El cevap: annesi
7/10
·179 syf.··
2026 16. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 11:11
“Bu her şeyi farklı yapar. Sahip olmak elinde tutmaktır. Ellerini ölü bir şeyin etrafına sarıp “ bu benim” demektir. Kendini evinde hissettiğinde bunu demezsin. Çünkü olmadığını bilirsin. Ve işte o zaman ayakkabılarını çıkarırsın-bir süre kalmaya hazırlanırsın.”  Kitabın son bölümünde bunları kaleme almış Marçal. Kurtlarla Koşan Kadınlar daki kırmızı ayakkabılar masalına gittim. Uzunca bir süre düşünmeme sebep oldu bu cümleler… Aklımda şu kaldı: İnsanlığı anlatmaya çalışan bir sistem, insan olmanın en temel hâllerini unutmuş. Açlığı, kırılganlığı, bakıma muhtaçlığı ve sevgiyi dipnota çevirmiş. Sonra da dönüp “işte gerçek budur” demiş. Ne tuhaf… Dünyanın en ciddi görünen teorileri bazen annenin mutfakta bıraktığı bir tencere kadar gerçek olmayabiliyor. Belki de mesele Adam Smith’in yemeğini kimin pişirdiği değil; yemeği önüne hazır bulanların, sofrayı kuranları neden hiç görmediğidir. Ve galiba bazı ekonomik teoriler, bulaşığı hiç yıkamamış insanların özgüveniyle yazılmıştır.
Adam Smith’in Yemeğini Pişiren Kimdi?Katrine Marçal · Koç Üniversitesi Yayınları · 2018134 okunma
Zorbamla birlik olup ona nasıl ihanet ettim
9/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2026 50. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 01:39
Merhabalarrr bugün Zalim Prens'in incelemesiyle karşınızdayım. Öncelikle kısaca konusundan bahsetmek istiyorum. Jude, ikizi Taryn ve peri olan ablaları Vivi insan diyarında yaşayan çocuklar. Bir gün evlerine Madoc adında bir peri geliyor. Bu peri annelerinin eski sevgilisi ve Vivi'nin de babası. Annelerinin kaçıp buraya geldiğini, yıllarca onu ölü zannettiğini söylüyor. Olaylar karışıyor ve Madoc anneleriyle babalarını öldürüyor. Olaydan sonra Madoc kızları yanında götürüp yetiştiriyor. Bu esnada Jude insan olduğundan dolayı diyarda zorbalık görüyor. ❀︎İNCELEMEM: (spoi içerir) Son bölümler dışında kitap klişe ilerledi. Zorbalar, onlardan intikam almak isteyen bir kız, saray entrikaları vs... Ben klişe sever biri olduğumdan beni rahatsız etmedi, konuyu da sevdiğimden severek okudum. Lakin karakterlere bir türlü bağlanamadım. Çok yüzeysel anlatıldılar. Çeviriden dolayı böyle desem yayınevinden okuduğum yaklaşık 33. kitap. Diğer kitaplarda hiç böyle bir şey olmadı. Yazarın kaleminden diye düşünüyorum en azından kalemi diğer kitaplarda gelişiyormuş. Bir diğer rahatsız olduğum konu Locke ve Jude'un bir anda sevgili olması. Ya bir dur adam sana iyi davrandı diye neden hemen sevgili oluyorsun. Locke'un ihanetine kızdım ama pek koymadı. Kitaptaki ters köşeler de aman aman şaşırtıcı değildi. (Son bölümler hariç.) Jude'a zehirlenme sahnesinde bağlandım. Yok ondan önce bir türlü olmuyordu. Ayrıca Cardan bizim ana erkeğimiz değil mi? Jude'dan etkilendiği ortaya çıktı. Ki bu Cardan BİZİM ZORBA GRUBUNUN BAŞI. Jude bu oğlanı gitti öptü ama öperken kendisi de bir şeyler hissetmeye başladı. Benim için orada teller koptu. Düşmandan aşka güzel ilerliyordu ama oğlanı rahatsız edeyim tahakküm kurayım benden etkilensin diye ÖPMEK DE NEDİRRRR BU TARZ ŞEYLERİ HİÇÇÇ
Zalim PrensHolly Black · Dex Kitap · 20182,322 okunma
Reklam
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 216. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 22:37
Ve sen görünmezsin İstanbul. Ve sen ortalıkta yoksun. Nerdesin? Hilton roof-barında kızartılmış bir balık gibi çiğnenip yutuldun mu? Yoksa Çiçek Pasajı'nda yeteneksiz sosyalist dudaklara değer değ- mez bir votka bardağında tuz gibi eridin mi? Yoksa Beyazıt kahvelerinde masadan masaya uzayan tartışmalar içinde alı al, moru mor kıvranıp durmakta mısın? Yoksa istimlâke uğrayan bir arsanın inşaatında beynine taş balyozlar mı inmekte? Yoksa yavaş yavaş, kırılarak, parçalanarak, ufalanarak, deşilerek, yırtılarak, kazılarak, oyularak müzelere mi taşınmaktasın? Ve bu taşınman bittiği gün ansızın boynuna bir yafta mı asılacak: ÖLÜ. Yoksa bu yafta çoktan asıldı da bizim haberimiz mi yok? Yoksa ey kutlu İstanbul, bir yatırın türbesinin eşiğinde bir kurban gibi boynunu uzatmış mukadder saatin çalmasını mı bekliyorsun? O ermişin sab- rına eş bir sabırla bir derviş gibi türbe eşiklerinde misin? Sessizliğin bir dua sessizliği mi? Eğer böyleyse beni affet, bütün bu söylediklerimi affet.
Hayata Dair
Çağ ve İlham 1Sezai Karakoç · Diriliş · 2019768 okunma
8/10
·392 syf.··
Beğendi
·
2026 94. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 22:31
Karina Halle Ölümcül Konular Gotik atmosferi, psikolojik gerilimi ve bilim kurgu unsurlarını başarılı bir şekilde harmanlayan, okuru ilk sayfadan itibaren rahatsız edici bir gizemin içine sürükleyen etkileyici bir roman. Sydney Denik, hayatındaki büyük kayıpların ardından tutunabileceği son dal olarak gördüğü Madrona Vakfı'na kabul edildiğinde bunun kariyerini değiştirecek bir fırsat olduğunu düşünür. Ancak Vancouver Adası'nın sislerle kaplı, dış dünyadan tamamen izole edilmiş bu ürkütücü köşesi, kısa sürede onun için bir araştırma merkezinden çok bir kâbusa dönüşür. Telefonların ve internetin yasak olduğu, insanların garip davrandığı, öğrencilerin aniden ortadan kaybolduğu bu yerde gerçek ile halüsinasyon arasındaki çizgi giderek silikleşir. Yazarın en güçlü yanı atmosfer yaratımı olmuş. Ormanın içinden gelen açıklanamayan sesler, bir anda değişen hava koşulları, ölü hayvanların ortaya çıkışı ve sürekli hissedilen o görünmez tehdit duygusu kitabın her sayfasında okuyucuya huzursuzluk veriyor. Özellikle Sydney ile birlikte yaşanan "Acaba bunlar gerçekten oluyor mu?" hissi gerilimi sürekli canlı tutuyor. Daha yoğun korku sahneleri görmek isterdim ancak psikolojik gerilim tarafı bunu büyük ölçüde telafi ediyor. Sydney karakterini kusurlarıyla birlikte sevdim. Güçlü olmaya çalışırken yaşadığı kırılganlıklar ve gerçeklerle yüzleşme süreci oldukça başarılı işlenmiş. Wes Kincaid ise karanlık romanlardan çıkıp gelmiş gibi duran, gizemli ve tehlikeli havasıyla dikkat çeken bir karakter. Aralarındaki ilişki zaman zaman takıntı boyutuna ulaşsa da kitabın sonlarına doğru ortaya çıkan gerçekler bu dinamiğe farklı bir anlam kazandırıyor. Final kısmı ise kitabın en güçlü taraflarından biri. Sayfalar boyunca biriken soru işaretleri tek tek cevaplanırken hikâye beklenmedik yönlere
Ölümcül KonularKarina Halle · Nox Yayınları · 202555 okunma
Hizmetçi sadece hizmetçi değildir hayat kurtarır bazen
7/10
·352 syf.··
2026 2. kitabı
Okuması eğer oturup okursan bir günlük yani bir günde biter (ayakta okursan iki günde biter ). Akıcı bir okuması var nasıl kitabın yarısına geldiğini anlamıyorsun Gelelim kitabın benim unutmamam için yapacağım özetine üstü kapalı bir özet olmayacak okursanız sorumluluk kabul etmiyorum Andrew ve karısı Nina mutlu bir evlilikleri var gibi görünüyor ama Andy tam bir ruh hastası ama bunu Nina evlendikten sonra anlıyor kızı Cecelia için korktuğundan dolayı ve kacamadigindan dolayı sürdürmek zorunda kalıyor. Nina kendini kurtarmak için kendisi gibi zor durumda olan(hapisten yeni çıkmış ve şartlı tahliyesi yanmaması için kendine iş ve ev bulması, suça karışmaması gerekiyor) Millie' yi eve hizmetçi olarak alıyor sonra kocasıyla birlikte olmasını sağlıyor ve kocası bu sefer ninayi özgür bırakıyor Millie' yi kafaya takıyor ama bu sefer sert kayaya çarpıyor kendi kazdığı kuyuya kendi düşüyor, kendisine itaat etmediği zamanlarda çatı katında kilitledigi odada kilitli kalıyor tabiki Millie sayesinde, yaptığı eziyeti Andy ' de yaşıyor sonra dişleri sökülmüş hâlde (deli olmayın Millie' yapmadı kendi yaptı sadece oradan çıkması için yapması gereken şey buydu) orada ölü bulunuyor. Nina ve Cecelia Kaliforniya ya yerleşti Millie' de yeni bir evde hizmetçi olarak görev yapmaya başladı.
HizmetçiFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 202311,4bin okunma
"Carpe Diem" (Dikkat Spoi Olabilir!!!)
9/10
·136 syf.··
2026 1. kitabı
Gelenek, onur, disiplin ve mükemmellik... Bu sözlere aykırı olarak gelen bir edebiyat öğretmeni... Welton Akademisi yüzyıllardır gelen bu kurallarla öğrenci eğiten köklü bir lisedir. Bay Keating, Welton Akademisine diğer öğretmenlerin bildiğinden daha farklı bir eğitim sistemiyle geldi bu liseye. Öğrencilerine kitaplardaki basmakalıp öğretilerden ziyade, hayatın içinden yaşayarak öğrendiklerini kendi usulüyle öğretti. ​Kitabı okurken aslında Bay Keating'in o meşhur "Carpe Diem" felsefesiyle sadece şiiri değil; öğrencilerine kendi seslerini bulmayı, başkalarının onlar için çizdiği sınırları yırtıp atmayı öğrettiğini görüyoruz. Welton'ın o katı ve bencil duvarlarına karşı edebiyatla, sanatla ve özgür düşünceyle açılan bu savaş, aslında hepimizin hayatında maruz kaldığı toplumsal dayatmalara karşı muazzam bir ayna. Kitabın o sarsıcı sayfalarında ilerlerken, sıraların üzerine çıkıp dünyaya başka bir açıdan bakma cesareti gösterenlerin hikayesi ruhumuza dokunuyor. Kendi hayatının ozanı olmak isteyen her özgür ruhun kesinlikle tekrar tekrar okuması gereken zamansız bir başyapıt. Ölü Ozanlar Derneği N. H. Kleinbaum
1000Kitap
Ölü Ozanlar DerneğiN. H. Kleinbaum · Bilge Kültür Sanat Yayınları · 202233,1bin okunma
Reklam
Reklam