Puan vermedi·320 syf.··
2026 61. kitabı
Semerkant, 11. yüzyıl Pers coğrafyasında Ömer Hayyam'ın elinden çıkan ölümsüz *Rubaiyat* elyazmasının, yüzyıllar sonra Titanik'in batışına kadar uzanan maceralı yolculuğunu anlatır. Amin Maalouf; Doğu'nun büyüleyici atmosferinde bilginlerin, haşhaşilerin ve siyasi entrikaların izini sürerken, tarih ile kurguyu muazzam bir doğu-batı senteziyle bir araya getirir.
SemerkantAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202574,6bin okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2026 9. kitabı
Değerli insanların hayatını kaybetmesi ne acı. Edebiyatımızdan bir ÖMER SEYFETTİN geçti. Ve bu güzel adam, kalemi müthiş adam; dünyada bir taneydi, biricikti. Türk edebiyatı ne kadar değerli bir insana sahip... Onun gibisini yetiştirmek gerçekten zor.
Beyaz LaleÖmer Seyfettin · Rafet Zaimler Yayınevi · 19741,564 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Bir Modern Zaman Eşkıyası veya Köroğlu
7/10
·264 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
Eserde Milli Aşireti'nin lideri Plîng (kaplan) lakaplı Mehmet Milli'nin ilginç ve maceralarla dolu hayatı anlatılmıştır. Bucak Aşireti'nden bir milletvekilinin öldürülme ithamı ile köyü basılıp yakınları öldürüldüğünden önce Suriye'ye kaçan ve ardından İsveç'e iltica eden Milli'nin ilginç hayat hikâyesi aşiret kültürü ve aşiretler arası ve aşiretlerin devlet ile ilişkilerini anlamak için önemli veriler sunmaktadır. Mehmet Milli'nin 1978'de Apocular olarak bilinen PKK ile kısa süreli bir münasebeti olmuşsa da PKK’nın şiddete dayalı anlayışını görünce araya mesafe koyan Mehmet Milli, köyünün basılıp yakınlarının öldürülmesi üzerine ülkeden ayrılana kadar zorunluluktan ötürü PKK ile stratejik bir ilişkisi olmuştur. Ülkeden ayrıldıktan otuz yılı aşkın bir süre yurt dışında olmasına rağmen PKK ve şiddete dayalı anlayışla arasına mesafe koyan Mehmet Milli; zulme karşı hak bildiği yoldan cesaretle giderek kendine özgü bir yaklaşım sergilemiştir. Başta İsveç, Romanya ve Moldova olmak üzere çeşitli ülkelerde yaşayan Milli otuz iki yıl sonra 2011’de Türkiye'ye dönmüş ve kanaat önderi olarak üst düzeyde kabul görmüştür. 29 Eylül 2025'te hayatını kaybeden Milli'nin sıra dışı hayat hikâyesi başta Kürt sorunu ve aşiretlerin siyasi ve sosyal konumunu merak edenler bakımından ilginç veriler sunmaktadır.
PlîngÖmer Şahin · Gufo Yayınları · 20214 okunma
Doğunun yavaş ritmi
10/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
İnsanlık tarihinin yaradılıştan sonraki her döneminde görülen güçlü olma ,digeri ile yarışma dürtüleri şüphesiz en büyük sınav. Tekerrür eden tarih ile İran topraklarında 800 yıl içeren bir gezintiye çıkıyoruz. İnancını, yaradılışın mucizesini her ayrıntıda keşfe çıkan ilim ehli alimlerle ezberci ve ilahi mesajı anlamakta zorlanan softa takımının mücadelesinde yazar bizi Ömer Hayyam ile tanıştırıyor. Ortadoğu'nun mistik yavaşlığı ve ahengi ile işlediği romanında aşka ,yaratıcıya ,inanca ,ülkelerin kaderine ,bağımsız olmaya dair onlarca mesaj veriliyor. Büyük bir bölümünü buyulenerek okudum.Her zaman olduğu gibi yakın tarihe anlatısı beni yordugu için son kısım akmadı ama sonunda o hikayenin de içine gidebildim.
Alıntı
SemerkantAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202574,6bin okunma
ALAMUT - HASAN SABBAH - CENNET
10/10
·510 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
Tabi ki bu bir kurgu eserdir. Ana kahraman Hasan Sabbah. Hikaye sürekli bir yerden bir yere götürülen 13 yaşındaki Halime ile başlıyor. Satın alınmış ve bir kaleye götürülüyor. Alamut Kalesine. Kız öldürüleceğini düşünürken girdiği yerde kızların sesini duyunca biraz rahatlıyor. Gözleri bağlı. Sonra bağı çözüyorlar ve karşısında Meryem. Meryem çok güzel bir kadın. Görmüş ve geçirmiş. Halime’nin yaşından dolayı yaşadığı çelimsizliği ve korkusunu görüyor. Korkma diyor. Halime’yi bir güzel temizliyorlar, yıkıyorlar. Onunla konuşuyorlar, cesaretlendiriyorlar. Korkusunu yensin diye rahatlatıyorlar. Sonra Meryem “iyice dinlen” diyor. Yarından itibaren eğitimler başlıyor. Bir de Apama var. Yaşlı bir kadın ama gençliğinde çok güzelmiş. Uğrunda kimler kimler ölmüş ama güzelliğini kaybetmiş. Bunun farkındalığı içten içe Apama’yı üzüyor ama yapacak bir şey yok. Her güzellik geçicidir. Kendi güzelliğini kaybetmesinin acısını çekerken, orada hayatının başında yeni yeni serpilmeye başlayan güzel kızları da aşırı kıskanıyor. Apama oradaki kızların hepsinden sorumlu. Onlara eğitim vermek. Ne eğitimi? Dans, şiir, güzel söz söyleme sanatı, dini eğitim, erkekleri etkileme sanatı vs. Eğitim başlıyor ve Halime bambaşka bir dünyaya gözlerini açıyor. Sara isimli zenci bir kızla aynı odaya veriyorlar. Sara farklı eğilimleri olan bir kız. Halime’yi geceleri öpmeye çalışıyor, okşuyor. Halime ilk başlarda karşı koysada sonra o da karşılık veriyor. Bildiğiniz lezbiyen bir ilişki. Halime böyle eğilimi olan bir kız değildir ama karşı koymuyor işte. Sara’yı sevdiği için. Hikaye bir de başka yerden devam ediyor. İbni Tahir isimli genç. Burada İslam dininin mezhep problemleri de ortaya çıkıyor. Şiilik ve Sünnilik meselesi. Peygamber Efendimizden sonra halifelik ünvanının Hz Ali’ye geçmesi gerektiğini
Fedailerin Kalesi AlamutVladimir Bartol · Koridor Yayıncılık · 201249,9bin okunma
İçimizdeki Şeytanla Sessiz Bir Hesaplaşma
10/10
·256 syf.··
2026 12. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2026 00:00
İçimizdeki Şeytan benim canımı çok acıttı. Ömer karakteri aslında benim kaçmak istediğim o taraf oldu; istemeden baktığım o kirli ayna… Kitabı okurken en sarsıcı olan şey, Ömer’in sadece bir roman karakteri olmamasıydı. O, insanın içine sakladığı ama görmek istemediği tarafın adıydı. Başta okurken Ömer’den nefret ettim. Ama sonra fark ettim ki bu nefretin sebebi, içimde bir Ömer gizli olduğu için. Onun bahaneleri, kararsızlıkları, sorumluluktan kaçışı; hepsi insanın zaman zaman yaptığı iç hesaplaşmaları hatırlatıyor. Ömer’in en tehlikeli yanı kötücül olması değil, iradesiz olması. Kendi zayıflıklarını “içimizdeki şeytan” diyerek dışsallaştırması. Yani suçu kendinde değil, soyut bir güce yüklemesi. Psikolojik açıdan baktığımda Ömer’de yoğun bir savunma mekanizması görüyorum. Rasyonalizasyon. Yaptığı ya da yapmadığı her şeyi mantıklı göstermeye çalışıyor. Başarısızlığını, korkaklığını, kıskançlığını bir “şeytan” metaforuna yüklüyor. Oysa o şeytan aslında kendi irade eksikliği. İnsan en çok kendine dürüst olmadığında çürür. Ömer’in trajedisi de bu: Kendini kandırarak yaşaması. Macide’ye çok üzüldüm. Saflığı, kırılganlığı, inancı… Bir kadının sevdiği adamı kurtarma çabasıyla kendinden nasıl ödün verdiğini görmek içimi burktu. Ama kitabın sonunda kendisini seçmesine çok sevindim. O an, bir uyanış anı gibiydi. Yine de bir kadın olarak düşündüm: Keşke kendi hayatının kurtuluşunu bir erkeğe bağlamasaydı. Ama şunu da göz önüne almamak olmaz; o dönemin şartları bunu gerektiriyordu. Kadının ekonomik ve toplumsal özgürlüğü bugünkü kadar mümkün değildi. Bu yüzden Macide’nin seçimlerini değerlendirirken tarihsel bağlamı da unutmamak gerekiyor. Bedri karakterine gelince… Onun için net bir duygu besleyemiyorum. Ne sevgi ne kızgınlık. Saf bir iyilik değildi yaptıkları diye
Edebiyat
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019208,7bin okunma