10/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2026 27. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 22:31
Emil Sinclair, dünyanın kurallarını erken fark etmiş bir çocuktu. Ona göre dünya, aydınlık ve karanlık olmak üzere ikiye bölünmüştü. Emil'in bildiği aydınlık dünya iyilik, sevgi ve güzellikten ibaretti. Bu dünyanın içerisinde ailesi, düzenli evleri ve şaşmaz öğretiler vardı. Bu dünyada sadece kabuller yer alırdı; Emil'in içinde dolaşan hayaller, tutkular ve sorgulamalar bu dünyanın dışındaydı. Bu korunaklı dünya dışındaki dünya ise karanlıktı. Orada bilinmezlik, sezgiler ve sorgulamalar bulunur ve aydınlık dünyanın kurallarını hiçe sayardı. Emil on yaşındayken kendini bu iki dünyanın sınırında gördüğü günleri anlatmaya başlıyor. Kitap boyunca Emil'in bu günlerinde yer etmiş ve ona iki dünya arasındaki seçim hakkını gösteren sınıf arkadaşı Max Demian ile olan yıllara yayılacak ilişkisini okuyoruz. Demian, Emil için sadece güçlü bir çocukluk figürü olmakla kalmayıp yetişkin yaşamının da bazen rehberi, bazen sorgucu; bazen dostu, bazense işkencecisi oluyor. Kitabı, hakkında konusu dahil hiçbir fikrim olmadan okumaya başladım. Bazı yazarlar bana bu güvenceyi veriyor. Tam da bu nedenle yazarın izinden ilerleyerek, kitabı beğeneceğime inanıyor, en olmadı beğenmeme ihtimalimi düşünmüyorum. Bu kitabı bana yaklaştıran durum giriş kısmındaki şu cümleydi: ''İçimde dışarı çıkmak isteyen bir şey vardı, ben onu yaşamaya çalışıyordum yalnızca. Neden böylesine güçtü bu?'' Bu cümle içimdeki bir noktayı titreştirdi ve merakımı canlandırdı kabul ediyorum. Ancak bu cümleden bu kadar etkilenmemin esas sebebi benim kendi iç dünyam değil, kitabın yazarıydı. Kitabın yazarına olan güvenimin teminatı işte bu girişteki ilk cümlede karşıma anında çıkıvermişti. Hermann Hesse psikanaliz ile mistisizmin kesişim noktasında duran bir yazar. Onun eserlerini sevme sebeplerimin başında, yazarın dünyayı
Edebiyat
DemianHermann Hesse · Can Yayınları · 20216,5bin okunma
bunlar babadan oğula nesil herhalde.mp4
7/10
·216 syf.·
2026 19. kitabı
Kitabın en can alıcı özelliği kötülüğün kaynağına dair rahatlatıcı hiçbir açıklama sunmaması. Okuru teselli etmek yerine onu insan doğasının en huzursuz edici ihtimallerinden biriyle baş başa bırakıyor. SPOILER ALERT İnsan doğası, annelik, kalıtım ve ahlak üzerine karanlık bir düşünce deneyi diyebiliriz. "katil kim?" hikâyesi gibi başlasa da olaylar çok daha farklı bir form kazanıyor ve "sevgi koşulsuz mudur, yoksa ahlaki gerçeklik karşısında bir noktada yetersiz mi kalır?" sorusuna dönüşüyor. March, kötülüğün biyolojik olarak aktarılabileceği ihtimalini gündeme getiriyor. Canavarın yüzünü tanımak kolaydır; zor olan, onun son derece sevimli bir çocuğun yüzünü taşıyabileceğini kabul etmektir. Christine (anne) kabul edecek mi? banliyö yaşamının sıradanlığı içinde ilerleyen 216 sayfa.
Kötü TohumWilliam March · Tersine Kitap · 2026113 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Kalemi Usta isim Marquez...
Puan vermedi·94 syf.··
2026 44. kitabı
·
30 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 10:08
Herkese merhabalar. Öncelikle yazarın hayatına girmek istemiyorum. Yazarı tanıyoruz artık. Direk eser ile başlamak istiyorum. Marquez kaleminin akıcılığını , ustalığını ve okura geçirdiği etkiyi söylemeden edemeyeceğim. Marquez en güzel konuları ustalıkla işlerken, en berbat konuları bir o kadar ustalıkla sunuyor. Okurun bir yandan kabul edemeyeceği konular olsa da bir merak içinde okuyor. Ağustosta Görüşürüz eserini okurken kişinin kabul edemeyeceği durumları sunuyor , "olmadı bu yetmedi bunun biraz daha üstü olmalı" diyerek Benim Hüzünlü Orospularım ile bizleri bir nevi igrenç bir durumu seyre koyuyor. Okur bir yandan "Bu da nedir ? " derken zaten bir merakla eserin sonuna geliyor. Eserin ismi ilk başta okura tuhaf gelse de , asıl konusu ve kahramanın hayat içinde yaşadıkları tuhaf ve kabul edilemez kılıyor. 90 yaşında bir adamın 14 yaşında bakire bir kız ile yaşadığı bir gecelik aşk durumu. Ve hayatı içinde o kadar çok kadınla beraber oluyor ki liste tutmaktan bıkıyor. Gerisini siz anlayın. Marquez burada bizlere , kişisel yanlızlıgın, hayat içinde anlam bulma arayışını , toplumsal bir çöküntüyü , adalet kural sisteminin asıl güçlünün elinde olduğunu ve kişisel çıkarların insanlar üzerindeki etkisini vurgulamakta. Tabii bunu pis bir durum anlatısı ile... Bu eser bir olay anlatısı olsa da aslında olaylar içindeki kişideki durumu işaret eder. Bu eser bazı okurları rahatsız etmeye bilir ama cidden benim ruhaniyetimi boğdu , içim almadı , ve beynen allak bullak etti. Ahh Marquez ahh kalemindeki ustalığı sevmesem okumazdım. Şimdi şuraya gelmek istiyorum. Aslında Marquez okura kurguyu sunarken tam da yapmak istediği buydu diye düşünüyorum. Kitap ismi ile ilgili uyandırmak Kurgu ile şaşırtmak (yerine göre tiksindirmek) Kahraman ile okuru bağlamak Okuru çatışma
Edebiyat & Roman
Benim Hüzünlü OrospularımGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202625bin okunma
Puan vermedi·384 syf.··
2026 96. kitabı
Çağatay Düz’ün kaleminde en sevdiğim şey askeri kurguda aşktan ziyade aksiyonu ön planda tutması. Askeri kurguda tim olaylarını ve çatışmaları okumayı çok seviyorum. Aşk hiç mi yok derseniz tabi ki var lakin öyle olayların önünde sadece aşk okumuyoruz. Ters köşeli, aksiyonlu, aşkı da olan bir kurgu okuyoruz. Aybars ve Sıla çiftini seviyorum. Hem çekimleri olayların önüne geçmiyor hem de yavaş yavaş yakınlaşmalarını okuyoruz. Yazar tam dozunda tutmuş, en sevdiğim en sevdiğim. Kitapta bir örgüt var Dark Coins örgütü, adını her okuduğumda beni çok güldürüyor. Güldüğüme bakmayın aslında karanlık bir örgüt. Arkasındaki sırları yavaş yavaş okuyor olmak beni çok heyecanlandırdı. Ayy arkadaşlar kitapta bir hain var Kim olabilir diye düşünmekten kafam yandı gerçekten. Kitabı okutan böyle merak unsurları olması bence güzel. Hem timin arasındaki o güveni de görmüş oluyoruz. Sonuçta gerçek hayatta da böyle olaylar yaşanıyor ve kitapta olması ayrı gerçeklik katmış.
Kurtların Gölgesinde IIÇağatay Düz · Vera Kitap · 20269 okunma
Puan vermedi·408 syf.··
2026 95. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 01:17
Sekiz yaşındaki Bela’nın hayatı, ailesi ve her gün ona “Kalbine girebilir miyim?” diye soran gizemli bir varlık olan Öbür Anne etrafında şekillenir. Evde yaşanan tekinsiz olaylar arttıkça Bela, vereceği kararın yalnızca kendisini değil, ailesini de etkileyeceğini fark eder. Anne ve babasının evliliği sarsılırken Öbür Anne giderek daha güçlü ve tehlikeli hale gelir. Evdeki Tuhaf Olaylar, aile bağları, korku ve doğaüstü unsurları etkileyici bir atmosferde bir araya getiren ürpertici bir roman. Gerilim dozu bir tık yüksek bir kitaptı. Yazar okuyucuyu germesini seviyor, bunu biliyoruz lakin bence biraz da konuyu genişletebilirdi diye düşünüyorum. Bazı kısımlar çok oldu bittiye geldi benim için. Bela’nın o korkusunu hissettim, kıyamam daha 8 yaşında ve korktu çocuk Yani sürekli taşının şu evden artık falan dedim, keşke taşınsalardı Josh Malerman ile ben Kafes serisiyle tanışmıştım. Kafes serisini sevsem de daha sonra okuduğum Gölün Dibindeki Ev’i hiç sevmemiştim. Evdeki Tuhaf Olaylar ile yazara tekrardan şans vermek istedim. Alışılmışın dışında bir yazım tarzıyla gelmiş yazar. Genelde diyaloglar okuyoruz öyle sayfalarca konu üzerine değinmemiş yazar. Bu doğrultuda benim için hızlı okunan bir kitap oldu.
Evdeki Tuhaf OlaylarJosh Malerman · Olimpos Yayınları · 202678 okunma
Kar tanelerinin bir bildiği var…
9/10
·309 syf.·
2026 46. kitabı
“Yok olan kar taneciklerini bir şekilde yakalamak mutluluğu yakalamak gibi bir şey; anında hiçliğe dönüşüveren bir sahip olma eylemi.” Soluksuz okuduğum bir roman oldu desem abartmış olmam bence. Okuması çok kolay, akıcıydı. Olaylar çok güzel örülmüş. Başladım ve aynı gün bitirim çünkü çok akıcı çok merak uyandırıcı . Gerilim ve heyecan hiç azalmadı. Çok yorumlamak istesem de polisiye roman içeriği yorumlamak zordur çünkü yazdığım bir sey katılı ele verir diye ürküyorum. Kesinlikle tavsiye ederim şimdiden iyi okumalar
1000Kitap
Sessiz HastaAlex Michaelides · Domingo Yayınevi · 202312,7bin okunma