Balkan harbinde bir Türk eri.
Modern dünyanın, romantizmin, sinemanın ve sanal dünyanın yarattığı kahraman kaslı, yakışıklı, bakımlı erkektir. Öyle hayal edilir ve öyle olanlara yakıştırılır. Öyle olmayan insanların kendine olan veya olması gereken inancı da bu şekilde yıkılır.
Öyle bir hâl aldı ki bu durum seksi olmayan insanların kahraman olması, zafer kazanması insanları tatmin etmez. Ve haksız tarafın yakışıklı olmayan, bakımsız, giyim kültürü zevklerimize hitap etmeyen taraf olması arzu edilir.
Savaş sonrası sefalet nefislere hoş gelen kadınlara değil bakımsız, gösterişsiz kadınlara yakıştırılır.
Bu nasıl böyle oluyor?
Sinema sektöründeki fantastik filmlerde yapılan savaşlarda yenilen ve yenilmesi gereken tarafın orklar olması, zombiler olmasından ziyade tüm filmlerde ortak nokta bir güzel-çirkin savaşı olmasıdır. Çirkin (fiziksel) o kadar çirkin bir şekilde tasarlanır ki bu bir şekilde bilinç altımıza işler. Çirkini aşırı derecede çirkin tasarlamanın sonucu herhangi iki şey karşı karşıya geldiğinde 'taraf olma noktasında' haklı-haksız kadar güzel-çirkinin de belirleyici rol oynamaya başlamasıdır.
Sinema sektöründe haksızlık, kötülük gibi metafiziğin, fiziki çirkinlikle birlikte sunulması estetik, plastik sektörünün de bir pazarlamasıdır. Bu çağda bunların artması tekno-tıbbın gelişmesiyle açıklanamaz.
Ey şair, ey sözümona
Hangi harf büyümeli gırtlağımızda?
Bir harfse eğer gelsin tamamlasın
Cümle aleme gösteren gedik yanımı
Bir harfse, harfe muhtacım bana bildir
Ey şair, ey sözümona
Boğazımdaki yumrudan değil şikayetim
Yumru ki ona minnettarım.
Onu yumruğa dönüştürecek
Bir harfse, harfe muhtacım bana bildir.
Ey şair, ey sözümona
Unutunca, sanki her şeyi unutuyorum
Nerede yüzümde keder, nerede mahzuniyet
Te'sir eden, uyutmayan intikam ve sinir
Bir harfse, harfe muhtacım bana bildir
Ey şair, ey sözümona
Bir baba, bir koca, belki biraz şairlik
Bir harfin uyandırması için yetmez mi
Teskin eden, tekin kılan, tetikte tutan
Bir harfse, harfe muhtacım bana bildir
Ey şair, ey sözümona
Hüsn-ü harf tatile çıksın!
Kara bir irin akıyor
öpünce o yıkılmış gülüşünden çocukların.
Kara bir salgıdır çünkü büyük
serüvenler ve çocukların soluk alışları da.
Ürker herkes üşümüş bir anahtar olagelmekten
bir çocuğun şehri çarpar yüzümün varoşlarına.
-İsmet Özel