Kendi değerimizdekilerin ya da kendimizden üstün olanların pisliğini neden pislik saymıyoruz? Biz ancak kendimizden aşağı gördüklerimizin pisliklerinden iğreniyoruz. Bizim pislik anlayışımız biraz şey... Yani biraz daha pis."
Acı: on iki ayın mor kanatlı kelebeği.
Buz: gölün tavan arası.
Ceviz: sincapların sandık diye açtıkları kutu.
Çit: çimen saati.
Düğüm: kuşların yüreğindeki patika.
Elmas: ayışığının sesi.
Fırıldak: rüzgârın çocukluğundan bir anı.
Göktaşı: meleklerin kırık oyuncağı.
Ğ: alfabenin ıssız deresi.
Haydut: ağaçların üstünde dörtnala giden adam.
Ihlamur: hasta böceklerin başucu ağacı.
İnci: deniz diplerinin kırağısı.
Jüpiter: yüzyıllar önce yola çıkmış bir kirpi.
Küskünlük: yaprakların yere düşerken rastladıkları komşu.
Leke: karın üstüne damlayan serçe kanı.
Türk şiirinde 50 yaşından sonra yeni şiir yazan şair yok: Elde edilmiş ustalığını, şiirinde karakter haline gelmiş tekniği çoğaltmak yerine, yepyeni bir tarzda şiirler yazma cesaretini gösteren tek şairdir. Erbain büyük şiirdir. Eğer son şiirler (Bir Yusuf Masalı, Of Nor) başarısız olsaydı Erbaine bakış bile değişebilirdi. Bunu riske etme pahasına böyle bir çabaya girmesi, bundan korkmaması bile tek başına büyük bır olaydır. Kaldı ki Bir Yusuf Masalı da, Of Not da Erbain nerdeyse ordadır.