“Eylemsizlik bizi insan yapan şeydir. Sessizlik olmadan yeni bir barbarlık ortaya çıkar. Sessizlik konuşmayı derinleştirir. Sessizlik olmadan müzik olmaz, sadece gürültü ve ses olur. Oyun güzelliğin özüdür. Sadece uyaran ve tepki, ihtiyaç ve tatmin, sorun ve çözüm, amaç ve eylem şemasının hüküm sürdüğü yerde, yaşam hayatta kalmaya, çıplak hayvan yaşamına dönüşür. Yaşam, görkemini yalnızca eylemsizlikten alır. Bir varlık olarak eylemsizliği kaybedersek, sadece çalışması gereken bir makineye benzeriz. Gerçek yaşam, hayatta kalma kaygısının, salt yaşamanın zorluğunun sona erdiği anda başlar. İnsan çabasının nihai amacı eylemsizliktir.”
“Giderek ‘mekaniğin aptallığına göre taş nasıl yuvarlanırsa öyle yuvarlanan’ aktif insanlara benziyoruz. Hayatı yalnızca iş ve performans açısından algıladığımız için, eylemsizliği mümkün olduğunca çabuk giderilmesi gereken bir eksiklik olarak görüyoruz. İnsan varlığı tamamen etkinlik tarafından emilir. Bu da onu sömürülebilir hale getirir. Bir yetersizlik değil, bir reddetme değil, sadece bir etkinlik yokluğu değil, kendi başına bir kapasite olan eylemsizlik duygusunu kaybediyoruz.”
İnsanların ‘mahremiyetlerini’ kendi elleriyle ‘ötekilere’ teslim etmesini anlatan ve bu düzeni eleştiren bir kitap. Yazar özetle; eskiden insanları gözetlemek özgürlükleri kısıtlayan bir davranış olarak görülüyorken, şimdi artık bireyler özgürlüklerini gönüllü bir şekilde baltalıyorlar ve enformasyon batağının bir parçası haline geliyorlar, diyor. İnsanların aynılaştığı, ilişkilerin özlerini ve ruhlarını yitirdiği gibi vurgularda da bulunuyor yazar. Oldukça sert eleştirilerde bulunan, insanı kendi hayatını ve davranışlarını sorgulamaya iten kısa ama vurucu bir kitaptı.
Birazcık sır ve mahremiyet her zaman iyidir. Kitap bunu hatırlattı.
Şeffaflık ToplumuByung-Chul Han · Metis Yayıncılık · 20243,336 okunma