlarına bir şey gelince de Şans veya Tesadüf derler.
Halbuki evrende her gerçekleşmiş olay bir olasılık hesabından ibarettir.