Ömer Akdeniz

Ömer Akdeniz
@omerakdeniz
Kaçakçı
Nişantaşı
İstanbul
4 okur puanı
Ekim 2025 tarihinde katıldı
Ferrarisini Satan Bilge’den Notum
Puan vermedi
“Gerçek başarı, ruhun sessizliğinde huzur bulabilmektir; sahip olduklarında değil, sahip olduklarını bırakabildiğinde özgür olursun.” Ferrarisini Satan Bilge’yi okurken insan kendini ister istemez sorguluyor: “Ben de koşarken neyi unutuyorum acaba?” Çünkü Julian’ın hikâyesi aslında hepimizin hikâyesi gibi. Hedeflerin, başarıların, paranın arasında boğulup, bir gün bir durup “mutlu muyum?” diye sormak… Kitap belki edebi olarak çok karmaşık değil ama mesajı öyle sade ve tok geliyor ki, insanın içini dürtüyor. O Himalayalar’a gitme kısmı bile sembolik aslında — her insanın kendi içinde çıkması gereken bir yolculuk var. Ben okurken, bazı yerlerde sanki bir dostum nasihat etmiyor da, kalbimle konuşuyormuşum gibi hissettim. En etkileyici yanı da şu: huzur dışarıda değil, içimizdeymiş; ama biz hep yanlış yerde arıyoruz.
Ferrari'sini Satan BilgeRobin Sharma · Pegasus Yayınları · 201223,6bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Ağaçtan Başıma Düşen Portakal.
Puan vermedi
“Bazen insanın içinde öyle bir acı olur ki, kimse göremez… ama o acı, insanı sonsuza kadar değiştirir.” Şeker Portakalı öyle bir kitap ki, okurken sadece bir çocuğun hikâyesini değil, kendi kalbinin çocukluğunu da görüyorsun. Zeze’nin hayal gücü öyle canlı, o kadar içten ki — bir anda o portakal fidanıyla konuşmak bile mantıklı geliyor insana. Ama sonra gerçek dünya çarpıyor suratına; yoksulluk, şiddet, sevgisizlik… Ve en çok da Portuga’nın kaybı. Orada duruyorsun işte, boğazında bir yumruyla. Çünkü biliyorsun, Zeze sadece bir çocuk değil; sevgi arayan, incinmiş herkesin küçüklüğü o. Kitap bittiğinde insan hem büyümüş gibi hissediyor hem de içinden bir parça eksilmiş gibi. O kadar sade yazılmış ama o kadar derin ki, en sessiz cümleleri bile kalbini delip geçiyor.
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2022275,1bin okunma
1984’ten payıma düşen.
Puan vermedi
“Gerçek yok olurken, insanlar yalanlara bile inanmayı özgürlük sandı.” George Orwell’in 1984 romanı, insanlığın özgürlüğünü, gerçeği ve hatta düşünmeyi bile elinden alan totaliter bir düzenin dehşetini anlatır. Okyanusya adındaki bu karanlık devlette, her şey Parti ve onun sembolü Büyük Birader içindir. İnsanlar sürekli gözetim altındadır; kameralar, mikrofonlar ve ihbar sistemiyle bireysellik tamamen yok edilmiştir. Winston Smith adlı sıradan bir memur, bu düzenin ortasında gerçeği sorgulamaya başlar. Gerçek Bakanlığı’nda çalışarak tarihi yalanlarla yeniden yazar, ama içinde bastıramadığı bir isyan kıvılcımı vardır. Julia ile tanıştığında, yasak aşkları bir umut gibi parlar — ta ki düşünce polisinin soğuk eline yakalanana dek. İşkenceyle, sevdiği her şeyi unutur; en sonunda Parti’nin istediği o “kusursuz teslimiyet” noktasına ulaşır. Ve o an, insanlığın çöküşü simgelenir: Winston artık Büyük Birader’i seviyordur. Gerçeğin öldüğü yerde, sadece korkunun krallığı kalır.
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023200bin okunma
Puan vermedi
Bu kitap günümüzün uyarlaması tasvir ediyor. O kalkınmanın ve direnişin aslında o zaman uyarlandığın şekli muhtemeldir ki o gün için Sovyetler ve Diğer Milletler ve belki de Sosyalist Küba ve Amerika’yı tasvir ediyor. Sistem günümüz içinde aslında tek yolun direniş içinden yani bugün ki yansımasıyla Filistin ve İsrail arasında ki çatışmanın ve filistinin direnişinin aslında kilit noktasını ve önemi gösteriyor.
Hayvan ÇiftliğiGeorge Orwell · Can Yayınları · 2024296,1bin okunma