Rüyanın ortasından yazıyorum,
Henüz uyanmadım:
Melekler inmeye başladı yanlarında beyaz lerze,
Uçuşuyor göklerde kelebekler yerine.
Bir çocuk alnımı kurcalıyor,
Ceplerimi kurcalıyorum.
Son düzlük katlanmış 5 kere
Uzatıyorum Afgan şefin torununa.
Rüyanın sonundan yazıyorum:
Hayal kurarken nasıl da zengindim
Oysa
Bir tanesini bile taşıyamadan rüyalarıma
Uyanıyorum!
-oldi
Kazak Oraz bay, Türkiye'de Oruç bey oluyor!
Kelimenin aslı farsça, öyleyse bu fark nereden kaynaklanıyor? Modern zamanlarda iştikakçıların piri merhum Şinasi Tekin "İştikakçinin Köşesi" kitabında bunu açıklığa kavuşturuyor.
Kelime orta farsçada, yani pehlevicede "roçag", 9. asırda yeni farsçaya roze şeklinde girmiş, kelimenin sonundaki g sesi düşmüştür. İşte karahanlıcaya kelime bu asırdan sonra girdiği için ruze olarak yerleşmiştir. Batı veya Oğuz türkçesine kelime daha erken bir dönemde girdiği için roçe olarak girmiş, roçe'nin başına sessiz harfle başlayan kelimelerin başına gelen gelmiş ve oroçe, sonra da oruç olmuştur. Bunun "ıspanak"tan tutun da "ireceb"e kadar bir sürü örneği var.
Kelimenin(ramazan) kökü rmd (re mim dat, ramad), kum ve benzeri şeyler üzerinde güneşin harareti ve yakıcılığının şiddeti anlamına geliyor. Hz. Muhammed'in amcaoğlu meşhur tefsir ve fıkıh âlimi, hadis ravisi İbn Abbas'ın, bir Yahudi'nin oruç ayının neden ramazan olarak adlandırıldığı sorusuna verdiği cevap ilgi çekici: "Zira bu ayda günahlar kavrulur."