Evi bir nefais müzesidir. Kitaplar, işlemeler, elyazmaları, minyatürler. Selofanların içinde 900 tarihli bir Muhammediye var ki Yazıcızade Mehmed Efendi, Muhammediye'yi 852'de yazdığına göre arada 48 senelik bir fark var. Sordum: Bunları nasıl ele geçirdiniz?'
Çöplüklerden topladım, evet... Hayret etmeyin, biz Türkler kendimizin ne olduğunu bilmiyoruz. Bu güzellikleri çöp tenekelerine atarız. Hanım bir Bergama işlemeyi keser, bluz yapar yahut çanta yapar. Sizin bir yazınızda yazdığınız gibi, Yesari'nin bir yazısını koparır, parçalar, arkasına evinin kiralık olduğunu ya- zarak ilan mukavvası yapar. Size bir misal arz edeyim: Geçenlerde ziyaretime Cambridge'den biri geldi. Bize ait her şeyi okuyor. Yanına bir de Türk talebe almış, biz muhtelif tarihi meseleler görüşür, ilmi bahisler ederken çocuğun kayıtsızlığı dikkatimi çekti.
Siz,' dedim, böyle sohbetlerden zevk almıyor musunuz?"
Bunların lüzumlu şeyler olduğuna inanmadığım için bilmiyorum, bilmek de istemiyorum."
Ne yazık ki bilmemekle iftihar eden bir nesil yetiştirdik.