Bir şey söyle, bana bir dokun Oliver. Bana biraz uzun bakarsan gözlerimden akan yaşları görürsün. Gece kapımı çal ve senin için aralık bırakıp bırakmadığımı gör. İçeri gir. Yatağımda daima boş yer var.
“Tıpkı büyükler gibi konuşuyorsun!”
Bu sözler beni biraz utandırmıştı. O ise acımadan sözünü tamamladı:
“Her şeyi birbirine karıştırıyorsun, karmakarışık ediyorsun.”
Deseniz ki, “Kırmızı kiremitli güzel bir ev gördüm. Pencerelerinde saksılar, çatısında kumrular vardı.” Bir türlü gözlerinin önüne getiremezler bu evi. Ama, “Yüz bin liralık bir ev gördüm,” deyin, bakın nasıl “Aman ne güzel ev!” diye haykıracaklardır.