İnsanları ayırmanın ilahi tıynette çok güzel yolları varken sübjektif değerler, tercihler, politik yönelimler üzerinden ayırmanın kimseye bir faydası olmayacak.
Seven de bir sebep bulur sarılır sever, sevmeyen de bir sebep bulur sevmez. Yanılmak da aldanmak da niyet de duygudandır. Bunun için bir birinizi kırmayın, çok büyütmeyin.
Birbirinize düşerken imanınızın sarsılması sizi endişelendirmiyor mu? Endişelendiriyorsa birbirinize düşmanlık etmeyin, düşürmeyin hayırla dua edin.
En güzel fikrin, duruşun, politikanın seninki olduğunu düşünüyorsan en güzel olmaya çalışman lazım, bunu başka türlü kanıtlamaya ihtiyaç duyuyorsan;
muhteşem fikrini parlatan diğer fikrin kötülüğü ise ihtiyacın olan karanlıktır dostum. Çünkü karanlık en cılız yıldızı bile gösterebilir.
En tutarlı temsil davranıştır.
İnanç-fikirler davranışla, yaşayışla temsil edilmediği sürece her şey kağıt üstünde kalıyor.
Kendi inancına kendi fikrine kendini örnek gösteremiyorsan neyin davası bu?
Vaziyet sahibi olmadan vazife sahibi olmak, beni dinle ama beni örnek alma demek tek kelimeyle sahtekarlıktır.
Senin söylediklerinin önce seni bir yola getirmesi lazım. Samimiyet bunu gerektirir.
Senin söylediklerin seni yola getirmiyorsa başkalarını yoldan da çıkarır.
Cılız bir fikri büyük bir duruşla parlatırsınız, muhteşem bir fikri kötü bir temsille mahvedersiniz.
Güzel şeyler yapmadan güzel şeylerden konuşmak seni rahatlatıyorsa amacın güzeli yaşatmak değil kendini rahatlatmak olur. Bununla güzeli tehlikeye attığının farkında olmalı insan. Belki de rahatlamak seni hasta ediyor, bunu da hesaba katmalı.