Şaşırma kapasitesini koruyan bir zihne olgun derim. Sürekli başkalarına, kendisine, her şeye şaşırmaya devam eden bir zihin olgundur. Yaşam sürekli bir şaşkınlıktır: Bunun için hazır planları,hazır yanıtları yoktur. Ne olacağını asla bilmez, her an bilinmeyene doğru ilerler. Hiçbir zaman kendi önüne geçmez,hiçbir zaman kendi gerisine düşmez.Nerede olursa olsun, tamamen kendisi kalır. Son ve en temel şey:Sana olgunlaşmamış bir zihnin olduğunu söylediğimde, temelde bir zihne sahip olduğunu söylüyorum. Aslında zihin olgunlaşmamıştır. Ancak zihinsizlik olgunluktur.
Olgunluğun zihinle hiç ilgisi yok, çünkü zihin bildiğin her şey demektir.
Zihin deneyimlerin demektir;zihin geçmişin, tekrarların, hazırlıkların demektir. Zihin kelimesiyle kastedilen bütün bu şeylerdir.Zihin kendi başına bir şey değildir; bütün birikim, bütün ıvır zıvır, ölü geçmişinin bütün yığıntısıdır.
“Olgun ol” dediğimde, zihinsiz olmayı kastediyorum.Hazırlıksız hareket edersen, zihinsizlikten hareket edeceksin. Öğrenme yeteneğini koruyabildiğin takdirde, tekrar tekrar ve tekrar bir zihinsizlik olabileceksin; zihin asla birikim olmayacak. Uyanık ve hazırlıksız kalmayı becerebiliyorsan, yaşama ve kendine şaşırabiliyorsan, yavaş yavaş en içteki yaşamla, yaşamın özüyle daha fazla ilgilenir hale geleceksin. Bir insanı gördüğünde sadece beden görmeyeceksin; bakışın delici olacak, bakışın röntgen gibi olacak. O insanı, oradaki bilinci, öteki insanın içsel ışığını yakalayacak.Beden yalnızca bir ikametgahtır:Şahısla karşılaşacaksın, elini sıkacaksın,ama yalnızca el değil -
o kişiyi sarsacaksın, o insanla buluşacaksın. Ve kendi yaşamında, yavaş yavaş bedenin yalnızca dıştaki bir kılıf olduğunu fark edeceksin: O kılıfa özen göstermek zorundasın, ihmal edilmemesi gerekir, değerlidir, ama sonuç değildir. Ve sen