“Dünyadaki her yurttaşla, her yoksulla, her mazlumla bir aidiyet ilişkisi kurabilecek kadar kendimi yonttum.” - Sırrı Süreyya Önder
Duygu ve Düşünce
Murat Ağırel - Son Söz
Siz güne başlarken evinize nasıl ekmek götüreceğinizin derdinin verdiği düşünce ile yanıp tutuşurken, ilk kitap ve şimdi bu kitapta anlattığım olayların kahramanları ne kadar milliyetçi, ne kadar dindar olduklarından bahsedip ona buna türlü ithamlarda bulunuyorlar. İnsanların "milli" ve "dini" hassasiyetlerini kullanarak bu dünyayı kendileri ve yandaşları için cennete, doğru dürüst yaşayan insanlar için cehenneme çeviren bu din tüccarları her dönemde halkın sırtına bir sülük gibi yapıştılar, yapışmaya devam edecekler. Asıl olan, halkın bu duyguları kullanarak kendisini sömürülmesine izin vermemesidir. Değerli okurlar... Yolsuzluk, bazılarına diğerlerinden daha fazla çıkar sağladığı ve kamu kaynaklarının ve hizmetlerin haksız dağılımına yol açtığı için ekonomiyi, yasal ve siyasal düzeni bozar. Sonuç olarak, yolsuzluk yoksulluğu kat kat artırmakta ve yoksulluk yaratmaktadır. Fakirliğimizin temel sebebi yolsuzluktur. Son 20 yılda binlerce zengin ortaya çıkarken nasıl oldu da milyonlar fakirleşti sanıyorsunuz? Ankara özelinde düşünelim... Sadece yolsuzluk mu? 15 temmuz günü halkın üzerine ateş açan, TBMM'yi bombalayan fetö mensuplarını besleyen, büyüten, mali açıdan her isteklerini yerine getiren hatta iddiaya göre belediyeyi onlara teslim edenlere ne diyeceğiz? Ve bu kişiler hala sıkılmadan ona buna fetö'cü, o'cu bu'cu diye ithamlarda bulunuyor. Büyük Önder Atatürk'ün dediği gibi tek rehberimiz akıl ve bilim olmalı. Oysa yüzyıllardır, asalaklar ve çıkarcılar, ne zaman fırsatını bulsalar din ve hamasetle devletin kaynaklarını sömürmeye çalışıyorlar. Bugün işlerine gelmeyen herkesi hainlikle suçluyorlar. Neredeyse muhalefet eden herkesi suçlu ilan ediyorlar. İnançları kendi siyasi emellerine alet edip salt iktidar ve güç için pervasızca dinbazlık yapanlar asıl
Alıntı
Reklam
22/03/2004
Ey Şehid "Bırakin Savaşçı Onuruyla Ölelim!" dedin ve vallahi onurunla Rabbine kavuştun. Allah Şehadetini kabul etsin Ey direnip ileri atılan ve kaçmayan, Allah Şehadetini kabul etsin Ey Resûl'ün emanetine sahip çıkan, Allah Şehadetini kabul etsin Ey şehid'ler kervanına yolcu olan, Allah Şehadetini kabul etsin Ey ebedi saadete kavuşan... Allah Şehadetini kabul etsin Ey Şeyh, Ey yiğit, Ey direnişin mimarı, Ey Ümmet'in onuru, Ey server, Ey önder, Ey lider, Ey rehber.. "Allah'ım! Ümmetin suskunluğunu sana şikayet ediyorum!" dedin.. Şehid olup Rabbine kavuşan,
Filistin
📌Çanakkale Gazisi Ali DEMİREL🇹🇷 ➖️"Çanakkale'de düşman mevzileri bize çok yakındılar. Bomba atarlardı bizim mevzilerimize. Soğan filan da attılar.Bir gün düşmandan, düşman mevzilerine yaptığımız bir hücumdan, bir aynalı tüfek ele geçirmiştik. Bizim mevzilerin yanında bir tünel vardı.O tünelin içinde düşmandan ele geçirdiğimiz tüfeğe baka baka bizim tüfeklere de ayna takmıştım. Her mangaya bir tane aynalı tüfek dağılmıştı benim yaptıklarımdan. Tüfeğin namlusuna önlü arkalı iki ayna koyardım. Siperden kafanı çıkarmadan aynalara bakıp düşmanı görürdün. Gavur bizim üzerimize çıkınca biz de hücum etmiştik. O hücumda katırların yanına kadar vardık. O sırada yan ateşine tuttu bizi kafir. Elimdeki tüfeğin kundağı filan paralandı da, bir demiri kaldı elimde. O gün kalçalarımdan yaralandım. Bak şimdi yürüyemiyorum.Paralandı her yanım.Şarapnel parçaları denk geldi bana. Yaralanınca, Demetoka Hastanesi’ne yolladılar. Üç ay hastanede yattım. Sonra, çıkınca tekrar eski birliğime döndüm. Hastaneden dönünce, ben hep aynalı tüfek işine baktım. Alay Kumandanı beni mevziiye sokmadı da, aynalı tüfek işine ayırdı… Hasta da oldum. Hava değişimine gönderdiler köye. Üç ay sonra tekrar Çanakkale’ye gittim. Beni bu sefer 24. Fırka’ya verdiler. İstanbul’a gittik. Giydirdiler, kuşattılar, Haydarpaşa’dan bindirdiler trene. Kapattılar kapaklarını trenin, hadi bakalım Arabistan’a. Gavurdağları’ndan sonra tren yok. 70 gün yol gittik,yürüye yürüye. Ben yürüyemiyorum, zaten bacaklarımdan yara almıştım Çanakkale’de... Biner kişilik kafileler halinde 8 gün yol yürüdük, vardık Mısır toprağına, Kanal'a, İsmailiye’ye. 12 tel örgü vardı. Üç biner kişi vardı.Ben 4. tel örgüdeydim. İki sene esir kaldım İngiliz’in elinde... Çok beygir eti yedik, İngilizler bir kere bize koyun eti verdiler.Geri kalan
İçerde çürür umarım.
Manisa Turgutlu’da bir lisede görev yapan felsefe öğretmeni, derste Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk hakkında “pedofili, sarhoş, karı kız düşkünü” gibi alçakça iftira ve hakaretlerde bulundu. 11 öğrenci okul yönetimine resmi şikayette bulundu. Şahıs hakkında daha önce de öğrencilere yönelik şiddet ve küfür iddiaları bulunduğu bildirildi. (Cumhuriyet - Taylan Gülkanat)

Rukiye

@Ruyasadece
·
5816 sayılı Kemalizm kanunu nedeniyle bayram arefesinde tutuklanan 35 yıllık felsefe öğretmeni Ramazan Hoca için sessiz kalma. Ramazan Hoca’nın vakur duruşu, aslında hepimizin vicdan aynasıdır. Bugün sessiz kalmak, yarın dilsiz kalmaktır." #ramazanhocayaözgürlük🇹🇷🇵🇸
Delilik
Peki delilik mi yoksa cahillik mi desek. Delilik cahilliği yenmiştir diyebiliriz. Çünkü delilik cahilliği Önder yapmaz ama cahillik deliliği Önder yapabilir. Hatta yapmış ve yapıyor da. Peki nedir cahillik.. cahillik öz eleştiri verememek. Kendini doğru sanmak. Gerçekliklerden kaçınmaktır.
Edebiyat
Reklam
Reklam