Dünyayı Anlamadım
5/10
·69 syf.··
2026 245. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 29 Haziran 2026 02:34
Felsefi yönü baskın bir şiiri var yazarın, düşünen sorgulayan, sorular yönelten. Ölüm ise en gözde teması. Yaşama, evrene, zamana, dünyaya ve içindekilere yönelik o anlamadığı dünyaları nasıl anlamadığını mırıldanıyor. Kendi içinde tutarlı fakat beğenmedim.
Edebiyat
Dünyayı AnlamadımYaşar Kara · Yazılı Kağıt Yayınları · 201712 okunma
Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı
9/10
·160 syf.··
2026 12. kitabı
Bir inanç ritüelinin baskı sonucu değişime uğraması karşısında derin bir bunalıma düşen bir keşişin, kendi olma ve hayatını anlamlı bir uğurda yaşadığına ikna olmak için girdiği büyük bir mücadele ve bu mücadeleyi göze alamayıp değişime ayak uyduruyor gibi görünen başka bir keşişin ise içindeki boşluğun büyüyerek ağır bir sancıya ve yıkıma dönüşümünün şiirsel bir anlatımıydı kitap. Hakikat mücadelesinin çilesi ve özle uyuşmayan ,sorumluluk almadan taşınan maske iki ayrı ölüm getirdi. Tükenmez bir sorgu gem de...Bir hikaye okumadım, uzun bir şiir okudum sanki. Yazarın kullandığı dil ve üslup fark yarattı, bir yandan da Ferit Edgü' yü çağrıştırdı. İnandığımız gibi yaşamak veya yaşadığımız şeye inanmanın derin bir sorgusu üzerine harika bir eser.
Uzun Sürmüş Bir Günün AkşamıBilge Karasu · Metis Yayınları · 20192,182 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·95 syf.·
2026 22. kitabı
unutmuş sevinebilmeyi, gülümsemeyi unutmuş biliyor seçtiği adın kendine hiç yakışmadığını sımsıcak sarılmayı unutmuş, bilmiyor öpmeyi Kenti bir uçtan bir uca yürüyebilmek sevdiğinin kolunda bulutlara bakarak Boşver bunları diyor, karşılığı yok yaşamda...
Belki Yine GelirimAhmet Telli · Everest Yayınları · 20166bin okunma
9/10
·624 syf.··
2026 54. kitabı
Kitaba başlarken yarım bırakır mıyım acaba diye biraz çekinmiştim ama endişelerimin hepsi sayfalar ilerlerken yavaş yavaş yok oldu gitti resmen. Beklediğimden çok daha keyifliydi kitap. Sanırım zaman ilerledikçe okumaktan hoşlandığım türler de değişiyor. Daha önce okusam sıkılacağım kitaplardan çok büyük keyif almaya başladım ve Kıyamet Kitabı o listenin baya yukarısında diyebilirim. Aslında zaman yolculuğu temalı kitapları pek sevemiyorum ben. İşlemesi gerçekten çok zor bir konu ve her şey pamuk ipliğine bağlı olduğu için -özellikle geçmişe yapılan yolculuklarda- hikayeler genelde kasıntı oluyor gibi geliyor bana. Başlamadan önce biraz da bu yüzden çekinmiştim ama Kıyamet Kitabı diğer zaman yolculuğu kitaplarından çok farklıymış. Peki nasıl farklıymış? Her şeyden önce hikaye zamanda yolculuğun kendisinden çok yolculuk sonrası yaşananlarla ilgiliydi. Sadece bir kez zamanda geriye gidildi ve hikaye geçmiş ve -kitap evrenindeki zamana göre- günümüz olarak ikiye ayrıldı. Diğer kitaplardaki gibi sürekli başka yerlere geçip durmadılar yani. Ayrıca yolculuğun sebebi maceraya çıkmak için değil de bilime katkı sağlamak için olunca okuduğum diğer kitaplardan hemen ayrıldı. Şöyle birazcık da kitaptan bahsedelim; Geçmişe yolculuk yapan tarih öğrencisi Kivrin ve onun bu yolculuğa çıkmasını asla istemeyen, endişe içindeki üniversite hocası Dunworthy; bu iki dönemi bize anlatan iki ana karakterdi. Kivrin'in cesaretine gerçekten hayran kaldım ama Dunworthy'nin önsezilerini de hafife almamak gerektiğini Kivrin'le beraber kitabın ilerleyen sayfalarında yaşayarak öğrendik. Kivrin yanlışlıkla girdiği her eve ölüm getiren veba salgınının yaşandığı döneme gitmişti. Dunworthy'nin ağzından dinlediğimiz 2054'te ise bambaşka bir salgın (grip) ortaya çıkmıştı. İki ayrı dönemde salgınlara
Kıyamet KitabıConnie Willis · İthaki Yayınları · 2026206 okunma
Puan vermedi·336 syf.·
2026 30. kitabı
Herkese merhaba. Yine muhteşem bir Eve Dallas kitabı ile geldim. İlk önce Eve'nin muhbiri yüzü parçalanmış şekilde öldürülür. Daha sonra ünlü model Pandora öldürülür. Eve bu cinayette çok zor durumda kalır. Pandora'nın cinayetindeki tüm deliller Eve'nin en yakın arkadaşı Mavis'i göstermektedir. Eve, Mavis'in katil olmadığına emindir. Eve bir yandan olayı çözmeye çalışırken diğer yandan Roarke'ın zorlamasıyla düğün hazırlıklarıyla uğraşır. Kendi düğünü de olsa Eve için mesleği daha ön plandadır. Bu sefer bir de en yakın arkadaşını aklaması gerekmektedir. Pandora'dan kimse hoşlanmamaktadır. Herkes katil olabilir. Ayrıca ölümsüzlük adı verilen yaşa dışı bir madde ortalıkta gezmektedir. Yine ve yine katili tahmin edemedim. Hiç düşünmediğim biriydi. Baştan sona gizem doluydu. Eve düğün hazırlıklarında kendinden bekleneni yaptı. Hiç şaşırtmadı. Roarke bu konuda çok sabırlıydı. Mavis'in çok çabuk olanları kabul edip sanki hiç cinayetle suçlanmamış gibi hareket etmesi beni rahatsız etti açıkçası. Eve ondan daha çok endişeliydi. Eve'nin geçmişe olan kapı daha çok aralanıyor. Ve bu kapı hiç hoş olmayan, can sıkıcı bir yere açılıyor. Düğüne bir gün kalaya kadar çalışan Eve'nin dördüncü kitapta nasıl balayına çıkabilecek merak ediyorum. Ölümsüz Ölüm serinin üçüncü kitabıydı. Ölümsüz Ölüm Nora Roberts (J.D. Robb)
Polisiye / Gerilim
Ölümsüz ÖlümNora Roberts (J.D. Robb) · Epsilon Yayınları · 2005359 okunma
9/10
·168 syf.··
2026 2. kitabı
Uzun bir aradan sonra nihayet bir kitap okudum üstelik Aytmatov'dan farklı bir yazar :) Şimdi bu kitap için ne yazsam ki diye düşünüyorum çünkü tarihi bir kitap desen değil. Doğrusu pek anlamadım. Fakat kitabın sonunda yer verilen Livaneli ( yani yazar) ile yapılan röportaj bizlere ipuçları veriyor. Asıl konu GÜÇ. Yani dünyaya, paraya, mala, mülke, tahta aklınıza gelebilecek daha nice şeyin (güce dair) karşı konulmaz bir güç vermesi. E güç deyince zamanında 4 kıtada toprağı bulunan, halifeliği elinde bulunduran, Osmanlı gelir akla. Bu müthiş güç, bu kudret elbetteki karşı konulamaz. Habeş Süleyman Ağanın ağzından dinlediğimiz bu hikaye, güç için canını dahi gözden çıkaran insanların hikayesi. Sanırım insanoğlu var olduğu ilk zamandan beri bu güce karşı koyamıyor. Tıpkı Süleyman Ağanın ilk padişahın gücü ve kudretine hayranlığının diğer padişahta da devam etmesi gibi. İktidar sahibi olmak, bir kere tattın mı bırakmayacağın, müptela eden bir şey olmalı. Bu dünyada istersen koca bir imparatorluğun tahtanın sahibi ol yine de ölümü tadacak ve ölürken yanına dünya malından zerrece bir şey götüremeyeceksin. Bunu hatırlamak güzel. Ölümün herkese eşit davranması da bu geçici dünya için çok adilce. Allah asil bir ölüm nasip etsin hepimize, çok amin.
Alıntı
Engereğin GözüZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 201924,9bin okunma