Kahramanımızın giyotin yöntemini eleştirmesi(kurban için kötü yönlerini anlatması) öte yandan diğer (darağacı, elektrikli sandalye vs.) yöntemlerden daha "merhametli" bulması; paradoks yaşayan bir zihin ve sefilllik çeken bir beden, cesareti ve gururu kırılan bir ruh elbette beraberinde geç de olsa pişmanlığı getirecekti.
Ben zevk alarak okudum, tavsiye ederim. :)
Kürek mahkumları sanki çırpınırmış gibi hep birlikte ayağa kalktı. Ellerin birleştiği beş zincir kolu aniden fenerin demir çubuğunun etrafında geniş bir halka oluşturdu. Gözleri yorarcasına dönüyor, kâh yakınan, kâh öfkelenen, kâh neşelenen bir ezgiyle sövgülerini de katarak bir kürek şarkısını söylüyorlardı; ara sıra şarkının gizemli sözlerine karışan tiz çığlıklar, kesik kesik ve boğulurcasına atılan kahkahalar, ardından öfkeli alkışlar duyuluyordu ve birbirine ahenkle çarpan zincirler kendi gürültülerinden daha boğuk olan bu şarkıya bir orkestra gibi eşlik ediyordu. Zihnimde bir Sabbath ayinini canlandırmak istesem bundan daha mükemmel, daha korkunç bir görüntü oluşamazdı.
Hiçbir şey bana önceki gibi görünmüyordu. Bu ışıklı geniş pencereler, bu güzel güneş, bu mavi gökyüzü, bu güzel çiçek artık bir kefenin rengi gibi beyaz ve solgundu. Yüzümü görebilmek için itişip kakışan bu adamlar, bu kadınlar, bu çocuklar artık hayaletlere benziyorlardı.