Yunus Sûresi, 107
"Eğer Allah sana bir zarar dokundurursa, onu yine O’ndan başka giderecek yoktur. Eğer sana bir hayır dilerse, O’nun keremini geri çevirecek de yoktur. O, hayrını kullarından dilediğine eriştirir. Ve O bağışlayandır, esirgeyendir."
Alıntı
AURÉLIA AURÉLIA
Aurélia. Şimdiki zamanda, burada. Détruire'in (Yıkmak, Diyor Kadın) Alissa'sı gibi, ikisi de hep on sekiz yaşında. Yazıyı Aurélia ile yeni baştan buluyorum. Aurélia her yerde, dört bir yandan yazıyor. Aurélia Steiner'den sonra artık bir daha yazamam, yazıyı yitiririm, sağ kalmayı başaran bu kadınla konuşmazsam yazıyı yitiririm. O burada olmazsa, gece gündüz, her an burada, hazır, ondan başka şeyi, her şeyi görmeme engel olmazsa eğer, hiçbir şey olamıyor. Yazamıyorum. Aurélia ile kapanıp bir buçuk ay geçirdim. Kalkıp Aurélia'nın denizini, Aurélia'nın gözlerini görüyordum; Vancouver'i görüyordum; denizin, Aurélia'nın çığlıklarıyla, onun uykusuyla uyuduğunu, çığlıklar attığını görüyordum. Yeşil Gözler Marguerite Duras sayfa: 20
1000Kitap
Reklam
Neden Suskunum
"Niye suskunsun?" dediler. "Söylemekten vazgeçtim." dedim. "Neden vazgeçtin?" dediler. "Sözlerimin bir kıymet-i harbiyesi yoktu da ondan." dedim. "Peki sonuç ne oldu yani?" dediler. "Söylenmemiş sözleri biriktirdim yıllardır." dedim. "Nasıl sözlermiş bunlar?" dediler. "Boğazda düğüm olmuş; ne yutulmuş, ne de unutulmuş sözler." dedim. "E sana ne faydası olacak ki bunların?" dediler. "Tohum sadece düşer toprağa, fayda beklemez." dedim. "Ooo... Ölme eşeğim ölme!" dediler. "Kör ölünce badem gözlü oluyormuş ya..." dedim. "Sen kör müsün?" dediler.
Şiir
iç döküş
Zorlu günlerden geçtin sevgili kendim. Çaresizlik, gözyaşı, tasa, keder, hastalık, aşk adeta bir çığ gibi yağdı üzerine. Bazen geceleri gözüne uyku girmedi, bazen bir gündüz vakti yeryüzünde hiçbir yere sığamadın. Bağırmak istedin, haykırmak istedin, acını, kederini paylaşmak istedin ama paylaşamadın, bağıramadın. Gözyaşların aktı bir bir, sessizce göklere dua bıraktın. Günler devam ederken, devam ettirmen gereken şeyler oldu, çok zorlandın ama bir şekilde devam ettirdin ve başardın. Sonra seni sevmeyen birine gönül verdin, ondan defalarca vazgeçmek istedin ama olmadı. Günler böyle sürüp gitti. Hatalarınla, doğrularınla, başarı ve başarısızlıklarınla bazı şeyleri geride bıraktın. Biliyor musun seni çok güçlü görüyorum ama aynı zamanda güçsüz. Sana çoğu vakit kızıyorum, bunca zorluklara göğüs gerip yıkılmazken, duygusallığından ötürü bir çift söze yıkılıyorsun ve yıkıyorsun. Yorgunsun sevgili kendim biliyorum ve hayatında hala kabullenemediğin şeyler var bunun da farkındayım ama artık kabullensen ya, belki her şey çok daha iyi olur. Bir de bu kadar ince düşünmeyi keşke bıraksan ve kalın düşünmeyi öğrensen. Çünkü kendine çok zarar veriyorsun, ben çok üzülüyorum. Seni çok seviyorum ve inanıyorum ki zamanla her şey daha iyi olacak. Buna sende inan...
Duygu ve Düşünce
“Bu gece günceme yazacaktım; Ateşten eli yanan kadının ateşi sevmediğini ama ondan kaçmadığını.”
Atatürk'ten Son Mektup
Siz beni halâ anlayamadınız. Ve anlamayacaksınız çağlarca da... Hep tutturmuş 'Yıl 1919, Mayıs'ın 19'u' diyorsunuz. Ve eskimiş sözlerle beni övüyor, övüyorsunuz. Mustafa Kemâl'i anlamak bu değil, Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil.Bırakın o altın yaprağı artık, Bırakın rahat etsin anılarda şehitler. Siz bana, neler yaptınız ondan haber verin. Hakkından gelebildiniz mi yokluğun, sefaletin? Mustafa Kemâl'i anlamak yerinde saymak değil. Mustafa Kemâl'in ülküsü, sadece söz değil.Bana muştular getirin bir daha, Uygar uluslara eşit yeni buluşlardan... Kuru söz değil, iş istiyorum sizden anladınız mı? Uzaya Türk adını Atatürk kapsülüyle yazdınız mı? Mustafa Kemâl'i anlamak avunmak değil, Mustafa Kemâl'in ülküsü, sadece söz değil.Hâlâ, o, acıklı ağıtlar dudaklarınızda, Hâlâ oturmuş, 10 Kasımlarda bana ağlıyorsunuz. Uyanın artık diyorum, uyanın, uyanın! Uluslar, keşfe çıkıyor, uzak dünyaların... Mustafa Kemâl'i anlamak göz boyamak değil, Mustafa Kemâl'in ülküsü, sadece söz değil..Beni seviyorsanız eğer ve anlıyorsanız; Laboratuvarlarda sabahlayın, kahvelerde değil. Bilim ağartsın saçlarınızı... Kitaplar... Ancak, böyle aydınlanır o sonsuz karanlıklar... Mustafa Kemâl'i anlamak ağlamak değil, Mustafa Kemâl'in ülküsü, sadece söz değil.Demokrasiyi getirmiştim size, özgürlüğü.. Görüyorum ki, hâlâ aynı yerdesiniz, hiç ilerlememiş, Birbirinize düşmüşsünüz, halka eğilmek dururken. Hani köylerde ışık, hani bolluk, hani kaygısız gülen? Mustafa Kemâl'i anlamak itişmek değil,
Alıntı
Reklam
Reklam