Hayvanat bahçesine gittik eşimle.
Bir tezatlar ülkesi.
Kedilerin kocaman evleri, Lama'nın kulübesi var.
Korumalar (sözüm ona bakıcılar) gardiyan gibi dolaşıyorlar:
"-Aha bunlar maymun oli."
Pislik kokan kafeslerinin ardında bir portakal kabuğunu kemiren maymunun hüzün dolu bakışlarını görünce insanlığım geldi aklıma.
Bir tanesi saçkıran gibi bir şey olmuş, kaşıyıp duruyor kolunu.
Kafeslerin üzerinde "YİYECEK VERMEK YASAKTIR" yazıyor.
Cezanın bu kadarı da fazla.
Orayı terk ederken hepsi "BİZİ KURTARIN" dercesine çığlık atıyordu.
Taa arkalarda bir maymun onu bile yapmıyordu. Belli ki ebediyyen kesmiş umudunu insanlardan.
Küçük aralıktan bahçeye bakıyor.
Bir katatoni gibi. Dünya'nın en güzel tüylü hayvanı Tavus kuşu yeni popçular gibi cırtlak bir tonla bağırıyor.
Timsahlar patates versen yiyecek durumda ve zayıflıktan kertenkeleye benziyor.
Yılanlar dışkı gibi kıvrım kıvrım uyuyor. Bukalemunlar siyasetçilerimizi simgeliyorlar. Dağ keçisi'nin dağı yok. Deve'nin önünde bakır hörgüç. Kartallar, şahinler yerde volta atıyor.