Ne gam dünyâ rakîb olsa seninle yâr iken dil-dâr
Bahâne hâr ise handeyle güller arz eder dîdâr
Eğer yâr seninle ise, yâr sana yakınsa, seni görüyorsa, sen onu görüyorsan, bütün dünya rakip olsa ne gam. Kimse kıymet bilmesin, kimse sevmesin, herkes kötülesin. Eğer senin ağlamana bahane dikenlerse, yani onu bahane edip ağlıyorsan bu da geçersiz, çünkü güller, diken olsa bile tebessümle, gülüşlerle sana yüzünü arz ediyor. Sen sevgiliyi gördükten sonra diken olsa ne olur? Yani acıya, ızdıraba karşı bir bigânelik, hiçe sayma, yok sayma vaziyeti.
Yoluna cân fedâdır ser değil çeşm-i hünkârın
Kabûl olmaz hayf kim armağânı bu dil-efgârın
Nedir bu rütbe hengâmın abesdir bî-sebeb zârın
Yeşil yaprağ ile olsun seni tekrîm eder yârın
Yerin gülşen nedîmin gül bu feryâdın nedir bülbül
Ben, sevgili yoluna başı değil canı feda ettim. Buna rağmen bu armağanım kabul edilmiyor. İltifat görmüyorum. Yok sayılıyorum. Senin gibi, sevgilimle göz göze değilim. Aynı dalda değilim. Ona bakamıyorum. O da beni görmüyor. Dönüp bakmıyor zaten, tenezzül etmiyor. Nedir bu hâller, ufacık bir şeysin zaten. Senin bu sebepsiz ağlayışların yerinde değil. Senin sevgilin sana hiçbir şey vermiyorsa bile yeşil yaprağını esirgemiyor ya. Bizde o da yok. Yerin gül bahçesi, dostun da gül. Ey bülbül, senin bu feryadın neden?