Kitap çok güzel, çok sevdim.
Olaylar sürükleyici ve duygusal açıdan yoğun, sıradan şeyler anlatılmasına rağmen, anlatımı yazı üzerinde ilgi uyandırıyor.
Bir vakte erdi ki bizim günümüz
Yigit belli değil mert belli değil
Herkes yarasına derman arıyor
Devâ belli değil dert belli değil
Adalet kalmadı hep zuliüm doldu
Geçti bu baharın gülleri soldu
Dünyann gidişi acaip oldu
Koyun belli değil kurt belli değil
Çerh bozulmuş dünya ıslah olmuyor
Fukara ehlinin yüzü gülmüyor
Ruhsatı de ne dediğin bilmiyor
Yazı belli değil hat belli değil.
Derken Ayla değirmi çehresi, kestane rengi saçları ile köşeden çıkardı.
Savcının kızı Ayla.
Mektebin en güzel kızı Ayla
Celal' in elleri titremeye başlar, boncuklar pıtır pıtır pencere boşluğuna yuvarlanır, ben nefesimi
tutarım, çok gergin bir durum olurdu.
Kız ikimizi birden yakmaya ahdetmiş gibi meraklı bir gülümsemeyle bizi süzüp geçerdi. Nihayet köşeyi döner ve kaybolur, Celal'le birlikte zor tuttuğumuz nefesleri boşaltırdık. Birbirimizin yüzüne bir süre bakar ve yeniden Ayla'nın kaybolduğu
köşeye dönerdik.
Sanki o köşede bir iz, bir koku, bir renk kalmış
gibi. Celal uzun zaman kendine gelemez, ipliğe
boncuk takamazdı.
Neden sonra ben "Yahu ağzımız kurudu, bahçeden bir şeyler koparıp da geleyim" diye bir bahane uydurur kalkardım.