Ruken, Hayalet ve Diğerleri
9/10
·134 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 15:20
Aslında çok inceleme yazan biri değilimdir. Ancak elime aldığım kitap eski bir dostumun, birlikte gazetecilik yaptığım bir meslektaşımın, bir yazar arkadaşımın olunca iş değişiyor haliyle. Hazır okuyup bitirmişken sizlere Vecdi Erbay'ın Sol Elin Hatırası kitabından biraz bahsedeyim dedim. 7 öyküden oluşan ve bir solukta okunacak bir kitap. İlk karşımıza çıkan öykü Ruken. Ruken öyküsü bizi bir zamanların Diyarbakır'ına götürüyor. Girenin çoğu zaman çıkamadığı çıksa bile ruhunu kaybettiği şu meşhur gözaltılardan geçmiş biridir Ruken. İçine kapanmış, ruhu alınmış, susmuş ama öfkesi dinmemiş biri... Gözaltından çıktıktan sonra oğlu dağa çıkmış bir kadına yarenlik etmeye başlamış. Elbette tüm öyküyü burada anlatacak değilim. Ama, Ruken'in öyküsü uzun ve gerçekten de insanın içine işliyor. Yarenlik ettiği yaşlı kadının öyküsü ise onunkinden daha da acı. Kadının bir oğlu dağda bir oğlu askerde. Böyle bir ana düşünün... Ve bir gün kocası ona ölüm haberini getirir. Kadın ise tek bir soru sorar: "Kijan e?" Yani hangisi. Asker olan mı yoksa heval olan mı? Hayatını kaybeden heval olandır. Bu sahne Ruken'in kader anıdır. Ruken yönünü dağa çevirir. Ve Ruken öyküsü burada biter. Diğer öyküler başlar. Ancak Ruken'in öyküsü bitti sanılsa da aslında bitmez. Yazar, Ruken'i kitabın son öyküsünde tekrar okuyucunun karşısına çıkarır. Bu kez bir masalcının anlatısıdır Ruken ve bir gazete küpüründeki resim... Aslında kitapla ilgili çok şey söylemek, yazmak mümkün. Ancak ben bölük pörçük de olsalar bunları demekle yetineyim. Son olarak şunu belirtmekte de fayda var: Kitap gerçekten de okuyucuyu içine alıyor, sarsıyor, yargılatıyor.. Şimdiden okuyan herkese iyi okumalar. Sol Elin Hatırası Vecdi Erbay
Sol Elin HatırasıVecdi Erbay · Dipnot Yayınları · 20263 okunma
8/10
·112 syf.··
2026 30. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 14:13
Albert Camus un okuduğum ilk eseri oldu. Yazarın dq çıkış yapan ilk kitabıymış zaten. Yazarla böyle tanışmış oldum, kendi ruh halime de biraz yakın bulduğum için severek okudum. Tek beğenmediğim yanı bazen * saçma sapan cümle kalıplarının olmasıydı *. Yani o an dünyayla kendimi çok benzer, çok kardeşçe buldum, bu yüzden mutlu oldum, diyor. Senin dünyayla ne ortak yanın olabilir Allah aşkına :)) tek sevmediğim buydu o da zaten 1 2 cümle tek vardı kitabın sonuna doğru. Olay örgüsüne gelirsek mersault adında ( soyadı) karakterimizin annesinin ölümüyle birlikte defin işlemleri için huzur evine gitmesiyle başlıyor. Ve hayata karşı aşırı kayıtsız, umursamaz, vurdumduymaz biri olan karakterimiz bu ölüm olayını bile gayet normal bir şey gibi çay, kahve elde sigara ile karşılayıp, bitse de kurtulsam kafasında olan biri. Ha bu kayıtsızlığı ilerde başına çok büyük bir bela açacak ve biz de bunu okuyacağız :)). Karakter hakkındaki kendi fikrimi yazacak olursam da bence kitaba da ismini verdiği gibi Yabancı biri. Herkese, her şeye yabancı. Sevmeye yabancı, sevilmeye yabancı, öfkeye yabancı, kıskançlığa yabancı, insanların kırılıp kırılmamasına yabancı... Robot gibi takılıyor. Takıldığı kız arkadaşı Beni seviyor musun, diyor mesela. Cevabı ; sevdiğimi sanmıyorum ama bence önemsiz zaten, oluyor. :) Yani bence karakterin canlı ve insanlarla ortak tek duygusu libidosu. Onun dışında ruhsuz bir adam. Bezgln Bekir var bizim burada onun gibi bir şey. Henüz mersault kadar ruhsuz olmadım ama gittikçe ona benzediğimi de hissetmiyor değilim. O yüzden hissederek, onun ruh haliyle okudum ben. Severek okudum. İsteyen de okusun.
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,5bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
6/10
·416 syf.··
2026 42. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 14:24
Oldukça sürükleyici bir kitaptı.. uzun zamandır listemdeydi. Şans vermek istedim.. Roman, Kazakistan bozkırlarının ortasında, medeniyetten uzak, sadece birkaç hanenin yaşadığı Boranlı tren istasyonunda başlıyor... Romanın ana kahramanı Yedigey adında bir adam. Bu adam hayatını demiryollarına adamış eski bir asker. Kitap, Yedigey'in biricik arkadaşı Kazangap'ın ölüm haberini alması ile başlıyor. Yedigey, dostuna karşı son görevini yerine getirmek için Kazangap'ın da vasiyet ettiği gibi onu atalarının kutsal mezarlığı olan Ana Beyit’e gömmek istiyor. Ünlü bir deve olan Karanar, bir traktör ve küçük bir cenaze konvoyuyla bozkırda yolculuğa çıkıyorlar. İşte romanın bahsettiği "asra bedel olan o tek gün", bu cenaze yolculuğunun geçtiği gündür. Yedigey yol boyunca hem kendi geçmişini, hem Sovyet rejiminin acımasızlığını hem de milletinin efsanelerini hatırlayarak uzun bi okuma serüveni veriyor bize. ​Yedigey mezarlığa doğru ilerlerken geçmişe dönüp sarsıcı hikayelerle karşılaşıyoruz: Kutlubayev Ailesinin yaşadıkları, ​Yedigey’in Yasak Aşkı, ​Mankurt Efsanesi. ​Cenaze konvoyu uzun bir yolculuğun ardından nihayet kutsal Ana Beyit Mezarlığı’na varır. Ancak şok edici bir manzarayla karşılaşırlar.
Gün Olur Asra BedelCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202656,1bin okunma
Çocukluğumu gençliğimde istiyorum sadece
9/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 14:09
Merhaba kitap dostlarım Babamdan Kalan Cüsseli Poşetler Odası Umut Göksal nesnelerin sadece maddeden ibaret olmadığını, her birinin içine yaşanmamış çocuklukların, yutulmuş öfkelerin, gecikmiş itirafların ve en çok da "baba" figürünün gölgesinin doldurulduğunu çok güçlü bir dille işliyor. ​Kitabın içindeki o melankolik ve tekinsiz atmosfer, damalı zeminlerin ve ağzı sıkı sıkıya kapalı çöp poşetlerinin arasında adeta somutlaşıyor. Umut Göksal , bir babanın yokluğunun ya da varlığıyla yarattığı o devasa boşluğun, bir evlat tarafından nasıl bir biriktirme çılgınlığına ve ruhsal bir kambura dönüştüğünü psikolojik katmanlarıyla deşifre ediyor. Babamdan Kalan Cüsseli Poşetler Odası kitap boyunca kendime sormadan edemedim. Sahi, hangimiz babamızdan ya da geçmişimizden kalan o ağır poşetleri ruhumuzun gizli odalarında saklamıyoruz ki? "İnsan unutmak için doğmuştur. " Babamdan Kalan Cüsseli Poşetler Odası Toplumun, ailenin ve en çok da kendi kendimizin üzerimize yüklediği o "cüsseli" yükleri sorgulamak isteyen herkesin kitaplığına eklemesi gereken bir eser arkadaşlar Umut Göksal Babamdan Kalan Cüsseli Poşetler Odası
Babamdan Kalan Cüsseli Poşetler OdasıUmut Göksal · Tün Kitap · 202610 okunma
8/10
·293 syf.··
2026 21. kitabı
Shakespeare'in hayatına dair bildiğim tek bilgi, eşinin adının Anne Hathaway olması ve birbirlerine besledikleri derin sevgi; hatta bir söylentiye göre birbirlerine "Bir sonraki hayatta yine birbirimizi bulalım" demiş olmaları ve günümüzde ünlü oyuncu Anne Hathaway'in eşinin Shakespeare'in temsili resimlerine ne kadar benzediği idi. Lakin bu kitap, Shakespeare'in özel yaşamını daha derinden tanımamı sağladı. Kitap kesin gerçeklere dayanmıyor, kurgulanmış bir gerçeklik gibi diyebiliriz ama Shakespeare'in Hamlet'ini tekrar okumama ve bu büyük oyun yazarı adamın bir baba gözünden oğlu Hamnet'in kaybı ardından yaşadığı hisleri anlamlandırmaya çalışmama da oldukça etkisi oldu. Kitapta ve çoğu eski kaynakta Shakespeare'in eşi Agnes Hathaway diye geçiyor, üç çocukları var: Suzanne, Judith ve Hamnet. Hamnet ve Judith ikiz. Gerçek hayatta Hamnet, kesin bilinmeyen sebeplerden dolayı on bir yaşında hayata veda ediyor; kitapta ise daha dramatikleştirilip kurgu baharatıyla harmanlanmış haliyle Judith veba kapıyor, ölüm döşeğindeyken Hamnet yanına geliyor ve Azrail'i kandırmak için "Judith ile yer değiştiriyor", böylece Hamnet vefat ediyor ve Judith yaşıyor. Bu büyük kaybın ardından Agnes'in dünyası yerle bir olurken Shakespeare ise ailesinden iyice uzaklaşıyor. Londra'daki yaşamına iyice gömülüp Hamnet'i yazıyor. Ölümün geride kalanlara hissettirdikleri, yas duygusunun dışarıya yansımasının kişiden kişiye değiştiğini Agnes ve William (Shakespeare) üzerinden görüyoruz. Kitabı bitirdikten sonra filmi izledim. Genelde filmi çekilen kitaplara karşı önyargılı olurum ve eğer severek okuduğum bir kitapsa film, o kitaba hakaretmiş gibi gelir fakat bu sefer, filmi kitaptan daha çok beğendim. Agnes'i canlandıran Jessie Buckley rol yapmamış, Agnes'i yaşamış sanki. İzlemeyene tavsiye ederim.
HamnetMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20249,7bin okunma
Ölüm bir kaçış değildir.
8/10
·144 syf.··
2026 54. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 12:14
İnsanın kendi hayatı da bir İntihar Dükkânı değil midir. İnsanın kendi içi nasılsa karşısına gelen insanlar da aynı o şekilde yansıtmaz mı. Biri gelir senden mutluluk ister sohbet ister ya da başka bir şey ama sende sadece hüzün vardır ve bunu da olduğu gibi ona verirsin ama hayatının içinde olan bir insan pozitif bir insan olsa o dükkan o hayat içinde olan herkes etkileyebilir mutluluk, gülmek, sevinç küçüktür ama etkisi en büyük şeylerden biri ve bu zamanla intihar dükkanını mutluluk dükkanına çevirebilir. Bizde bitiyor her şey kendimizi negatif düşünceler boğarak daima o şekilde yaşarız ve gülmek yasaklarız bize garip gelir hayatımızda olan mutlu gülmeyi seven insanalr daima olmalı ki bizi ölümden uzak tutsun hayata bağlasın.
İntihar DükkânıJean Teule · Sel Yayıncılık · 202417,8bin okunma