Çünkü öfkeli insan ve kendi dişleriyle kendini (ya da bunun ikamesi olarak dünyayı, tanrıyı ya da toplu mu) parçalayıp yırtan her kimse, gerçi ahlaksal açıdan düşünüldüğünde, gülen ve kendinden hoşnut bir satirden daha yukarıda durabilir, ama başka her anlamda daha sıradan, daha önemsiz, öğrenmeye daha kapalı vakadır. Hiç kimse öfkelenmiş biri kadar çok yalan söylemez. İyinin ve Kötünün ÖtesindeFriedrich Nietzsche
satir: Eski Yunan mitolojisindeki satirler, doğa ruhlarıdır ve yarı insan yarı keçi olarak tasvir edilirler. Satirler, genellikle neşeli, şehvet düşkünü, içki içen, eğlenceye düşkün varlıklar olarak bilinir. Dionysos’un (şarap ve eğlence tanrısının) takipçileri arasında yer alırlar.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"...diğerleri ise tam tersine hiçbir sorumluluk almak, hiçbir şeyde suçlu olmak istemezler ve içsel bir kendini-aşağılamadan ötürü, kendi sorumluluklarını herhangi bir yere atabilmeyi isterler. Bu sonuncular, kitap yazdıklarında günümüzde canileri kollamaya eğilim gösteriyorlar; bir tür sosyalist merhamet en sevdikleri kamuflajdır." Friedrich Nietzscheİyinin ve Kötünün Ötesinde
Herkes etrafına baksın ve hangi Kastta olduğunu belirlesin (meslek, grup, sosyal sınıf) kendinden olanları cani de olsa korusun ve diğer zavallılara aman vermesin. Meslektaşlarınız hata mı yaptı suçu ölene atın. Ne olursa olsun grubunuzu koruyun. Çok yaşasın Sınıfsal vicdanlı Türk Milleti.
"İnsanın hiçbir şey göremediği ve tutamadığı yerde arayacak bir şeyi de yoktur" - bu elbette Platoncu buyruktan farklıdır, ama daha çok kaba iş ortaya koymaları gereken geleceğin kaba, çalışkan mekanikçileri ve köprü inşaatçıları soyu için tam da doğru buyruk olabilir. İyinin ve Kötünün ÖtesindeFriedrich Nietzsche
Platonun idealar dünyasında "iyi" ve "güzeli" aramanın günümüzün kaba ve çalışkan insanları için bir önemi var mı ? Güzel bir tablo, güzel bir heykel, güzel bir müzik elle de tutulmuyor karın da doyurmuyor. O halde yaşadığımız şehri güzel tutmanın, heykellerle güzelleştirmenin, göze ve kalbe hoş gelen sokaklarda evlerde oturmak gibi boş ve anlamsız(!) isteklerin günümüzün zeki, çalışkan ve kaba insanları için niye bir önemi olsun ?
TANRIM
Tanrım bana sabır ver
Tahammülüm yok artık
Gözüme bir perde ger
Tahammülüm yok artık.
Bu deliler âlemi
Büktü benim belimi
Bu bitmeyen elemi
Tanrım doldur çilemi
“34. servisten G...K...”
Akıl Hastalarının Yazdıkları Şiirler « İNİLTİ »
Bedia Tuncer