Karacaoğlan bir şiirinde der ki:
“Üryan geldim gene üryan giderim
Ölmemeğe elde fermanım mı var
Azrail gelmiş de can talep eder
Benim can vermeğe dermanım mı var”
Nil Karaibrahimgil bir şarkısında der ki:
"Ben buraya çıplak geldim
Heyhat, utanmam yok, utanmam yok”
İki ozanın da çıplaklıktan bahsetme biçimleri, yüzyıllar boyunca aradan geçen şeyin sadece zaman olmadığını açıkça göstermektedir. Kastettiğimiz şey ozanlardan “eski” olanın üryan, yeni olanınsa çıplak kelimesini kullanıyor olması değil elbette. Eski ozan şiirinde çıplaklığı, insanın acziyeti ve geldiği yere gideceğiyle ilişkilendirirken, yeni ozanın çıplaklığı -üstelik aynı bağlamda yani dünyaya üryan gelmek anlamında- utanmazlıkla ilişkilendirmesi manidardır. Yüzyıllar boyu her doğan insanın yaşadığı bu tabii vakayı özünden uzaklaştırarak utanmazlıkla bağ kurma eğilimi, kuşkusuz çıplaklığın kendisinden daha çarpıcıdır.