Şiddet, hayat ve ölüm, arzu, cinsellik ondan itibaren, temsilin altına, bizim şimdi söylemimizde, özgürlüğümüzde, düşüncemizde elimizden geldiğince yeniden ele almaya çalıştığımız muazzam bir karanlık tabloyu yapacaklardır. Fakat düşüncemiz o kadar dar, özgürlüğümüz o kadar bağımlı, söylemimiz o kadar kabak tadı vermiştir ki, sonunda bu alttaki karanlığın içilecek deniz olduğunu farketmemiz gerekmektedir.