Güzel bir kitap. İnsanların şizofreniyi daha iyi tanımasına yardımı olabilir belki de. Ben okumaktan ve Elyn ile tanışmaktan memnun oldum. Herkese okumasını tavsiye edebilirim.
Ahh… “Ferny”
Hiç spoiler vermeden bir kaç cümle söylemek istiyorum.
Öncelikle Kuzey Baykalİlayda Güzel ikilisini tebrik ederim. Gerçekten kalbimizden vuran bir kitabı dilimize böyle güzel kazandırdıkları için.
Kapak fotoğrafı ise şahane kitabın duygusunu gerçekten yansıtıyor.
Kitabımızda on iki yaşındaki ergenlik döneminde anne babası tarafından görünmez olduğunu düşünen bir genç kızın gözünden olaylar aktarılıyor. 3 çocuklu, aile işletmesi olan kendi ritminde tatlı bir aile. Ancak o trajediden sonra hiçbir şey eskisi gibi olmuyor.
Kitabın o bölümünü okurken bebeğim kucağımda uyuyordu. O kadar çok ağladım ki…
Çok çok çok etkilendim.
Kitabı da çok sevdim. Anne olduktan sonra özellikle bir çocuğun gözünden, ağzından yazılan metinlere daha farklı bakar ve ilgilenir oldum.
Daha fazla bir şey söylemek istemiyorum.
Okunacaklar listenizin en başına eklemenizi tavsiye ederim.
Sevgi insana her şeyi yaptırabilir bir de sevgisizlik...
Aşk uğruna her şeyi göze alan ve elinden ne geliyorsa onu yapmaya çalışan Martin'in hikâyesi. Onun kendini geliştirmek için gösterdiği azme hayran kalmamak imkansız. İstediği bir şey için sonuna kadar peşinden koşan bir karakter. Spoiler vermemek adına Ruth hakkında çok yorum yapmayacağım. Ve sonunun böyle biteceğini tahmin etmemiştim ben, biraz ters köşe oldum diyebilirim. Ama çok etkileyici bir sondu gayet başarılı. Ayrıca yazarın dili sade ve anlaşılır, kitap oldukça sürükleyici her ne kadar bir ara yeter artık ne olacaksa olsun dememe rağmen
Etkisi uzun süren ve insanı düşündüren bir klâsik. Okumanızı şiddetle tavsiye ederim.
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135bin okunma
Köprü Kralı - M. Akyüz
#okudumbitti #kitapyorumu
Öncelikle eline sağlık yazarım, bizi Miray ve Pars Tuna ile tanıştırdığın için. Kitap evrenine hızlıca adapte oldum ve yazım dili olarak kesinlikle çok akıcıydı. Okurken hiç sıkılmadım ve çabucak bitti.
Kısaca konusuna değineyim. Hemşire olan Miray, sevgilisinden ayrıldıktan sonra eski sevgilisi yüzünden iş değiştirmek zorunda kalır. Yeni işi ise bir mafyanın babaannesine özel hemşirelik yapmaktır!
Kitabı okumadan önce dark romance olduğunu öğrendiğim zaman daha ciddi bir yazım bekliyordum ama bunun aksine daha mizahi bir yazım hakimdi. Miray'ın kardeşi ve arkadaşı ile olan ilişkilerini özellikle çok sevdim.
Kitap ilk görüşte aşk temasını içeriyor, ancak ben olayların fazla hızlı ilerlediğini düşünüyorum. Tek kitap olmak yerine iki kitaplık bir seri olabilirdi, ilişki aşamalarının daha ağır işlenmesi gerektiğini hissettim. Ayrıca ilk yakınlaşmada da bebek konuşulması bana fazla aceleci geldi. Kitapta daha fazla Pars'ın gücünü görebilirdik. Bir kısma kadar sadece Köprü Kralı denilip geçildi, keşke birkaç sahne daha olsaydı bu lakabın altını dolduracağı.
Kitabın ikinci kısmı... Ben Pars'ı affedemedim ne yazık ki. Bir noktada da Pars'ın yaptığı eziyet çok yanlıştı ve artık 'aşk' denilemezdi. Zorbalıktı tamamen. Keşke daha çok sürünseydi Pars, kendini affettirecek bir şeyler yapmalıydı.
Bunları çıkardığımda bütünlük olarak hikaye gayet güzeldi. Keşke onları daha çok okusaydık. Sonu çok güzeldi.
Kitabı okurken Onur ve Ahsen çiftinin kitabını da çok merak ettim bu arada. En yakın zamanda onu da okumak istiyorum!
Okurun bol olsun!
Köprü KralıMerve Akyüz · Dokuz Yayınları · 202666 okunma
Aslında çocuklar için yazılmış bir masalsı hikaye olarak lanse edilmesine rağmen bence bir yandan da büyükleri de etkileyebilecek bir eser #k:375172. Yaşam ve ölüm ile ilgili ya da inançlar ile ilgili pek çok metafor var eserde ve genel olarak da etkileyici bir şekilde yazılmış. Kitabı genel olarak beğensem de özellikle sonu biraz hayal kırıklığı oldu ama aslında yazarın ölümünden dolayı yarım kalan bir eser olduğunu sonradan öğrenince hikayenin sonunun niye o şekilde olduğunu anlamış oldum. Kısa, akıcı ve dinlendirici bir kitap.
Melih Cevdet AndayMikado’nun Çöpleri
Eserde; kucağında bebeği ve gidecek yeri olmayan bir kadın, bir kış gecesinde yoldan geçen bir erkek ile karşılaşır ve erkek, kadını evine davet eder. Konuşma ihtiyacında olan bu iki karakter de o geceyi birlikte sabaha erdireceklerdir. Değindikleri konuları, yaptıkları çıkarımları ve daha nicelerini duymaya ve dinlemeye davet ediyorlar okuru.
• KADIN: ... Çünkü bir insandım yalnız başıma iken, buraya gelince bir konu oldum. Siliniverdim. Bir hiç yapıp çıkardınız beni. Vücudum bile küçüldü sanki, küçüldü, küçüldü, kilimin altına girecek kadar, pire kadar küçüldüm. (Sayfa 36)
• ERKEK (merakla): Yani bu sahne daha önce de geçti mi?
KADIN: Hiçbir sahne aynen geçmez elbet. Değişe değişe geçer. (Sayfa 47)
• Kaçacak yerim yok ki... Dapdaracık oldu dünya... Tek ayak üstünde bile duramam artık... (Sayfa 51)
• ERKEK: Rastlantı demek istiyorsun. Rastlantı yok bu dünyada, yok.
KADIN: Öyleyse ne bu?
ERKEK: Aradık birbirimizi. (Sayfa 51)
• Düşünüyorum düşünüyorum, bulamıyorum. Her şey karmakarışık, hiçbirinin içinden çıkamıyorum. Ne yapacağım ben? (Sayfa 58)
• KADIN: Sevginin kökünü kazımışsın içinde... Sade yalnızlığın için çalışmışsın, büyük duvarlar örmüşsün çevrene ama sonra bir de bakmışsın ki duvarların içinde kimse yok. (Sayfa 96)
• ERKEK: Gözlerinin içinde bir deniz görüyorum. (Sayfa 101)
• Bir gün az kaldı mutlu oluyordum. (Sayfa 109-110)
Okurken bazı şeylerden şüphe etmeme ve bazı şeyleri de sorgulamama sebep oldu bu tiyatro eseri. Tiyatro okumayı özlediğimi hissettirdi bana.
Buraya kadar okuduğunuz için teşekkür ederim.