Her zamanki gibi yine suçlu çıkarılan benim, peki benim duygularım ne? Beni kaybetmek istemeyen biri öyle davranmamalıydı, böyle hissettirmemesi lazımdı. Şimdi olay Sedef beni görmezden geliyora döndü, olay çok karıştı ne yapmam gerektiğini bilmiyorum. Tavsiye alabilir miyim, lütfen.
Sosyal Çürüme
Bende bu konu hakkında biraz konuşmak istiyordum, başka birinin yazdığını görünce bende deyinmek istedim. Son yıllarda toplumda beni en çok düşündüren şeylerden biri insanların birbirine karşı giderek daha duyarsız hâle gelmesi. Bir zamanlar insanların üzülerek karşıladığı birçok olay artık birkaç dakika konuşulup unutuluyor. Kötü haberler o kadar sık karşımıza çıkıyor ki bazen gerçekten üzülmeye bile fırsat bulamadan bir sonraki gündeme geçiyoruz. Sosyal çürüme denildiğinde çoğu kişi ekonomik veya siyasi sorunları düşünüyor. Oysa bence asıl mesele insanların birbirini anlamaya çalışmaktan vazgeçmesi. Farklı düşünen birini dinlemek yerine hemen yargılamak, bir hata yapanı düzeltmeye çalışmak yerine onu aşağılamak ve tartışmaları hakaret yarışına dönüştürmek günlük hayatın parçası hâline gelmiş durumda. Bunu özellikle internette görmek mümkün. İnsanlar yüz yüze söylemeye cesaret edemeyecekleri sözleri ekranın arkasından rahatlıkla yazabiliyor. Bir başkasının üzüntüsü bazen eğlenceye dönüştürülebiliyor. Olayların insani yönünden çok kimin haklı çıktığıyla ilgileniliyor. Bir diğer dikkat çekici konu ise sabırsızlık. Her şeyin anında olmasını istiyoruz. Bilgiyi araştırmak yerine kısa cevaplar arıyor, uzun emek gerektiren başarıları değil bir gecede ünlü olan insanları konuşuyoruz. Bu durum yalnızca bireyleri değil, toplumun genel bakış açısını da etkiliyor. Elbette toplum sadece olumsuzluklardan ibaret değil. Hâlâ yardımlaşan, fedakârlık yapan ve başkalarının hayatına dokunmaya çalışan insanlar var. Ancak bu değerlerin korunabilmesi için onları sıradan değil, önemli şeyler olarak görmeye devam etmemiz gerekiyor. Belki de sosyal çürüme, insanların. kötüleşmesinden çok iyi olan şeylere karşı ilgisini kaybetmesidir. Çünkü bir toplum iyiliği, saygıyı ve vicdanı yeterince
Duygu ve Düşünce

N☾☆

@_Okyanusdibi
·
Sosyal Çürüme
Şu an Türkiye’de sosyal çürüme var bilmiyorum fark etmemek gerçekten zor gibi geliyor. Çünkü etrafımıza baktığımızda yalnızca ekonomik ya da siyasi tartışmalar değil, aynı zamanda ahlaki ve zihinsel bir değişim de görüyoruz. Normalleşmemesi gereken birçok şeyin artık sıradan kabul edilmesi, insanların buna şaşırmayı bile bırakması dikkat çekici bir durum.Sosyal çürüme dediğimiz şey aslında bir toplumun bir anda bozulması değildir. Daha çok, küçük değer kayıplarının zamanla birikmesiyle oluşur. İnsanların birbirine bakışının değişmesi, saygının azalması, içeriklerin giderek yüzeyselleşmesi ve kalite yerine dikkat çekmenin ön plana çıkması bu sürecin parçaları olabilir.Bugün eğlence anlayışımıza baktığımızda bunu net şekilde görmek mümkün. Özellikle bazı popüler müziklerde kadını aşağılayan, onu bir birey değil de bir obje gibi gösteren sözlerin yaygınlaşması düşündürücü. Bu içerikler çoğu zaman “sanat” adı altında sunuluyor; fakat sanatın yalnızca dikkat çekmek değil, aynı zamanda düşündürmek, hissettirmek ve topluma bir şey katmak gibi bir yönü de olması gerekmez mi? İnsan ister istemez şu soruyu soruyor: Dinlediğimiz şeyler bize gerçekten bir değer mi katıyor, yoksa sadece birkaç dakikalık tüketimden mi ibaret?Fakat mesele yalnızca müzik değil. Sosyal medyaya baktığımızda da benzer bir tabloyla karşılaşıyoruz. Günlerce konuşulan konuların büyük bir kısmı insanların özel hayatları, magazin olayları, anlamsız tartışmalar ve birbirini aşağılamaya dayalı içerikler oluyor. Buna karşılık bilimsel bir başarı, önemli bir kültürel çalışma ya da topluma fayda sağlayan bir gelişme çoğu zaman hak ettiği ilgiyi göremiyor. Sanki dikkat çekmek, değerli olmaktan daha önemli hâle gelmiş gibi.Eskiden insanlar toplumda saygı görmek için bilgi sahibi olmaya, bir alanda başarılı olmaya
Reklam
Amedspor’dan insanlar neden nefret ediyor?
Amedspor, Türkiye futbolunda sadece bir futbol kulübü olarak görülmeyen takımlardan biridir. Bu yüzden hakkında yıllardır farklı düşünceler ve tartışmalar oluşmuştur. Bazı insanların Amedspor’a karşı olumsuz bakmasının nedeni yalnızca futbol değildir; kulübün geçmişi, bulunduğu şehir ve toplumdaki bazı siyasi ve kültürel tartışmalar da bu algının oluşmasında etkili olmuştur. Bazı kişiler Amedspor’u temsil ettiği anlamlar üzerinden değerlendirirken, bazıları yaşanan maçlar, tribün olayları ve sosyal medyadaki tartışmalar nedeniyle tepki göstermektedir. Bazen bir olay, bir söz veya bir paylaşım, insanların bir kulüp hakkında daha sert düşünmesine sebep olabiliyor. Ancak Amedspor taraftarları için bu kulüp sadece sahaya çıkan 11 futbolcudan ibaret değildir. Onlar için Amedspor; bir şehir sevgisi, bir aidiyet, bir umut ve yıllardır taşıdıkları bir bağ anlamına gelir. Bu yüzden takımın aldığı bir galibiyet ya da yaşadığı bir zorluk, taraftarları için sadece sportif bir olay değildir. Aslında futbol tarihinde birçok kulüp benzer şekilde hem büyük sevgiler hem de büyük eleştiriler almıştır. Bazı takımların taraftarı çok güçlü olduğu gibi, karşısında duran insanlar da olmuştur. Amedspor da bu tartışmaların içinde yer alan, seveni kadar eleştireni de bulunan kulüplerden biridir. Futbol bazen sadece bir oyun değildir; insanların yaşadığı yerleri, hikâyelerini ve duygularını da içinde taşır. Bu yüzden Amedspor konusu da sadece bir maçtan veya skordan ibaret kalmayıp daha geniş bir tartışmaya dönüşmektedir... Yakup Köstekçi
1000Kitap
sitem
Kutulu kitap hediyesinin kutusunu çöpe atmak ayrı bir olay. Yayınevi kitaplara kutu yapmışken ve rafa da konabiliyorken neden çöpe atarsın ki.
Kediler çok vahşi hayvanlardır unutmayın.
Bir aylık bir yavru kedi… Daha gözünü dünyaya yeni açmışken, kardeşleriyle birlikte bir çuvala konulup köyün kenarına bırakılmıştı. Bir insanın eliyle terk edilmişti. Açlık, korku ve çaresizlik içinde bulduğumda onu alıp besledim. Belki de hayatına küçük bir şans vermeye çalıştım. Dün ise başka bir gerçekle karşılaştı. Büyük bir kedinin saldırısına uğradı. Birkaç saniye daha geç kalsaydım muhtemelen yaşayamayacaktı. Şimdi gerekli müdahaleler yapıldı, bitkin bir halde yatıyor. Küçücük bedeniyle hayata tutunmaya çalışıyor. Kediler sevimli canlılar olarak görülür ama aynı zamanda çok güçlü içgüdülere sahip hayvanlardır. Bölge koruma, avlanma ve hayatta kalma dürüleri onları zaman zaman acımasız hale getirebilir. Bir yetişkin kedi, savunmasız bir yavruyu rakip veya tehdit olarak görebilir. Doğada merhamet değil, hayatta kalma içgüdüsü vardır. Ama bu olay bana bir şeyi daha düşündürdü: Kedilerin vahşiliği doğanın bir parçasıdır; onlar bunu bilinçli bir kötülükle yapmazlar. Asıl üzerinde düşünülmesi gereken, henüz annesinden bile tam ayrılmamış yavruları bir çuvala koyup ölüme terk edebilen insanın davranışıdır. Bir kedi içgüdüsüyle saldırır; insan ise ne yaptığını bilerek karar verir. Şimdi o küçücük canlı yorgun bir halde uyuyor. Belki iyileşecek, belki uzun süre toparlanması gerekecek. Ama onun yaşama tutunma çabası, bazen en savunmasız canlıların bile ne kadar güçlü olabileceğini gösteriyor. Umarım bundan sonra karşısına yalnızca şefkat çıkar.
Duygu ve Düşünce
Yks’ye yetişmeye çalışırken yaşanan kötü haber
Sınav yolunda geri manevra yapan minibüsün neden olduğu kazada yaşamını yitirdi. Acı olay Gaziantep'in Karkamış ilçesinde meydana geldi. 22 yaşındaki Fatih İnal, Temel Yeterlilik Testi oturumuna katılmak üzere sabah saatlerinde yola çıktı. Fatih İnal’a Allah’tan rahmet,sevdiklerine sabır diliyoruz🙏🙏
Reklam
Reklam