Oldi

Oldi
Derinleşsin ben içerledikçe ruhumdaki sakarlık. #42257405
Kurucu felsefe ?
Tarihlerde okunduğu vechile Birincı Büyük Millet Meclisi 23 Nisan 1920 tarihinde Hacı Bayram Camii'nde kılınan cuma namazını müteakip dua ve niyazlar yapıldıktan ve Meclis kapısının önünde maddî ve manevi merâsim icra edildikten sonra açıldı.
Sayfa 78·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Sohbet esnasında Mustafa Kemal Paşa, maârifin memleket sathında sür'atle yayılabilmesi için ne gibi tedbirler alınması lazım geldiğini sordu. Bu sırada müdîr-i sâni Ayaşlı Ali Rıza Bey, Arnavutların yaptığı gibi Latin harflerini kabulden başka bir çâre olmadığını ileri sürdü. Fakat Heyet-i Temsiliye'den Washington sefiri Ahmed Rüstem Bey, bu fikre şiddetle karşı koydu: "Harf bir milletin şiârıdır. Harf değişirse millet hüviyetini, tarihini kaybeder, böyle bir şey olmaz" dedi. Bu suretle bu babdakı münakaşa da kapanmış oldu.
Sayfa 71·Kitabı okudu
Bu Cuma, namazı kıldırmaya genç bir İmam geldi. Müftülüğün yanındaki camii olduğundan mıdır, eğitim, izleme gibi faaliyetlerden midir bilmiyorum tâbi.. Genç hutbeye çıktığından kitap okuyan birisi olduğu o kadar belliydi ki. Vurgu ve tonlamaları, sesindeki samimiyet, diksiyon; hutbenin de hakkını yemeyerek istifadeliydi. Herkes pür dikkat genci dinliyor, eline telefon alanı görmedim. Herkes şok içinde kala kaldı. Hutbe bitti geçti namazı kıldırmaya. Hayda yine yanık ve samimi bir sesle okumaya başladı. Yine vurgu ve tonlamaları, nağme yapması; Türk musikisi ile kıraat arasındaki yakınlığı ,biraz aşina olan yakalar. Neyse ki genç selâm verdi. Hanım kardeşler buradan sonrasını pek bilmez. Hoca cuma farzında selâm verince camideki bir kısım cemaat son sünneti kılmadan yangından kaçar gibi çıkmaya çalışır camiden. (bunu yargılamak maksadıyla söylemiyorum) Bu kez ve hayatımda ilk kez kimsenin çıkmadığına şahit oldum. Herkes tahiyyata mıhlanmış üstündeki şoku atlatmaya çalışıyordu.
Dünya, bize sunulan hiçbir günü kutlatmayacak kadar acı ile doldu ve taştı! Çocukların, kadınların, yaşlıların, tabiatın yok edildiği bir dünyada sessizce ve çaresizce beklerken, "hadi bugün kadınlar günü kutla" emri vakisine boyun eğmek için acının rengine kör olmak gerekir.