1 hafta evvel kayın babamları Kars'a gezmeye götürdüm.
Türkler'in bu bölgeye geldiğinde koyduğu ikinci işaret, ikinci Cumanın kılındığı kilise eskisine girdik (1. İlk Cumanın kılındığı Ani).
Daha sonra Harakani'nin (Allah rahmet eylesin) türbe-mezarına girdik. 1033 yılında şehit olmuş. Davut bin Mahmud (Alp Arslan) gelince onun mezarını 1064'te bulup yaptırmış.
Mezarın başında kendimi bir an Irkçı-Kafatasçı Türk olarak düşündüm. Bu adama, onun davasına "Yallah Arabistan'a!" diyecek yüzü aramaya başladım. Aradım ama bulamadım. Şu kanıya vardım demek ki böyle şeyler diyenlerin yüze ihtiyacı olmuyor.
Sonra sizden önce biz vardıkçılar, sizden önce müslümandıkçılar geldi aklıma. Bunlar Yallah Arabistan'a demiyor ama onun gelişinden pek memnun değiller gibi karışık bir ruh hâli içindeler, "Sen yokken ben vardım ha!" kafası. Bunların da bir yüze ihtiyaç duyduğunu sanmıyorum.
Kiliseleri camiye, çan sesini ezan sesine, diyarı harbi darül İslâm'a çeviren bu davanın neferi-nefesi-zikri olmak varken bunların yaptığı ganimet telaşı oluyor.
Ganimet peşinde olan, bu vatana vesile olan şehitlerin hatırasına leke süren herkesin Allah belasını versin. Bu iş fahişe kılıklı olmak değil düpedüz fahişeliktir.