İnsan tek bilmediği şeyin bilmediği olduğunu bildiğini zannettiğinde hatta “bize bildirdiğinden başka ne bilebiliriz ki?” anlamına vardığında bilginin sınırsız bir hazine olduğunu anladığını zanneder. Bilmediğini bilmek...
Bize uyanmamızı söyleyenler zımnen uyuduğumuzu da dile getirdikleri için bizim için pek sevimli olmazlar. Ama bize düşüncelerimizin uyanık, kendimizin de aydınlanmış bulunduğunu ima eden veya açıkça söyleyen herkes hoşumuza gider. Çünkü önümüzde girişmemiz gereken bir zahmet, çekmemiz gereken bir sıkıntı yoktur. Doğrusu elimize geçmiştir artık. Buna karşılık birisi kalkıp bugüne kadar yanlış düşündüğümüzü, boşuna hayat geçirdiğimizi söylese kendimiz huzursuz olduğumuz gibi, bunu söyleyene de husumet duyarız. Çünkü eğer söylediğini kabul edersek yeni çabalara atılmamız, kollarımızı sıvayıp bazı işleri başarmamız gerekecektir. Üstelik yanlış içinde olmak duygularımızı zedeler.
İşte böyle mülahazalarla akılcı genellemeleri çabucak kabul eder, akıllı nasihatleri kulak arkası ederiz. Hegel “Gerçek olan aklidir ve akli olan gerçektir.” dediyse bu, mevcut varlığımızı hem maddî, hem manevi yönüyle pohpohlar. Acaba uyandırır mı bizi? Hiç sanmam.
Şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana Ya Rabbi!
taşınacak suyu göster, kırılacak odunu
kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde
bileyim hangi suyun sakasıyım Ya Rabbel Alemin!
tütmesi gereken ocak nerde?
Eğer şiir anlatılamayan bir şeyin anlaşılır kılınmasında bir görev üstlenmişse, Kötü Şiirlerden başlayarak yazdıklarım tarih sırasıyla, yani Sevgilime İftira (hayata iftira demektir bu), Kanla Kirlenmiş Evrak, Karlı Bir Gece Vakti, Propaganda, Tabrik, Çözülmüş Bir Sırrın Üzüntüsü, Esenlik Bildirisi, Amentü sırası gözetilerek okunursa yaşadığım geçiş sürecinin işaretleri farkedilebilir. Gerçi bu işaretler çok gerilere uzanarak da bulunmaz değil ancak arayışımın en belirgin dönemi bu şiirleri yazdığım günlere denk düşmektedir.
Benim masalım kısaca şöyle: “Bir varmış bir yokmuş. Bir şair İsmet Özel varmış. İyi şiirler yazarmış. Nasıl olmuşsa bu İsmet bir gün komünist olmuş. Derken efendim, bir komünist olarak da iyi şiirler yazmayı başarmış ve hatta böylelikle yıldızı parlamış. Gel zaman git zaman, İsmet Özel'in duyguları, düşünceleri, inançları değişmiş (masalın her varyasyonunda bu değişmenin sebepleri muhtelif) ve Müslümanlığı bir hayat yolu olarak benimsemiş. Ama işe bakın ki adam iyi şiirler yazmaya devam etmiş. Eh, o erdiyse muradına, biz de çıkabiliriz kerevetine.”