Puan vermedi·517 syf.··
2024 14. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 17 Aralık 2024 20:43
Kitap eski dönemlerde ki sınıf farkları üzerinden ilerleyerek bir gencin hikayesini anlatıyor. İlerleyişi harika aşk, maddi ve manevi hayat, duygu degişimleri bir çok yönüyle hayatı anlatıyor aslında. Geçmişi yokluk içinde son derece ağır işlerde çalışarak, varoş kesimden ailesi ve arkadaşları ile türlü maceralar yaşayarak 21 yaşına ulaşmış bir delikanlı, Martin Eden. Diğer yanda burjuva kesiminde zenginliğin lüksün ve bolluğun içinde doğmuş, asla zorluk görmemiş ve herkesin hayatınıda kendi hayatı gibi zanneden genç ve güzel bir kız Ruth Morse. Bir sebeple Martin’in Ruth ile tanışıp O’na aşık olması ile başlayan serüven. Martin’in Ruth ile tanışması ardından Ruth için aşkı için kendini geliştirip zor da olsa iyi bir kariyer yapması ve ardından Burjuva ve alt sınıf arasında kalması, her şeyin anlamsızlaşması... Başlarda biraz bunalsam da, insanın hayalleri ve idealleri uğruna neler yapabileceğini harika bir bakış açısı ile anlatan çok değerli bir eser. Bu arada Olney ve Brissenden gibi sözünü gizlemeden gerçekleri tüm çıplaklığıyla ortaya koyan, lafını esirgemeyen adamlar lazım hayatta. Gerisi hallolurr. Kitapta kendimi buldum bazen kaybettim sonunda da üzüldüm.Martin kadar yazamasam da ben de şiirler yazdım aşkımın uğruna. Çok sevdiğim birinin tavsiyesiyle okudum iyi ki okumuşum diyecebileceğim bi kitap…
Duygu ve Düşünce
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,4bin okunma
Ahh Martin Ahh
Puan vermedi·416 syf.··
2024 4. kitabı
Çok çalışma, akıllıca çalış lafı varya, işte o Martin galiba. Normalde bu kadar çalışan biri hem daktilo bilmesi sayesinde avukatlığa-Ruth bir ara öyle demişti daktilo işi ile başlar ilerledikçe avukatlığa kadar gidersin diye- hem de istediği mesleği yapar aslında ama şu da var, Martin gibi birini inatla bir mesleğe itmeye çalıştıkça, normalden daha çok nefret ve iğrenmesine sebep oluyor. Bir de edebiyat tayfasından olunca daha bir hassas paşam. Yazarlık için arı gibi çalışırken, daktilo başındaki işte,koala gibi hareket ederdi. Böyle durumlar da işe olumlu tarafından bakmak lazım işte. Sonuçta bir şeyler yazıyorsun daktilo ile de :). Ama bunu kendimiz çok yapamıyoruz, etrafımızdakiler farkına varmalı. Will Olney karakteri az vardı kitapta ama karakteri sevdim. Hele bir ara "gel kral tacını vereyim" dediğimi hatırladım. Martin, Ruth da, öz de diğer kadınlara benzer diye düşünüp, biraz daha yakınlaştık dediğinde, içimden "senin de diğer erkeklerle aynı olman gibi -Ruth ve kendi sınıfında ki kadınları karşılaştırırken çok net gördük ki bu karşılaştırma çoğunlukla beden karşılaştırmasıydı- ama sen de bunun farkında değilsin demiştim bir tık sinirlenerek. Martin mükemmelliyetçi bir adam ama gerçekçi değil. İstiyor ki yazdıkları editöre gidince "aman tanrım bunu kim yazmış harika bir şaheser. Kelimeler çok güzel kullanılmış. Kim bu kişi? Ona en yüksek ücretten ödemeliyiz" desinler. Bir vakitler denizciydi ve çok deneyimler elde ederek hayatı gördü. Keşke biraz daha gerçekçi hedefler alıp, edebiyatta ilerleseydi. Brissenden'ın şiirini yolladıktan sonra yazdığı hikaye ve şiirlerin kabul edilmesine hiç şaşırmadım.(Aslında burada birbiri içinde üç durum var: Birincisi yayınevleri, çok şükür ki bir insan evladının lafını dinledi-Brissenden'ın yayınevlerine yolla demesi-,
Martin EdenJack London · İz Yayıncılık · 2019135,4bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bireyci
Puan vermedi·520 syf.··
2023 14. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 07 Mart 2023 19:04
Martin öldü. aklıma gelen ilk şey benim neden hâlâ yaşadığım. hiçbir spoiler yemeden okudum kitabı ve martin öldü. ölümü gidişata göre hiç şaşırtıcı değil ama ortalarına kadar her şey öyle umut verici ki. ben de bireyciyim ve çevirmenin son notunda Jack london'ın, Martin'in intiharının aslında bireyciliğin sosyalizmin karşısında kaybedişini anlatmak istediği yazıyor. zira Jack bir sosyalist. bu alegori dışında Martin sadece bir karakter olarak, birçok yanımın ortak olduğu bir kahraman. belki de tek farkım burjuvazinin çürük bir süs meyvesi olduğunu bilmem ve hiçbir zaman tesirinde kalmamış olmam. ruth'u hiç sevmedim. ben sevilesi bir yan göremiyorum kadında. üniversiteyi bitirdikten sonra, martin'e devamlı iş bulmasını söylerken kendisinin hiçbir işte çalışmaması hatta bunun tek bir cümleyle bile dile getirilmemesi her şeyi açıklıyor kanımca. veya morseların kızlarının "içindeki kadın"ı uyandırmak için "deney" gibi iğrenç bir tabirle martin'i kullanmaları... kitapta Martin dışında sevdiğim iki karakter var: elbette brissenden ve biraz da olsa olney. olney, içinde olduğu burjuva toplumunun ve diğer sınıfların durumunu öyle güzel açıklamıştı ki, oysa akışta tuttuğu yer çok az bir karakter, yanlış veya doğru olsun çok çarpıcıydı kanımca. ve tabi brissenden... jack'in arkadaşı George Sterling'den esinlendiğini öğrendiğimde bu detay beni çok etkiledi. üstelik "Yunan" demesi ve sonlara doğru Martin'in brissenden'ın yanında edebi yönde bir hiç olduğunu söylemesi, aralarındaki bağın tatlı bir vefa ürünü olduğunu düşündürdü. ama sonda Martin öldü. brissenden ölmeseydi neler olurdu diye düşünüyorum. Nietzsche göndermesi de bir hayli lezizdi ama hiçbir şey Martin'in öldüğü gerçeğini silemiyordu. bu bir sayıklama gibi. Martin öldü. evet, neden yaşıyorum? toplum ve yaşam gittikçe
Edebiyat
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,4bin okunma
Aşırı Spoilerlı Martin Eden Yorumum
10/10
·520 syf.··
2022 73. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 28 Temmuz 2022 21:10
Şu an için şunu söyleyebilirm. Martin Eden bir yana, öbürleri bir yana. Kitap sayfalar çevirilip geride bırakıldıkça daha farklı ve büyük anlamlara taşıyor kendini. Öncelikle alt sınıftan birinin cehaletinden utanması gibi klişe bir anlama ev sahipliği yapıyor, hani şu günümüz dizilerinde karşımıza çıkan zengin fakir uçurumu. Martin de Ruth ile kendisinde uçurum olarak adlandırdığı mesafeyi görüyordu. İlerledikçe ona aşık oluşunu, Ruth'un onu kendi çapında ideal bir erkeğe dönüştürmesine şahitlik ediyorsunuz. Ve tabii ki bundan faydalanan bir ailesi de var! Aman ne âlâ olay. Sonrasında Martin'in giderek gelişmesine aradaki uçurumun çeşitli olaylarla kısalmasını görüyorsunuz. Bu sırada genç Martin yazar olmaya heves ediyor ve tabii ki Bay Butler'a pek bir hayran olan Ruth seçtiğiniz yolun yol olmadığına dair nasihatlar ediyor, sizi ideal erkeğine çeviriyor, haftada kazandığınız 5 dolar ile birlikte yağ sobanızın sizin için ne kadar makul olduğunu anlatıyor. Ta ki Olney Martin'in yapması gerekenin bu olmadığı, para kazanması gerektiği ve Saksonca gibi genel kültür eserlerine ihtiyacı olmadığını söyleyene kadar. Martin o andan sonra bile Ruth'a karşı çıkmayı reddediyordu, eh eskisine nazaran daha iyiydi en azından, Latince öğrenmeyi rafa kaldırdığında bile Ruth'a olan aşkındam öğrenmeyeceğini söylemişti kendine. Ardından yaşananları zaten biliyoruz Martin'in çalışmak için uykusunu 5 saat kadar düşük bir rakama indirgemesi, buna nazaran çok daha fazla çalışması, kimsenin desteklememesine rağmen yazmaya devam etmesi. Ve bir gün Ruth ile birbirlerine açıldılar ve nişanlandılar. O ana kadar her şey çok iyiydi. Ne yalan söyleyeyim Ruth'a olan aşkını içten içe kıskanıyordum. Martin iki yıl nühlet istedi Ruth ise kabul etti. Sonrası Ruth'un sevgisi pek içten gelmediği için
Edebiyat
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,4bin okunma
10/10
·496 syf.··
2021 16. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 06 Mayıs 2021 03:39
Her şey bir varış hikâyesine dayanmakta. Martin Eden varılacak yolun ne kadar büyük zorluklarla çevrili olduğunu gösteren bir eser ve mantık açısından bakacak olursak Martin Eden sağduyunun eksikliğine karşı yükselen bir büyük çığlıktır. Yazar ve entelektüel olarak bir kişinin birey olabilme mücadelesi olarak da adlandırabileceğimiz eser, birçok noktadan oluşuyor. Onun sistemli olarak ilerleyişini belirli noktalara ayırdım. Kendimce, okur macerasına bağlı olarak çıkardığım bu noktalarda hatalar olabilir. Belirtmenizi ve beni aydınlatmanızı ama Martin'in Nietzsche'ciliğiyle hakikate yönelerek yapmanızı yürekten isterim. Neyse oyalanmayalım: İlk nokta: Ruth. "Martin bir öğrenci zihnine sahipti ve öğrenme yeteneğinin ardında inatçı yapısıyla Ruth'a olan aşkı vardı." s.99 İlk noktada Martin'in hareket noktası ve onu büyük bir dalga gibi ileriye taşıyan güzeller güzeli varlık. O, kendisine yerleştirilen kültürel ahlakla ilerlerken Martin bir denizci olarak hayatını kazanmaktaydı. Martin onunla tanışana kadar yerleşik düzene geçebilecek biri değildi. Daha doğrusu alışmış olduğu "yolculuktan" kendisini alıkoyacak böylesine büyük güzelliğe sahip bir varlıkla karşılaşmamıştı. Şiiri güzelliğin hatırına seven Martin (s.78), Ruth'la birlikte bunun daha da ötesine, aşka yöneldi ve o anda fark etmese de sonradan bunu yazarak da ifade edebilmesini sağlayacak gücü verdi kendisine. Ancak zaman içerisinde ne Ruth Martin'i anlayabildi ne de Martin onun isteklerine başarılı bir şekilde karşılık verebildi ve zaman içerisinde Ruth yerleşik yaşama adapte olan denizcinin iç devinimini devam ettiren bir nesne konumuna geldi; yani Ruth bilinçsizce ilerlenen bu aşk kuyunda bir amaç değil araç oluverdi. Bunu noktada kanıtlar şekilde öncelikle şu iki alıntıyı gösterebiliriz: --"Browning'in
Edebiyat
Martin EdenJack London · Can Yayınları · 2019135,4bin okunma
Bu Bir İnceleme Değildir!!!(En azından benim için)
Puan vermedi·520 syf.·
2020 79. kitabı
Bir şeyler yazmak istiyorum ama bir korku var içimde.Sanki Martin Eden her an kulağıma "Seni Cahil! Yazmak istedin, yazmaya da çalıştın ama yazacak hiçbir şeyin yoktu.İçinde ne var senin? Bazı çocukça kavramlar, birkaç az pişmiş duygu, çokça sindirilmemiş güzellik, koskoca ve kapkara bir cehalet." (syf:127)diye bağıracakmış gibi gibi bir tedirginlik var içimde. Ama niçin tedirgin oluyorum ki? Gerçekleri söylemiyor mu? Yüzbinlerce üniversite öğrencisi gibi bir kompozisyon yazamayacak kadar cahil değil miyim sanki? Ah Martincim Ah! Ah ki ne Ah! Biliyorum şu an çok kızdın bize ama en çok da eğitim sistemine kızdın değil mi? İnanmak istemiyorsun bu halimize, 15 yıllık "Eğitim" alıp bir kitap okumayan, birkaç cümle yazamayan biz cahillere ne çok şey söylemek isterdin. Ama Martincim şunu da söyleyeyim Bu eğitim sisteminde öğrenmeye giden bütün yollar kapalı. Bu eğitim sisteminde düşünmeye, sorgulamaya, okumaya, yazmaya, uygulamaya yer yok.Bu eğitim sisteminde sadece ama sadece ezberlemek var.Çünkü biz insan değil birer robot ya da birer flash belleğiz.Çünkü bizim tek görevimiz bilgileri ezberlemek ve kaydetmek. Neyse yüksek müsadenle başlayayım incelememe("Henüz başlamadın mı?" diye bağırma bana Martincim :ddd) Martin Eden; Aşkı için kendinden, geçmişinden uzaklaşıp Entel takılma çabaları için yüzlerce kitap okumaya çalışan bir proleter misin?(Bence olma entellik sadece okuduğun kitap sayısıyla ölçülmez.) Yoksa yaşamak için her daim mücadele vermek zorunda kalan, alınteri ile çalışan hayatın tecrübeleriyle kuşanmış azimli,kararlı ve korkusuz bir insan mısın?(Bak bu daha iyi ama yine de eksik) -Tam olarak ikiside değil Barışçım, bırak da ben anlatayım kendimi. Öncelikle bir insanım, çalışan, mücadele eden, her zorluğa rağmen azimle, kararlılıkla yaşamayı becerebilen bir
1000Kitap
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,4bin okunma