olovo

olovo
@olovo
…Çok şükür aşığım. Bana öyle geliyor ki bir tek insana, yüz milyonlarca insana, bir tek ağaca, bütün ormana, tek bir düşünceye, bir çok düşünceye ve fikre aşık olmadan yaşamak, yaşamak değildir. Nâzım Hikmet
Puan vermedi·176 syf.··
2026 4. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 21 Nisan 2026 15:34
Gabriel Garcia Marquez’in Aşk ve Öbür Cinler’i, ilk bakışta yasak ve trajik bir aşk hikâyesi gibi görünse de, bende asıl olarak bir çocuğun yetişkinlerin karanlığı arasında nasıl yalnız bırakıldığını anlatan çok sarsıcı bir roman olarak yer etti. Kitabı bitirdiğimde içimde kalan duygu aşk değil, acı değil, yalnızca tek bir soruydu: Neden? Sierva María’nın hikâyesi, bence en çok cehaletin insanı nerelere sürükleyebileceğini gösteriyor. Bu romanda kimse onu gerçekten görmüyor. Onu anlamaya çalışan yok; herkes ona kendi korkusunu, kendi eksikliğini, kendi karanlığını yüklüyor. Bir çocuk, bir birey, bir ruh olarak değil; açıklayamadıkları şeylerin taşıyıcısı gibi muamele görüyor. Onun başına gelenlerin en büyük nedeni kötülükten çok, korkuyla beslenen cehalet gibi duruyor. Romanın en etkileyici yanlarından biri de Sierva María’nın “farklılığının” aslında doğal olması. O, toplumsal kurallara göre şekillenmemiş, sevgiyi doğru dürüst tanımamış, buna rağmen kendi iç dünyası olan özgür bir çocuk. Tam da bu yüzden çevresi için rahatsız edici hale geliyor. Çünkü toplum, kontrol edemediği şeyi anlamaya çalışmıyor; damgalıyor. Bir çocuğun özgürlüğü bile tehdit gibi algılanabiliyor. Beni en çok etkileyen karakterlerden biri babası oldu. Onun tavrında tam bir Oblomovluk gördüm: edilgen, gevşek, gecikmiş, hayat karşısında iradesiz bir çöküş hali. Kızına doğrudan zulmeden biri kadar aktif olmayabilir belki, ama bazen bir çocuğun hayatını mahveden şey doğrudan kötülük değil, zamanında gösterilmeyen irade oluyor. Babasının o dağınık, kararsız, ağır, neredeyse uyuşmuş hali; Sierva María’nın hayatında büyük bir boşluk yaratıyor. Onu koruması gereken yerde geri çekiliyor, karar vermesi gereken yerde gecikiyor, sahip çıkması gereken yerde dağılıyor. Bu yüzden babanın pasifliği, romandaki en görünmez ama
Aşk ve Öbür CinlerGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 201610,1bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Ölü Ordunun Generali
Puan vermedi·271 syf.··
2026 2. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 14 Nisan 2026 10:28
Bu kitapta beni en çok etkileyen an, Albay Z.’nin kemiklerinin ortaya çıkarılış şekliydi. Çünkü o sahnede ölüm, soyut bir kavram olmaktan çıkıp gözümün önünde gerçek bir şeye dönüştü. Ve o an şunu fark ettim: Savaş bitmiyor, sadece susuyor. Üzerinden yıllar geçse de, yaşanan acı ilk günkü kadar diri kalıyor. General karakteri bu hikâyede sadece bir görev insanı değil; egosu ile insanlığının arasında sıkışmış bir vatansever. Başlangıçta yaptığı işi bir sorumluluk gibi taşısa da, ilerledikçe bu görevin anlamı çözülüyor. Attığı her adımda, aslında neyi taşıdığını ve neyin içinde kaldığını daha çok hissettiriyor. Onun yolculuğu, bir görevden çok içsel bir çözülmeye dönüşüyor. Kitap boyunca beni içine çeken şey, sürekli yapılan bir muhasebeydi. Savaşın, insanlığın ve hayatın hesabı… Hikâye büyük olaylarla değil, bu sorgulamayla ilerliyor. Gürültüsüz ama ağır bir şekilde. Ve kitap bittiğinde zihnimde tek bir düşünce kaldı: Herkes yerli yerine gitti… peki sonra? Belki yeni bir savaş, belki yeni acılar… Çünkü hiçbir şey gerçekten değişmemiş gibi. Savaşın yarası kapanmıyor. Onu hatırlayanlar yaşadığı sürece, o acı hep taze kalıyor.
Hayat ve İnsan
Ölü Ordunun Generaliİsmail Kadare · Sander Yayınları · 1970195 okunma