Selammm kitapsever dostlarım
Edna, henüz küçücük bir çocukken anne ve babasını kaybetmiş. hayatın sert yüzüyle erken tanışmıştır. Teyzesinin yanında büyürken ailesinin yaşadığı maddi sıkıntıların farkındadır. Bu yüzden eniştesi Boris'in önerdiğ yatılı okula gitmeyi kabul ettiginde bunun hayatını tamamen değistireceğinden habersizdir.
Dışarıdan bakıldığında sıradan bir eğitim kurumu gibi görünen okulun duvarlarının ardında bambaşka bir dünya saklıdır. Buraya yalnızca annesiz ve babasız çocuklar kabul ediliyor, onlar küçük yaşlardan itibaren dünyanın en tehlikeli görevlerine hazırlanıyordur. Yıllar süren zorlu eğitimler, acımasız sınavlar ve bitmek bilmeyen disiplin sonunda Edna'yı örgütün en başarılı isimlerinden biri haline getirdi. Artık o, Apex teşkilatının en seçkin ajanlarından biridir.
Hikâye ise Romanya'nın karanlık sokaklarında baslıyor..
Terk edilmiş eski bir kilisede bulunan yirmi iki ceset ülkeyi ayağa kaldırır. 0lay yerindeki manzara sıradan bir hesaplaşmanın çok ötesindedir. Her köşeye sinmiş ölüm kokusu, yıllardır yeraltı dünyasında hüküm süren güçlü ailelerin kanlı bir savaşa giriştiğini düşündürür.
Tam da bu günlerde Edna, yürüttüğü gizli görev nedeniyle Romanya'dadır. Hedefi, ülkenin en etkili suç ailelerinden birinin genç lideri Drogo Karnovic'e yaklaşmaktır. Bunun için kendisine genç ve yetenekli bir ressam kimliği olusturur. Ancak planladığı gibi ilerlemesi gereken görev, beklenmedik bir olayla farklı bir yola sapar.
Drogo'ya düzenlenen ölümcül saldırıyı tesadüfen engelleyen Edna, genç liderin hayatını kurtarır. Bir anda ailenin dikkatini çeken bu gizemli kadın, Karnoviclerin dünyasına adım atmay başarır. Fakat bu kapıdan içeri girmek başka, içeride kalmak ise bambaska bir meseledir. Güvenin kurşundan daha değerli olduğu bu dünyada herkes
#OkudumBitirdim
Unutulmuş Kadınlar/ Kristen Hannah
Kristen Hannah, gerçek ve unutulmuş kahramanların hikayesini anlatırken, haydut devlet amerikanın iğrençliğini anlatıyor.
1966 yılında Abd/Wietnam savaşı sürerken gönüllü hemşire olarak savaşa katılma kararı alan Frances Grace'nin, savaş bölgesinde yaşanan, insan onurunun ayaklar altına alındığı, toprağın ölüm kustuğu bir bölgede kimse hemşire olmak istemezdi diye düşündüm. Kitap, Kahraman olmak için yola çıkan bir kadının, görünmezliğe mahkûm edilişini,
savaşta hayat kurtaran ellerin, barışta neden değersiz sayıldığını sorgulatıyor.
Frances, Vietnam savaşından döndüğünde,alkışlarla karşılanmayı beklerken, hayal kırıklığına uğruyor. Kadın olmasının yaşattığı ayrımcılığı yaşarken;
"Savaştan dönenler neden halkın tepkisiyle karşılaşır. "
"Savaştan dönen hemşire Frances, sivil yaşama tekrar uyum sağlayabilecek mi?
Sorularının cevap bulurken, kitabın içinde sakladığı gerçeklerle yüzleşiyorsunuz.
Savaşın, Aşkın, yeniden var olmanın ve hayal kırıklıklarının işlendiği kitapta, Kristen Hannah yine yüreğimizi ateşlere atmayı başarmış. Tavsiyemdir.
Kitapta kendimden o kadar çok şey buldum ki, derinden etkileyen bölümler arasında kaldım.
Wietnam savaşına karşı olan, #MartinLuther'i, #MalcolmX'i ve #MuhammedAli'yi saygıyla anıyorum.
Bir çocuk annesizliği nasıl öğrenir? Bir erkek, sevdiği kadını kaybettikten sonra nasıl baba olur? Okuma boyunca bu iki soru kafamda döndü durdu. İnce ama derin ve vurucu bir kitap.
Bu roman bir babanın ölümüyle başlıyor. Ama aslında anlatılan babanın ölümü değil, süreç ve sürecin getirdiği sorgulamalar, hatırlanan anılar. Ölüm kaçınılmaz ve bireyseldir. Aileden birini kaybettiğimizde onunla birlikte çocukluğumuzu, ailemizin kendine has dilini ve dünyasını da kaybederiz. Bulgar kökenli bir aileye mensup olduğum için, acıyla bile dalga geçebilen aile dili bana çok tanıdık geldi. Yakın zamanda bir aile büyüğünüzü kaybettiyseniz, okumayı sonraya erteleyin. Ama mutlaka okumalısınız. Ben çok anlamlı buldum.
İsmi ve kapağı gibi karanlık bir kitap değil İntihar Dükkânı. Ölümün de bir ticarete döküldüğü distopik bir dünyada geçiyor. Nesiller boyu insanlara ölüm aracı satan bir ailemiz var, Tuvache ailesi. Halk dünyanın o hâlinden o kadar umutsuz ve mutsuz ki ölümlerden ölüm beğeniyor.
İnsanlara ölüm satan bu aile ve dükkân iç karartıcı bir şekilde anlatılmıyor. Teulé mizahı derdini anlatmak için kullanıyor. İsim seçimleri özenli; ailenin üç çocuğunun ismi de intihar eden ünlülerden geliyor, Vincent (Van Gogh), Marilyn (Monroe) ve Alan (Turing).
Alan ailemizin hayat dolu, neşeli bir aykırı üyesi. Daha bebekken gülümsemesinden belli hayatta farklı bir amacının olduğu. Ufak ufak önce kendi ailesinden başlayarak bir dönüşüme öncülük ediyor. Umut, neşe bulaşıcı bir şekilde tüm topluma yayılıyor.
Ancak bu umut ve neşe topluma yayıldığı hızda bana bulaşmıyor. Fikir olarak güzel olan bu hikâye beni tam olarak içine çekemedi. Belki dilinden belki olaylardan. O kadar korkunç bir dünyada (geceleri binalardan atlayan seller gibi insanlar anlatılıyor) doğum oranları da oldukça yüksek ki bu kadar müşterisi var dükkânın. Diğer yandan bunca yıllık aile geleneği olan bir işletmede karakterler bence çok hızlı dönüşüyor.
Bu distopyada Tuvache ailesi asla intihar etmeye yanaşmıyor, yoksa insanlara kim ölüm dağıtır? Sanki yaşamak için bahane arıyorlar gibi. Belki de bu yüzden Alan umut aşılamada başarılı oluyor. Dünyaya geliş amacını gerçekleştirip aslında en Tuvache hareketi yapıyor. Tamamen neşeli bir tempoya kavuşan hikâye beklenmedik sonuyla şaşırtıyor.
İntihar DükkânıJean Teule · Sel Yayıncılık · 202417,7bin okunma
Merhaba,
Bu kitap hakkında ne söylenir, nereden anlatılmaya başlanır, asla emin olamadım.
Okunması çok kolaydı; iki günde aktı gitti ve aylardır yaşamış olduğum reading slump'tan beni çekip çıkardı.
Askerî romantizm okumaya çok alışkın değilim. Özellikle de tercih ettiğim bir tür değil. Üstüne bir de dark askerî romantizm okuyunca biraz afalladım ama kitap kendini o kadar rahat okuttu ki duruma çabuk adapte oldum.
Bir enemies to lovers okuru olarak Nell ve Bones'u okumak çok keyifliydi. Dark temasının hakkını verecek bir iki sahnesi elbette vardı ama okurken beni rahatsız etmedi.
Eğer bu kitabı okuyacaksanız, kitabın dark romance olduğunu unutmayın. Kitabın içerik uyarısı kısmını da sizlerle paylaşıp yazımı burada sonlandırıyorum.
Ayrıca kitaba puanım 5/10.
"Fiziksel şiddet, açık seks sahneleri, acı sapkınlığı, kan oyunu, hastalıklı mizah, detaylı kan ve ölüm anlatımı, açık dil, aşırı zorbalık, taciz, cinsel saldırı, rıza dışı ve şüpheli rıza, cinsiyetçi davranış, savaş travması, savaş acıları, TSSB, tecavüz ve eve izinsiz girişten bahsedilmesi, cinayet."