İnsan, çektiği ıstırap nispetinde zevk duyar: Ne kadar acıkırsa yemekten, ne kadar yorulursa dinlenmekten, ne kadar ararsa bulmaktan o derece zevk alır. İhtiyaç ve ıstırapla muvaffakiyet ve saadet arasındaki bu riyazî tenasüp, bütün insanlar arasında tam ve ezeli bir müsavat temin etmiştir. Eğer bir adamın hayatında duyduğu haz ve keder yekûnları hesap edilecek olursa görülecektir ki hiç kimse kimseden daha fazla ne mesut ne de bedbahttır.
Niçin insanlar birbirilerine karşı açık yürekli davranmıyor? Neden en iyi insan bile karşısındakinden bir şeyler gizliyor. Bütün düşündüklerini açıklamıyor?
"Kalbe kalp denilmesinin sebebi çok değişken olduğundandır. Kalbin misali çöldeki bir ağacın üzerinde asılı kalan kuş tüyünün misali gibidir. Rüzgâr onu oraya buraya savurur." Kalp, Rahman'ın ilhamına açık olacak kadar mümin ve âlim; şer güçlerin oyunlarına, Şeytan'ın vesveselerine sinesini açacak kadar münkir ve cahil, hem çok sabit, çok azimli, çok kararlı hem de çok değişken, çok dönüşken, çok kararsızdır. Zaten kalbe kalp denilmesi bu özelliklerinden kaynaklıdır.