Suriye ve Ortadoğu gündemine özel üstaddan harika bir söylem... Bediüzzaman Said Nursî
Malûmdur ki, iki kahraman birbiriyle boğuşurken, bir çocuk ikisini de dövebilir. Bir mizanda iki dağ birbirine karşı muvazenede bulunsa, bir küçük taş, muvazenelerini bozup onlarla oynayabilir birini yukarı, birini aşağı indirir. İşte, ey ehl-i iman! İhtiraslarınızdan ve husumetkârâne tarafgirliklerinizden, kuvvetiniz hiçe iner az bir kuvvetle ezilebilirsiniz. Hayat-ı içtimaiyenizle alâkanız varsa, "Mü’min mü’min için, parçaları birbirini destekleyen bir bina gibidir."(Buhari) düstur-u âliyeyi düstur-u hayat yapınız, sefalet-i dünyevîden ve şekavet-i uhreviyeden kurtulunuz.» (Mektubat sh: 270)
Esasat-ı Nuriye
"Allah'ın bir kulu vardı; Allah ona bu fani dünya ile kendi yüce katı arasında bir tercihte bulunma imkânı verdi; bu kul da Allah'ın yüce katını tercih etti."
Ebû Bekir bunun mânasını derhal anladı ve Muhammed (AS)'in kendi şahsından bahsettiğini fark etti; ağlamaya başlayıp şöyle dedi: "Ya Muhammed! Canımız ve ana-babamız sana fedâ olsun!" Muhammed (AS) şöyle karşılık verdi:
"Sus, ey Ebû Bekir!"