Sırf yorgun olduğu için çocuklarını azarladığı anları hiç yaşamamış oömayı diliyordu. Çok fazla hata yapmıştı. Hayat, ona hatalarını düzeltme imkanı tanısaydı, banyoda biraz daha uzun kalmalarına izin verir, yatmadan önce onlara bir hikaye daha okur ve bir tabak karides daha kızartırdı.
Bu hikayenin nasıl devam edeceğini bilmiyorum. Tıpkı daha önce söylediğim gibi bir hikayenin trajik mi yoksa mutlu sonla mı biteceğini ben veya başkası söyleyemez. Belki de bu türden bir sınıflandırma yapmak dahi imkansızdır. Çünkü hayat, binbir tatla karışık akıp gider.
İnsanlar uzaktayken elden bir şey gelmez deyip trajediye gözlerini kapatırlar ancak korktuklarını bahane ederek yanlarında olan olaylara da yaklaşmazlar. İnsanların geneli hissederler ama harekete geçmezler. Acıyı paylaştıklarını söylerler ama hızlıca unutuverirler.