Oldi

Oldi
Derinleşsin ben içerledikçe ruhumdaki sakarlık. #42257405
Ömer Seyfettinle şöyle bir anı peh
Arıburnu ve Seddülbahir cephelerindeki siperleri gezerken de büyük bir tehlike atlatmışlardır. Aralarında Ömer Seyfeddin'in de bulunduğu grup, "râh-ı mestûr" dedikleri gizli yollardan birinde ilerlerken genç mihmandarın bindiği at biraz öteye düşen bir obüs yüzünden ürkerek ok gibi fırlar. Kendi atları da onun peşine düşünce açığa çıkar ve korkunç bir şarapnel yağmuruna yakalanırlar. Ateş altında dörtnala atbaşı ilerlerken, var kuvvetiyle atının yelelerine asılan ve şakalarından tehlike altında da vazgeçmeyen Ömer Seyfeddin, bütün kabahati yüklediği Hakkı Süha'ya "Altı kat embesil. İnşallah vurulursun da anan baban, boylu boslu bir şehit görürler!" diye sürekli söylenmektedir.
Sayfa 161·Kitabı okudu
Reklam
Hanımın hazırladığı Din imtihanı için öğrencilerin verdiği cevapları inceliyorduk. Soru günahlar ve sevaplar için örnek vermeye geldiğinde cevaplar ilginç ama benzerdi. Mesela günahlar için ekmeğe basmak, sigara içmek, domuz eti yemek, yere tükürmek... Sevaplar namaz kılmak, oruç tutmak gibi ibadetler... Yani ailenin çocuğa öğrettiği günah perspektifinde çocuğu düşünmeye sevk eden genel durumlar olmadığı gibi ailenin kendi işini kolaylaştıracak bir mekanizma oluşturması öne çıkıyor. Bu ailede başlayan süreç toplumda yayılarak devam ediyor. Meselâ Cami tuvaletine temizlik imanın yarısıdır; iş yeri mescidine çalışmak da ibadettir; yemek haneye girince Allah israf edenleri sevmez... Herkes kendi menfaatine uygun bir günah alanı çiziyor. Samimiyet yok. Sevaplar kısmına gelince iş yine tuhaf.. Müslüman çevre içinde ibadeti her şey ile hiçbir şey arasında tutan dengeli insan sayısı az. Kimine göre yardım sever, zararsız bir insan isen ibadete gerek yok. Kimine göre ise namazları kılıyorsan zekât, sadaka vermene gerek yok; ticarette malının fiyatını ölçecek sınıra gerek yok.. İnsanlar, kendilerini en iyilerle mukayese etmiyor. Namaz kılmayanın kendini mukayese ettiği namazlı kişi genelde cimri, aç gözlü, eğitimsiz birisi oluyor. Namaz kılanın kendini mukayese ettiği kişiler ise keş, başı boş, zina eden tipler.. Toplum ahlâkı olarak bizi yükseltecek bir yolu yürümek yerine kendi artılarımız ve başkalarının eksileri üzerine bir yol çiziyoruz.
Anket
Evi bir nefais müzesidir. Kitaplar, işlemeler, elyazmaları, minyatürler. Selofanların içinde 900 tarihli bir Muhammediye var ki Yazıcızade Mehmed Efendi, Muhammediye'yi 852'de yazdığına göre arada 48 senelik bir fark var. Sordum: Bunları nasıl ele geçirdiniz?' Çöplüklerden topladım, evet... Hayret etmeyin, biz Türkler kendimizin ne olduğunu bilmiyoruz. Bu güzellikleri çöp tenekelerine atarız. Hanım bir Bergama işlemeyi keser, bluz yapar yahut çanta yapar. Sizin bir yazınızda yazdığınız gibi, Yesari'nin bir yazısını koparır, parçalar, arkasına evinin kiralık olduğunu ya- zarak ilan mukavvası yapar. Size bir misal arz edeyim: Geçenlerde ziyaretime Cambridge'den biri geldi. Bize ait her şeyi okuyor. Yanına bir de Türk talebe almış, biz muhtelif tarihi meseleler görüşür, ilmi bahisler ederken çocuğun kayıtsızlığı dikkatimi çekti. Siz,' dedim, böyle sohbetlerden zevk almıyor musunuz?" Bunların lüzumlu şeyler olduğuna inanmadığım için bilmiyorum, bilmek de istemiyorum." Ne yazık ki bilmemekle iftihar eden bir nesil yetiştirdik.
Sayfa 131 - Refii Cevat Ulunay'ın Nuri Arlasez röportajından·Kitabı okudu
Birkaç yıl sonra Cağaloğlu'nda karşılaştıklarında, merhaba der demez ayaküzeri bir müzik konferansı çekmeye başlayan "Aziz Amca", alaturka müziğin Arap-Acem kırması bir saray artığı olduğunu, piyano filan çalarsa dünyaya açılabileceğini, bunun udla mümkün olmadığını, bir daha karşılaştıklarında onu hâlâ alaturkayla meşgul görürse sadece merhaba diyeceğini, çayını ısmarlayacağını, fakat hiç konuşmayıp işine devam edeceğini söyler."¹¹ 11:Tanrıkorur hatıratında bu görüşmenin devamını anlatıyor: Osmanlı kültürüyle birlikte Türk müziğinin de tanınmış düşmanı olan Ziya Gökalp'in zehirlediği kafaların bu tip konuşmalarına karnım tok olduğu için susup hiçbir reaksiyon göstermeden dinlemekle yetindim 'Niye konuşmuyorsun, yoksa beni muhatap mı kabul etmiyorsun?' diye sorunca, "Tabii etmiyorum ağabeyciğim" dedim. 'Ben sana mizah edebiyatı konusunda ukalalık etmeye kalksam, sen beni muhatap kabul eder miydin? Türk müziğinin menşei konusunda hangi yabancı kaynakları okudun ki konuşuyorsun? Ayrıldık ve bir daha görüşmedik"
Sayfa 36·Kitabı okudu
'Başlı başınalığım ben.' -İsmet Özel